ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KÂİNAT OKUMALARI–17
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 30 Kasım 2016 - 14:08:57

Kimileri, Yunanistan, Çin, Japonya, Kamboçya ve Endonezya’da olduğu gibi, öncelikli bir yer vermiştir ona. Kimilerindeyse, Eski Mısır’da, Almanlar ya da Slavlarda olduğu gibi daha geri plandadır…Yine de, oralarda yaşayanların içinde bile uyandırılmayı bekleyen bir “dağcı ruhu” vardır. Dağ perilerine artık inanmıyor olsalar da, birçok çağdaşımızın içinde de uyur bu ruh. Elbette bir patikanın dönüşünde, bir mağarada, keçilerini otlatan Pan’a ya da yırtıcılarla birlikte dolaşan Artemis’e rastlayamayacağımızı biliriz. Kan, özü gereği çift yönlüdür: Hem iyidir hem kötü, uğurlu ve uğursuz, arı ve bulanık. Kralınsa olumlu bir değeri vardır. Dağ, her ikisinden de aşağı yukarı aynı uzaklıkta durur. Kasvetli, olumsuz, korkutucu bir yanı vardır. Ortaya çıkışları kimi zaman dehşet vericidir: toprak kaymaları, volkanlar, çığlar, heyelanlar ve bunların getirebileceği fiziksel ve psikolojik zararlar. Vahşetin barınağıdır dağ, en ham haliyle doğadır. “Şiddet ve dehşet, der Lucretius, baltalıklarda, dağlarda ve ormanların derinliklerinde kol gezer, bu korkunç yerlerden kaçınmak da neredeyse her zaman bizim elimizdedir.” Dağa çıkmak zordur ve zirvelere el değmemiştir. Ama yararları zararlarını çok geride bırakır. Zirvelere yağmurlarla patlayan bulut kümeleri takılır; yağmur hayat veren sulara dönüşür, seller ve ırmaklar akar yamaçlarda. Kalıcılığı, dayanıklılığı ve kuvveti çağrıştırır dağ. Gözlerini yerden ayırabilen, ayakta durabilen tek yaratık gibi, insan gibi, dikeylik idealini somutlaştırır. Dağda yaşanan birçok hadise, bir mağarada sahnelenir. Ermişin biri dağlarda yalnızlığı, sertliği ve aşkınlığı arayacak olsa, bir mağaraya sığınır ve orada engin deneyimleriyle konaklayabilir; böylelikle hem dağ adamı hem de mağara adamı olabilir. Melekler ve şeytanlar, ayılar ve aslanlar, ölüler ve diriler de zirveler ve oyuklarda dolanır. Modern Batı edebiyatının kutsal dağlara görece çok az yer vermiş olması şaşırtıcı, oysa en azından Rousseau’dan beri, edebiyat, dorukları alışılageldik manzaralarına dahil etmiştir.

Batıya, taa batıya uçardım
Atalarımın tarlalarının çiçek açtığı yerlere
Boş bir şato ve sisli dağların yurduna
Unutulmuş mezarların huzur bulduğu yerlere

Eski duvarda atalarımın kalkanları
ve paslanmış kılıçları asılı
Evet.., bu kılıç ve kalkanların üstünden uçardım
Üzerindeki tozu kanatlarımla çırpardım

Ahh..! Hayaller imkânsız, yakarışlar boşuna
Kaderin zalim kuralları varsa burada
İçimde ve vatanımın dağları arasında
Mavi denizlerin dalgaları yayılır.
(Lermantov )

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz