AMATÖR SPOR HAFTASI HENTBOL MÜSABAKALARI SONA ERDİ

AMATÖR SPOR HAFTASI HENTBOL MÜSABAKALARI SONA ERDİ

KOCASİNAN’DA ULUSLARARASI FUTBOL TURNUVASI

KOCASİNAN’DA ULUSLARARASI FUTBOL TURNUVASI

KAYSERİSPOR, KONYA MAÇI İLE YARALARINI SARACAK

KAYSERİSPOR, KONYA MAÇI İLE YARALARINI SARACAK

KAYMAKAM DURU, ÖĞRENCİLERE BAŞARININ SIRRINI ANLATTI

KAYMAKAM DURU, ÖĞRENCİLERE BAŞARININ SIRRINI ANLATTI

UYUŞTURUCU OPERASYONU: 5 GÖZALTI

UYUŞTURUCU OPERASYONU: 5 GÖZALTI

İSTİHBARAT & DEVLET
  • EMRAHBEKÇİ
    • EMRAH BEKÇİ
    • EBEKCi@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Ağustos 2016 - 17:41:33

Efendim!
Öncelikle bütün okurlarımıza selam ederek başlamak istiyorum.
Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere, ‘’Devlet’’ ve ‘’Haber alma-İstihbarat’’ konularını irdeleyip, günümüzde vatanımız misakında yaşanan vahim olaylara değinmek istiyorum. Öncelikle ‘’Devlet’’ kavramı üzerinde durmakta fayda görüyorum.
‘’Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.’’ İşte ‘’Devlet’’in tarifi bu şekilde.
Devletin olması için gereken en önemli materyal ‘’Toprak’’. Ve toprak bütünlüğüdür. Yani sınırlarının çizilmiş, hudutlarının belli olması şarttır. Ardından siyasal bir örgütlenme ile bu toprağın idare edilmesi gerekiyor.
Burada ‘’Siyasal Örgütlenme’’ hadisesi ülkemiz için biraz tuhaf denilecek bir halde. İzah edeyim: Devlet tanımındaki siyasal örgütlenmeye atıf, milletin cem halinde bütünlük oluşturması. Yani fertlerin ortak fikirlerini bir siyasi platformda temsil etmeleridir. Edilmesi değildir.
Ülkemizde ise işin icrası çok farklıdır. Madden kuvvetli ve politik olarak ağzı söz yapan azınlık zümre, siyasal bir yapılanmaya girer, ardından kanun ve hükümlere uyum sağlayarak, kendilerinin ve zihinlerinin dehlizlerinde barındırdıkları fikirlerini, milletin tercihine sunarlar.
Akabinde, milleti temsil ve devleti idare edecek heyet vücuda gelmiş olur. Lakin bu heyet, görünüşte kendilerini hukuk ve kanunlara göre uyarlamış yapılardır. Hal böyle olunca, seçimi yapan millet, her şeyin normal ve devlet yapısına uygun olduğunu sanmaktadır. Oysa hakikat çok farklıdır.
Gerçeğin anlaşılması için kısaca bir kurgu aktarmak istiyorum:
Varsayalım; Kayseri’nin sanayi bölgesinde, işleri gayet iyi giden ‘’Tencereci Mustafa Efendi’’. Hayatında yaşamı boyunca ne bir siyasi teşekkülle irtibatı olmuş, ne de siyaset konusunda ilmi bir mesaisi vukuu bulmamıştır. Tencereci Mustafa Efendi’nin hayatı; nohut veya kuru fasulyeyi en az yakıt sarfıyla pişirecek tencereyi ‘nasıl üretir ve nasıl para kazanırım’ derdidir. Bu hal Tencereci Mustafa Efendi’nin işini en iyi yapması ve vatanına olan hizmetin en iyi halidir.
Gün gelir, bizim Tencereci Mustafa Efendi, öyle bir tencere yapar ki, tenceresi bütün yemekleri 10 dakikada pişirir..(!) Ulusal basın ve televizyonlar doğal olarak konuyu manşete taşırlar. Tencereci Mustafa Efendi bir gün televizyondaki söyleşisinde icat ettiği tencereleri anlatırken, kendisine sihirli bir soru sorulur: Mustafa Efendi, tencerelerden kaç para kazanıyorsunuz? Mustafa Efendi hemen cevap verir: aşağı yukarı senelik 3 milyon $..(!)
Bu rakam, genel seçimlere yaklaşan, devletin tanımındaki ‘’Siyasi Örgüt’’lerin, yani partilerin dikkatini çeker. Konuyu parti liderlerine aktarırlar, partilerinden aday olmalarını isterler. Parti lideri, Tencereci Mustafa Efendiyi neden aday yapmaları gerektiğini kendi heyetine son kez sorar. Heyet: Efendim 3 Milyon $ hatırı için derler…(!)
Ve netice: Tencereci Mustafa Efendi, siyasi partinin ilk sırasından aday olur, meclise girer. Ardından kabinede bakan tayin edilir ve devlet tanımı içinde millet adına karar veren kritik koltuğa oturur. Danışmanlar atanır, mercedesler altına verilir, tayyareler hizmetine sunulur, arada bir basın aracılığı ile konuşmalar yapması için okuyacağı metinler hazırlanır…vs..(!)
Yukarıda yazmış olduklarımın hepsi kurgudan ibaret. Gerçekle yakından ilgisi var mı, yok mu bilmiyorum..(!) Ama böyle olduğunu düşünmekten de kendimi alıkoyamıyorum.
**
Gelelim ‘’İstihbarat’’ kelimesine. Kelime anlamı: yeni öğrenilen haberler. Haber alma manasında. Yani bizim Tencereci Mustafa Efendi’nin 3 Milyon $ olduğunun bilgisini alan siyasi parti elemanlarının, konuyu bilip, kendi maddi faydalarını değerlendirmeleri gibi işlerin yürütüldüğü bir alan. Diye bilir miyiz? Deriz..(!)
İstihbarat, gerçekte ise ülkelerin ve devletlerin yaşaması için gerekli olan ‘nefes alma’ sürecidir. Bendenize göre devletin gıdası ‘millet’, barınağı ‘vatan’, nefesi ise ‘İstihbarat’tır. Aksi halde devlet olma olasılığı ortadan kalkar, yerini şiddet, kargaşa, terör ve savaşlar alır.
Güçlü devletler ve milletini yöneten siyasi erkler, ülkelerinin yarınlarını zar atarak değil, bilimsel olarak tesis ettikleri haber alma ağlarıyla kurarlar. Yakın tarihimize göz gezdirdiğimiz vakit, karşımıza soğumamış hali ile ‘’Teşkilat-ı Mahsusa’’ çıkar.
Bendenizde birçok kez Osmanlı İstihbarat Cemiyeti olan Teşkilat-ı Mahsusa günlüklerinden ve hatıratlarından yazılar kaleme almak için okumalar yaptım. Her okuduğum vesika içerisinde, muazzam bir devlet yapılanması ile devleti idare eden millet adına seçilmiş olan fertlerin vatanlarına bağlılığına hayran kaldım.
Geçmişte, Kuzey Afrika’dan, Hindistan içlerine, İspanya’dan Rusya steplerine kadar rüzgârın tesiriyle ağaçtan düşen her yapraktan Osmanlı Devleti’nin haberi olmuş. Bu haberler yüksek zekâ seviyesinde işlenip, devletin dış ve iç siyaseti ile gelecek asırların inşası için zemin oluşturmuştur. Osmanlı Devletinin yeni kurulduğu 1299-1302 tarihleri ‘’Martolos’’ haber alma ağı. Çöküşle birlikte işgal vakitlerinde ise ‘’Teşkilat-ı Mahsusa’’ vazifesini büyük bir itina ile yerine getirmişlerdir.
Günümüzde ise haber alma ve değerlendirme konuları, üniversitelerin teknik fakülte ile sosyoloji ve iletişim bölümünden mezun olmuş, birkaç lisanı okuyup, çeyrek seviyede anlayan, masa başı memuriyetinden öte bir halde değil. Bu tespitim bazı çevreler ve koltuk sahipleri tarafından yadırgana bilir. Lakin bu sözleri buraya harflerle yazan biri olarak değil, bu konuda uzman olduğumu belirterek yazıyorum.
Ülkemizin ve dolayısıyla en çok milletimizin, son zamanlarda yaşamış olduğu, terör ile birlikte ülke yönetimine ve yönetici erklere duymuş oldukları güvensizlik, istihbarat yoksunluğunun ve bu konuda atanan ve vazifeli olanların, bilgisayar başında toplamış oldukları duyumların yetersiz olmasındandır.
İstihbarat; millet içinde yaşayan, halkıyla kaynaşmış, milletin sosyal psikolojik yapısı ile yöresel durumların, etnik yapılarını akli süzgecinden geçiren memurun aldığı ve raporladığı duyumlardır. Ülke dâhilinde tehdit oluşturacak gerek anarşist, gerek ise terörizm eylemi gerçekleştirecek veya gerçekleştirilecek eyleme destek verecek yapıyı, eylemi gerçekleştirmeden önce, millet adına tecrit edilmesi için harekete geçerek, tedbirlerin alınmasına vesile olan duyum ve tahlillerdir.
İstihbarat; teknik olarak %10 masa başında, %90 ise milletin arasında yapılır. Aksi halde, vatan dediğimiz toprak üzerinde her gelen at-it oynatır. Hadiselerin neticesinde, zayi olan millet fertlerini devlet denilen kurum, morga kaldırır. İş işten geçtikten sonra da, en başta yapılacak olan tedbirler alınmaya başlar. Bu durum ise ülkenin çöküşe ve milletinin devletine olan güvenini yoğun bir şekilde zedeler.
**
Yukarıda günümüzdeki hem devlet ve dolayısıyla devleti idare eden siyasi yapılanma. Ve neticesinde istihbarat konularına değinmeye gayret gösterdim. Amacım belki bu yazımı dikkate alan, yazılanları okuyan idari bir istihbaratçının vicdanına tesir etmektir. Hem de ülkemizin yaşadığı hadiselere milletimizin farklı bir pencereden bakmasına vesile olmaktır.
Türkiye, Osmanlı Devleti’nin küllerinden doğmuş. Doğumu sancılı ve yokluklar içinde vaziyete gelmiş. Vatan dediğimiz toprağının üzerinde yaşayan her ferdinin günümüzdeki yaşam hakkı, geçmişte atalarının kanı ile ödenmiştir. Kısacası masa başında zar atıp, falcılık hesabı, kâhin varı istihbarat toplanarak, tahlil yapılacak muz cumhuriyeti değildir.
Ülkemiz, büyüme ile birlikte. Devletin kritik makamlarına işinin ehli olmayan kişi ve kişilerin atamasının yapıldığı yer haline gelmektedir. Bunun nedeni; devletin idare mekanizmalarının, en uç hücresine kadar ‘siyasallaşması’’, ve dolayısıyla da işin ehli olan yapının ise, bu siyasi kirlenmişliğin içinde bulunmak istememeleridir.
Devletimizin yapması gereken ise devletin ana damarlarını oluşturan, sağlık ve güvenlik kurumlarını siyasetten tecrit etmeleridir. Siyasetin dâhil olduğu ‘İstihbarat’ kurumunun önceliği ‘devlet güvenliği’ değil. Parti güvenliğidir. Hal böyle olunca, bu açığı gören farklı devletler, vatan dediğimiz coğrafyada, gerek vakıfları, gerek ise misyonlarıyla at oynatıp, havayı fişek patlatıp, kutlama yapaktadır.
Devletimizin sinir uçlarını oluşturan kurum ve kuruluşlarının başına, siyasi yapılanma ile değişen yöneticiler değil. Vatan ve millet sevgisi ölçülerek, atamaları yapılacak vatan evlatları tayin edilmelidir. Bilinmeli ki; ülkeyi, dolayısıyla devleti payidar kılacak olan bu sinir uçlarıdır. Ülkenin kaderini, halktan bi-haber değil, ‘’Hep Haber’’ olan vatan evlatlarının çoğunluğu belirlemektedir.
Ülkenin ve devletinin yaşını, ‘Vatan Evlatlarının Sayısı’ belirler. Siyasetçilerin işi ise milletin arasından evlat kazanmaktır. Evlat kazanamayan siyasetçiyi ise, tencere fabrikasına geri gönderilmelidir…(!)
Yazımın hitamına gelmişken, terör ve istihbarat noksanlığı nedeniyle yaşamını yitiren, asker, polis, korucu ve sivil vatandaşlarımıza Rabbimden rahmet, acılı ailelerine ve milletimize sabırlar temenni ediyorum.
Saygılarımla.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz