Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

KANUNA GÖRE Mİ, KAFAMIZA GÖRE Mİ TAKILALIM?

Bu haber 01 Ocak 2019 - 11:11 'de eklendi ve 39 kez görüntülendi.
KANUNA GÖRE Mİ, KAFAMIZA GÖRE Mİ TAKILALIM?

Önce “Eşitlik” ilkesinden başlayacağım.

Anayasanın “Kanun Önünde Eşitlik ” başlığını taşıyan 10’uncu maddesi şöyle demektedir: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”

Nokta koyup bir satırbaşı daha açalım.

Yine anayasa MADDE 94, son fıkra: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.”

İki anayasa maddesinde açıkça belirtildiği gibi, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğunun açıklanmasından sonra, görevinden istifa etmesi gerekir. Bunun lamı cimi yok.

Önce bunu açıkça bilelim…

İkincisi, soruyorlar, “Madem böyle, YSK neden bu konuda karar vermiyor?”

Soru doğru ve cevabı da elbette var., söyleyeyim…

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığı ve tüm belediyeler için gösterilen adayların adaylıkları, partilerince kesinleşmiş olsa da YSK nazarında kesinleşen her hangi bir adaylık şu aşamada söz konusu değil.

Biraz daha açayım isterseniz, aday listeleri YSK’ya verilir ve YSK bu listeleri ilan eder. Eğer unutmadıysam, ilan edilen listelere 2 iş günü içinde itiraz edilir ve YSK tam da bu noktada itirazları inceler ve karar verir.

Yine yanlış bilmiyorsam, adayların seçilmelerine engel hali olup olmadığı da YSK tarafından incelenerek karara bağlanır.

Adaylar, belirtilen seçim takvimine ve YSK’nın kararına göre, bulundukları görevlerinden 1 Aralık 2018 tarihi saat 17’ye kadar istifa edip ayrılmış olmaları gerekir. Bunun bir tek istisnası vardır, o da “Milletvekili” görevini yürütenlerin, “Milletvekilliğinden” istifası gerekmez. Yasadaki bu değişiklik, zamanında İ.Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğunda, kural değişti, Milletvekilleri için seçilmeleri halinde iki görevden birini tercih etmeleri hakkı verildi.

 

Tekrar Binali Yıldırım’ın adaylığına dönecek olursak…

 

Sayın Yıldırım, propaganda süresince, görevli olduğu makamın bütün olanaklarını kullanırsa, rakiplerine karşı üstünlük sağlayıp, eşitlik ilkesini çiğnemiş olmayacak mı?

 

Bu ilkeyi çiğnerken, aynı zamanda anayasayı eşitlik ilkesine vurgu yapan 10. maddesini ihlal etmiş olmayacak mı?

 

Diğer yandan, açıkça ifadelerle kuralı belli olan 94. maddeye muhalefet ve ihlal suçunu nereye sokuşturacağız?

Eğer ülkede “Hukuk” geçerli ise, kuralları da kimse için değiştirilip birinin ya da birilerinin kafasına göre uygulanamaz. Uygulanırsa, demokrasiden ve hukuk devletinden söz edilemez.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devleti mi değil mi, önümüzdeki süreçte Binali Yıldırım’ın TBMM başkanlığından “İstifa etmeden” adaylığı geçerli sayılacak mı, verilecek karar ile bir kez daha belli olacak.

Siyasi partiler, aday listelerini YSK’ya bildirdikten sonra, elbette siyasi partiler bu ve buna benzer adaylıklara itiraz edeceklerdir.

Eğer YSK üyeleri, bağımsız ve tarafsız bir seçim yaptıracaklarsa, kararları bu konudaki kuşkularımıza cevap verecektir.

Daha da önemlisi, konun etik kurallara girmiyoruz. Eğer istifa etmez ise, o daha da vahim…

Şimdi bekliyoruz.

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA