BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

IŞIKLARI KAPATMAMIZ İÇİN…
  • ALİÖZKANLI
    • ALİ ÖZKANLI
    • aliozkanl@kayserihakimiyet2000.com
    • 13 Kasım 2017 - 10:59:48

IŞIKLARI UZUN SÜRE KAPATMAMIZ
İÇİN BİZE PARA TEKLİF EDİYORLARDI!
Rehberlikle ilgili katıldığım bir kursta öğrencilerle ilgili sorunlar, öğrenci davranışları ve çözüm yolları tartışılmış, ilginç konular gündeme gelmişti. Benim için çok faydalı bir kurs olmuş, toplantıdan epeyce yararlanmıştım.
Bir gün öğrenci davranışlarını tartışırken, öğrencileri takip etmenin yararı, takip ve kontrol yapılmadığı zaman çok yanlış davranışlar yapılabileceği üzerinde duruluyordu. Bir öğretmen arkadaşımızın bazı öğrencilerin ahlâk dışı davranışlarıyla ilgili sorusu üzerine kursu veren uzman arkadaş ilginç şeyler söyledi.
“Çalıştığım okul çevresindeki bir eğlence yerinde çalışanlardan biri ile konuşmaları sırasında görevlinin; “Eğlence arasında kısa aralıklarla ışıkları kapatıp açıyorduk. Bazı öğrenciler para vererek ışıkları uzun süre kapatmamızı istiyorlardı.” dediğini söyledi.
FİRDEVSÎ: “Gençlik ilkbahar gibidir, yaşlılık ise kışa benzer. Öyle bir kış ki, arkasından bahar gelmez.” NİZAMÎ: “Gidenler birçok şey ekmiştir bize, biz de ekmeliyiz genç neslimize.”
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL: “Gençlik tutulmaz elle, geçirme boş emelle.” Sezai KARAKOÇ: “Gençliğe kendi anladıkları dil ve kavramlarla seslenmek bir zarurettir. Yeter ki o dil ve kavramlar kendi medeniyet ve kültürümüzün çizdiği idealden gelen bir özle dolmuş olsun.”
İmam-ı RABBANÎ: “Vakitlerin en şereflisi olan gençlik çağı, amellerin en faziletlileri için harcanmalıdır.” diyor.
Fikir dünyamızın yıldızlarından merhum Nurettin TOPÇU: “Bizde gizlenmiş bir Allah sesi var. Ona kalp diyoruz. Onun yapısı arzu ve haset olan etle, zulüm ve kuvvet olan kemikten başkadır… Kalp sonu olmayan gençliktir; korku bilmeyen ölümsüzlüktür.
Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşatma aşkına gönül veren sabırlı, azimli, gösterişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri olacaktır. Bu ruh cephesinin işçilerinin ilk ve önemli işi insan yetiştirmektir. Bu davaya hizmet eden gençler mükâfatı hizmet ettikleri insanlardan değil, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin yankılarını yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir…
Türkiye şu temeller üzerinde kurulacak. Anadolu’nun toprağından kaynayan bir kan, insanlık için harcanan emek, bin yıllık bir tarih, otoriteli bir devlet ve sonsuzluğa inanmış bir ruh” diyor.
Nurettin TOPÇU, Paris Sorbon Üniversitesinde en başarılı doktora tezini verip felsefe jürisi tarafından birinci seçilen ilk Türk öğrencisi olmuştur. Okulun kurallarına göre birinci olanın her istediği yapılmaktadır. TOPÇU’ ya ödül olarak ne istediğini sorduklarında ne bir altın saat, ne mavi yolculuk, ne de istediği ülkeye seyahati tercih etmez. Sadece;
“ Sorbon Üniversitesinin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum.” der.
Bunu duyan profesörler hayret ve hayranlık içinde kalırlar. Vatan ve bayrak sevgisinin, gurbetteki bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür.
Çocuklarımızın duyguları, düşünceleri ve karar verme arzuları vardır. Ona değer verdiğimizi hissettirerek konuşmalı, yapmak istediklerine gücü yetmediği noktada destek olmalıyız. Bağımsız, hür, çevreyi tanımak ve öğrenmek isteyen bir insan olmasına izin vermeliyiz. Dünyayı yönlendiren insanlar hep bu şekilde yetişmemiş midir? Özgür düşünemeyen, istediğini yapamayan kişiler sadece topluluk içinde bir ferttir. Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak istiyorsak gerektiğinde risk alabilen cesaretli bir yapıda yetiştirmek zorundayız.
ÇOCUĞUNU LİSEDE ARAYAN VELİ
Konumuzla ilgili yaşadığım bir olayı ders çıkarılmasını ümidiyle anlatmak istiyorum. Anlatınca “Hocam, bu kadarı da olur mu? Bir veli bu kadar da mı ilgisiz olur?” diyeceğinizi duyar gibi oluyorum.
Çocuğunu lisede arayıp da bulamayan, ilköğretimi bizde okuduğunu hatırlayabilen velimiz okula geliyor. Görüşmeyi yapan müdür başyardımcımız beni çağırttı. Veliye “Hoş geldin” dedikten sonra konuşmaya başladık. Çocuğunu lisede arayıp bulamayan velimizin çocuğu bizde 8. sınıfta bile değil, daha 7. sınıfta okuyordu şayet buna okuma denirse.
“Hocam, herhalde şaka yapıyorsunuz, bu kadar da olmaz diyeceksiniz.” ama biz bunu yaşadık. Veli ile aramızda şöyle bir konuşma geçti. Okula en son ne zaman geldiğini sordum. “Herhalde 3–4 yıl oldu hocam.” dedi. Sevgili okuyucularım, herhalde başka bir şey anlatmama gerek yok diye düşünüyorum. Okul idaresinin defalarca aileye mektup göndermesine rağmen aile ile görüşme imkânı olmamış.
Okula 4 yılda uğrayan bir veliden ne bekleyebiliriz? Bu çocuk şimdiye kadar hiç karne almadı mı? Bu çocuğun kitaplarına merak edip de sayın velimiz hiç bakmadı mı? Herhalde bakmamıştır ki bu garip, ağlanacak durumla karşılaşmıştır. Çocuğumuzla ilgilenmezsek bu gibi durumlarla her an bizler de karşılaşabiliriz. Bugün toplumda başıboş gezen, evden kaçarak kirli işlere bulaşanların çoğu, ailelerinden gereken sevgi ve ilgiyi görmeyen çocuklardır. Sevgisizlik, en önemlisi de iletişimsizlik hiç de arzu edilmeyen felaketleri hazırlamaktadır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz