Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ALİ ÖZKANLI

KASABANIN FEDAİLERİ -7

Bu haber 04 Şubat 2019 - 11:56 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.
KASABANIN FEDAİLERİ -7

SENİ ÇOK SEVİYORUM

Gülcan, bahçelerinde şarkı söylemeyi, çimenler üstünde oynamayı ve mis kokulu çiçekleri koklamayı ve kuşların seslerini dinlemeyi çok severdi.  Gülcan, her zaman olduğu gibi  bahçede yine  gezmektedir. Üstü otlarla örtülmüş, taşlar arasında boynunu bükmüş, solgun, ölmek üzere olan bir çiçek görür. Bir ses duyar.

Gülcan  şaşırır:  ‘Allah Allah ! Bu ses de nereden geliyor ?’ Fakat ilginç bir şekilde çiçek konuşmaktadır.

Çiçek:  – Bana yardım eder misin?

– Benim gövdem su, yapraklarım güneş görmüyor, burada çok mutsuzum.

Gülcan, çiçeği alır eve götürür, saksıya güzelce diker. Pencerenin önüne koyar. Aradan birkaç gün geçtikten sonra çiçeğin içtiği su, aldığı güneş,  gördüğü sevgi ve ilgiden dolayı yüzü neşe saçmaktadır. Bükük boynu dikleşmiş, sararan yaprakları canlanmıştır.  Bu kez Gülcan, çiçeğe sorar:

– Şimdi söyle bakalım. Burada mutlu musun?

Çiçek: – Evet çok mutluyum. Gövdem su, yapraklarım güneş görüyor. Bana gösterdiğin sevgiden dolayı sana çok teşekkür ediyorum, seni çok seviyorum. der.

Gülcan:- Ben de seni seviyorum.

Annesi, Gülcan’ın sesini duyunca odasına gelir. Zeynep uyumaktadır. Annesi uyandıktan sonra Gülcan’a sorar. Kızım rüyanda güzel şeyler görmüş olmalısın. “Ben de seni seviyorum” diyordun.

– Söyle bakalım, kim bu sevdiğin? deyince. Gülcan da gördüğü bu güzel  rüyayı annesine anlatır. Gülcan, gördüğü bu rüyadan etkilenir ve nerede solgun, susuz bir çiçek görse hemen ona su verir, sevgisini katar ve ilgisini gösterirdi.

Bilmece Bildirmece

* Dalgası köpük yapar, içinde balık yaşar. (Deniz)

* Suyu tuzlu içilmez, vapursuz hiç geçilmez.

Rüzgârlar çok eserse, dalgaları eksilmez. (Deniz)

*Tepeden indi,dereye sindi. (Sel)

 

Osman’ın Sevimli Arkadaşları

Osman’ın hayvanlarla arası çok iyidir. Osman’ın Tarzan adında bir maymunu vardır. Bu maymunun türü Kapuçin’dir. Küçük boyutlarda, hızlı ve atik bir maymun olan Tarzan, zamanla bizim Köftehor’un yanından ayırmadığı arkadaşı haline gelmiştir.

Bir gün Osman, şehirden dayısının geldiğini duyunca koşarak eve gelir. Dayısı gelmiştir ama yanında küçük mü küçük, şirin mi şirin bir maymun da vardır. Boynundaki zinciri dayısının elindedir.

– Dayıcığım, bu senin mi?

– Benimdi ama bundan sonra, eğer istersen, senin olacak.

– Benim mi olacak! Nasıl yani? der.

– Eğer birbirinizi sever ve birbirinize alışırsanız senin olur. Tabii ona iyi bakmak şartıyla. Çünkü hayvanları büyük bir  hevesle satın alıp, onlardan usandıktan sonra terk eden kişileri görüyoruz günümüzde. Ev hayvanları, dışarı hayatını bilmedikleri için terk edildiklerinde hayatları iyice zorlaşır. Aç ve susuz kalabilirler ya da diğer sokak hayvanlarının saldırılarına uğrayabilirler. Bazen de hayvanları sevmeyen insanların onlara karşı acımasızca hareketleriyle karşılaşabiliyorlar. Bu hafta sonu buradayım. Bu süre zarfında iyi düşün. Kalmasına karar verirsen, annen ve baban da razı olursa sana hediye edebilirim maymuncuğu.

Osman, maymuna yaklaşmaya çalışır. Onu biraz sever, okşar. Sonra dayısından maymunun zincirini alır. Onunla dolaşmaya başlar.

– Dayıcığım, sokağa çıkarabilir miyim? der.

– Tamam ama korkutmadan. O buranın yabancısı… Tedirgin olabilir.

Osman, maymuncuğu alır ve gezintiye çıkarır. Dolaşırken mahalle arkadaşlarıyla Bekir, Cemal ve İhsan ile karşılaşır. Onlar o sırada oyun oynuyorlardı. Osman’ın yanında maymunu görünce oyunu bırakıp yanlarına yaklaşırlar. Osman da dayısının hediye ettiği maymunu onlarla tanıştırır. Çocuklar, maymunun şirinliği görünce onu sevmek isterler. Maymun korkar ve Osman’ın arkasına geçer.

– Arkadaşlar, durun, korkutmayın. Ben de yeni arkadaş oldum. Biraz alışması gerek. Osman, maymunun yanına oturur.

– Bak Tarzan, bunlar benim arkadaşlarım. Onlardan korkmana gerek yok! der. Ve maymunun başını okşar. Maymun sakinleşerek, onların her birine tek tek bakar. Kendince sesler çıkararak, şirinlik yapar. Biraz zaman geçtikten sonra arkadaşlarının da onu sevmelerine izin verir. O günden sonra Tarzan, Osman’ın ve arkadaşlarının  maskotu haline gelir.

Gelelim Osman’ın diğer arkadaşı Baykuş Rambo’ya. Şimdi diyeceksiniz, insan baykuşla arkadaş olur mu hiç? Ama oldu işte. Zaten bizim bu Köftehor’un işlerine akıl sır ermez. Bu baykuşu çok küçükken bulmuş, onu eliyle beslemiş, hep çantasında taşımış. Normalde insanlara karşı yabani bir tavrı olan baykuşların aksine Rambo,  iyiden iyiye bağlanmıştır Osman’a. (Devam Edecek)

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA