Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ALİ ÖZKANLI

KASABANIN FEDAİLERİ -30

Bu haber 17 Nisan 2019 - 12:06 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.
KASABANIN FEDAİLERİ -30

Peygamberimiz (sav) “Merhametli olanlara Rahman (olan Allah) da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet ediniz ki gökteki melekler de size merhamet etsin.” buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (sav) insana doğadaki varlıkların sıradan bir eşya gibi görülmemesi gerektiğini öğretmektedir. Yüce kitabımız Kur’anı Kerim’e göre doğadaki varlıkların her biri Allah’ın varlığının bir göstergesidir.

Yine Kur’an’da nehirler, bahçeler, pınarlar, her türlü meyve ve ağaç gibi doğa varlıklarına değinilmekte ve bazı hayvan isimlerinden bahsedilmektedir. Cennet hayatı anlatılırken de doğadaki varlıklardan örnekler verilmektedir. Allah (cc) Kur’an’da insanı doğa ile bir bütün olarak değerlendirmektedir.

Allah-u Teâlâ; “Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir.” “O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.” buyuruyor.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) “Sizden biriniz kıyamet koparken bile, elinde bir fidan var da dikmeye gücü yetiyorsa, onu diksin” “Bir kimse bir ağaç dikerse, Allah (cc) o ağacın meyvesi kadar o kimseye sevap yazar.” “Kim bir fidan diker veya ekin eker de bundan insanlar ve kuşlar faydalanırsa bunlar onun için hayır ve berekettir.”  buyuruyor.

 

Hz. Ali (kv) “Kuru ağacın, meyvesi olmaz.” derken Sâdi Şirâzî “Meyvesiz ağaca kimse taş atmaz. Ağaç isteyen, tohum atmalı. Kim ağaç dikti ise, meyveyi o yedi. Kim tohum ekti ise, harmanı o yığdı. Meyvesi bol ağacın dallarının eğildiği gibi, akıllı insanlarda mütevazi ve alçak gönüllü olurlar.” diyor.

Bilmece Bildirmece

*Kireç değil, un değil, pamuktan daha aktır. 

Şeker desem tadı yok, yazık eriyecektir. (Kar)

* Bir beyaz yorganım var,

Bütün dünyayı kaplar. (Kar)

* Beyaz bir çarşafım var.

Her yeri örter, denizi örtmez. (Kar)

KOLAY KAZANILAN KOLAY KAYBEDİLİR

Osman, annesini çok sever, onun sözünü dinler, bir dediğini iki etmez, sözünden dışarı çıkmaz, verdiği öğütleri de can kulağı ile dinler ve severek yerine getirirdi.

Osman, soru sormasını çok seven bir çocuktu. En güzel öğrenmenin soru sormak olduğunu öğretmeninden duymuştu. O yüzden annesine de soru sorarak başladı.

– Anneciğim, başarılı olmak için ne yapmak gerekir?

Annesi:

– Sevgili yavrum, bak beni iyi dinle !

– Hiçbir şey emeksiz olmaz. Emek olmadan yemek olmaz. Ağzımıza aldığımız lokmayı bile çiğnemeden yutamıyoruz. Zahmet çekmeden rahmet gelmiyor. Cefa çekmeden sefa sürülmediği gibi. Kısa zamanda kolay kazanılan çabuk elden çıkar. Alın teri, bilek gücü, helâl lokma çok önemlidir evladım.

– Şimdi sana kavak ağacı ile kabağın hikâyesini anlatacağım. Bakalım buradan nasıl bir ders çıkaracaksın ?

– Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

– Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

– On yılda! demiş kavak.

– On yılda mı? diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

– Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

– Doğru! demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

– Neler oluyor bana ağaç?

– Ölüyorsun. demiş kavak.

– Niçin?

– Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

Köftehor’un annesi oğlunu karşına aldı ve ona sordu.

– Hikâyemiz burada bitti. Şimdi söyle bakalım, hikâyenin bize verdiği ders nedir?

Osman:

– Anneciğim, anladığım kadarıyla hikâye bize şunları söylüyor. “Çalışmadan, emek harcamadan gelen başarı, başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek gerekir.” dedi.

Annesi:

– Aferin oğlum. Hikâyeyi iyi anlamışsın. der. Oğlunu bağrına basar, onun saçlarını okşar ve onu alnından öper.

Bilmece Bildirmece

* Şekere benzer tadı yok.

Gökte uçar kanadı yok. (Kar)

* Kara kara kümeler, 

Dedem durmaz, un eler. (Kar)

* Bir kilimim var, 

Yeryüzünü örter, 

Suyun yüzünü örtemez. (Kar) ( Devam Edecek)

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA