Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
AHMET CENGİZ

KAYSERİ’DEN  AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNE UZANANAN KÜLTÜR KÖPRÜSÜ

Bu haber 05 Aralık 2018 - 11:22 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.
KAYSERİ’DEN  AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNE UZANANAN KÜLTÜR KÖPRÜSÜ

Abdullah Ayata’nın  “Son Ermeni” isimli romanı ABD’ de İngilizce olarak yayınlanarak Dünya okuyucularıyla buluştu.

-Sayın Ayata; Çok önemli bir başarıya imza attınız. Her yazara nasip olmayacak bu  olayı nasıl gerçekleştirdiniz, hangi işlemlerden sonra  kitabınızın İngilizce baskısı yapıldı?

Öncelikle gazetenizin kültür  olaylarına olan ilgisine teşekkür ederim. Elbette bu zor işi benim tek başıma yapmam mümkün değildi. Araştırmacı yazar arkadaşım Emrah Bekçi Beyefendinin katkısı ve emeği ile birlikte gerçekleştirdik.  Türkiye kısmında Emrah Bekçi ve Ben, ABD’de ise TASFO( Türk Amerikan Güvenlik Kurumu) işbirliği ile iki ekibin yardımlaşmasıyla hayata geçirildi.

Kitabımızın Türkçe baskısı ABD’deki arkadaşlarımız tarafından okununca çok beğenildi. Bizimle temasa geçerek İngilizce basımını yaparak dünya  geneline dağıtabileceklerini, çok ses getirerek   “Asılsız Ermeni Soykırım İddiaları” na karşı çok  bir karşı hamle olacağını söylediler.

-ABD’nin deki bu duyarlı insanlardan bahseder misiniz?

TASFO kurucu başkanı Fatih Özonur,  aynı kurumda hizmet veren tercümanlarımız Emre Serbest ve Nora Dillingiham bizim oradaki ekibimiz. Hepsi vatansever Türk Dünyası ve Türkiye sevdalısı insanlar. Fatih ile Emre çifte vatandaş Nora ise Amerikalı bize ve kültürümüze hayran bir hanımefendi.  Uyumlu bir ekipleri var. Ülke geleceğimizi bizim gibi düşünüyor, birlik ve beraberliğimizin sıkıca kaynaşması için mücadele veriyorlar. Bizim sevindiğimiz olaylara sevinip, üzüldüklerimize üzülüyorlar.

-Çok güzel…Bu teşkilata bir nevi Türk Lobisi diyebilir miyiz?

Kesinlikle Türk lobisinin bir bölümü diyebiliriz. Amaçlarından birisi de, orada yaşamakta olan genç Türk neslini asimile olmaktan kurtarmak için tarihimizi, kültürümüzü, inancımızı onlara öğretmek.

-Çok güzel. Bu iş için uzun zaman uğraşıp aranızda görüşmeler yapmış olmalısınız. Ülkemize çok uzakta olan bu ülkedeki arkadaşlarınızla nasıl görüşüyorsunuz?

Projeye başlayalı aşağı  yukarı bir yıl oluyor. genellikle internet ve facebook üzerinden görüşmeler yapıyoruz. Aramızdaki sözleşmeleri Türkçe ve İngilizce olarak noter ve avukatımız vasıtasıyla yaptık. Geçtiğimiz Mayıs ayında memleketi olan Antalya’ya ailesinin yanına tatile gelen Emre Serbest’e yetki belgesi verdik. Karşılıklı evraklarımızı imzaladık. öteki kitaplarımla da ilgilendiklerini söylediler. Diğer romanlarımdan da örnek kitaplar vererek ABD’ye gönderdim.

-Şu anda kitap basım ve dağıtımı ne durumda?

Bir ay kadar önce kitabın örnek basımları yapılarak ABD’deki arkadaşlarımızın belirledikleri kurum ve kuruluşlara hediye edildi. Şu an itibarıyla seri baskısı yapılarak satış ve dağıtımı başladı.

-Kitabınız sadece ABD de mi satışa sunuldu?

Hayır. Öncelikle ABD.  “Amazon Com.” isimli satış şirketi aracılığı ile başta Kanada, Avustralya, İngiltere olmak üzere İngilizce konuşulan her ülkeye satışı yapılacak.

-Tebrik ederim. Bu arada sormadan geçemeyeceğim. Bu satışlardan çok para kazanacaksınız herhalde?

Genellikle bu durumu bilen arkadaşlar ve okuyucularımız çok paralar kazandığımı düşünüyorlar ama durum öyle değil. Kitabın gelirinin yarısını şu anda ABD Arizona Eyaletinde yapılacak olan, ilk olarak Türkçe eğitim verecek bir okul, camii ve kütüphaneden oluşan külliyeye bağışladık. diğer yarısı ise Emrah bekçi ve benim aracılığımla yine benzeri önemsediğimiz bir amaç için kullanılacak. Kısmet olursa  para kısmını öteki kitaplara bıraktık.

-Başka kitaplarınızın da çevirisi yapılacak mı?

Şu an için iki kitabın daha çevirisine karar verdik. “Kartallar Kafese Sığmaz” isimli romanımızın İngilizce çevirisine başlandı. Ayrıca,  “Son Ermeni ” nin sinema filmi yapımı için uğraş veriyoruz. Bu alanda iste yetkili olarak Emrah Bekçi ve Memduh Yağmur kardeşlerimiz görev alacaklar.

-Çok sevindirici bir durum. Kayserimizden olduğunu sanmıyorum ama, diğer Türk yazarlardan kimlerin kitapları İngilizceye çevrilip dünya piyasasına sürüldü, bilginiz var mı?

Bildiğim kadarıyla, Elif Şafak, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Nazım Hikmet gibi  bazı yazar ve şairlerin kitapları İngilizce olarak yayınlanmış. Lakin bu kitaplar Avrupa ülkelerinde basılmışlar. ABD de yayınlanan kültür kitabı var mı, yok mu bilmiyorum.

-Bu durumdan sonra  sevenleriniz, okuyucularınız daha da artacak ama mutlaka sizi çekemeyenler de bulunacaktır. Bu duruma ne diyorsunuz?

Haklısınız. Şükürler olsun ülke genelinde önemli sayıda okuyucu ve takipçim var. Elbette zaman zaman önümüzü kesmek isteyen art niyetli insanların yalanları ve iftiralarına da uğruyoruz. Bu duruma kızmıyorum. Kimseye kin duymuyor, nefret etmiyorum.  Geniş gönüllü olmaya çalışıyorum. Aksine şevkim artıyor. Küçük hesaplar peşinde olan böyle insanların durumuna da üzülüyorum.  Aksine yazım hayatına  yeni başlayan genç yazar kardeşlerime yardımcı olarak önlerini açmaya çalışıyorum. Onları ve şehrimizdeki hiç bir yazarı rakip olarak görmüyorum. Bana göre herkes ayrı birer değer ve emek vererek ürettikleri  eserleri  kıymetli.

-Buradan okuyucularınıza mesaj vermek ister misiniz?

Tüm okuyucularıma, öğrencilerime, sanat dünyasının her dalındaki arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Biz de gazete olarak sizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz… Yolun ve bahtın açık olsun…

 

ABDULLAH AYATA KİMDİR?

1958 yılında Kayseri’nin Tomarza ilçesine bağlı Şıhbarak köyünde doğdu. Şıhbarak İlkokulunu ve Tomarza Ortaokulunu bitirdikten sonra Malatya Akçadağ Öğretmen Okulu ve Gazi Üniversitesinde öğrenim gördü. Adıyaman, Erzurum, Giresun illerinde öğretmenlik yaptı. Çalışma hayatını Kayseri’de eğitimci olarak sürdürmektedir. Türk toplumu onu romanlarıyla tanıdı.

Abdullah Ayata’nın romanları: Anılarda Son Ermeni (2004), Kartallar Kafese Sığmaz (2006), Horkut ( 2008), Keşke O Deli Ben Olsaydım (2009), Küçük Dağların Gölgeleri (2013), Muhbir Mehmet (2015), Toros’un Cinleri (2015). Ayata’nın yayımlanmayı bekleyen kitapları da bulunmaktadır.

Ayata, 2004 yılında yayımlanan Anılarda Son Ermeni adlı ilk kitabı ile büyük bir çıkış yakalamış, ona 2006 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Romancısı” ödülünü kazandırmıştır. Türk okuyucusu tarafından çok beğenilen bu eserin neredeyse her yıl yeni baskıları yapılmış, tiyatroya aktarılmış ve oynanmıştır. Bu kitabın sinemaya aktarılması çok istenilmişse de maalesef kısmet olmamıştır. Yazar, bu kitabın etkisiyle olsa gerek, daha sonra yayımlanan eserlerinde de “Anılarda Son Ermeni Kitabının Yazarı” olarak takdim edilmiştir. İlk eserde yakalanan büyük başarıyı sonraki eserlerde de devam ettiren Ayata, yalnız Kayseri’nin değil, bütün Türkiye’nin beğenerek okuduğu önemli yazarlarımız arasına girmiştir.

Ayata “Anılarda Son Ermeni” adlı kitabını niçin yazdığını bir söyleşide şöyle anlatıyor: “Ben tepki olarak yazmaya başladım. İki kitaba tepki olarak… Birinci olarak ‘Harry Potter’ kitap serisine karşı yazmaya başladım. Bu kitapta Yunan mitolojisi bize sunuluyor. Ben bunun Türk versiyonunu sunmak için yazmaya başladım. Bunun için de yazdığım roman beklemede. Vakti geldiğinde onu da basıp yayınlayacağız. İkinci olarak Erciyes Üniversitene gelen bir kitap üzerine yazdım. Ermeni olaylarını anlatan bir kitaptı.” Anılarda Son Ermeni kitabının tanıtımı şöyle yapılmaktadır: Abdullah Ayata’nın Son Ermeni adını taşıyan romanı Türkiye’nin yakın tarihine farklı bir açıdan yaklaşıyor; dilleri ve dinleri ayrı olan iki milleti ‘sevgi-saygı’ çemberinde buluşturan Ayata’nın romanı, ‘anı’ kurgusundan dolayı ‘Kurtuluş Savaşı’nın tanığı olma özelliğine de sahip. Son Ermeni; Gazer Efendi, İbiş Hoca ve köy halkının dramatik yaşamlarını konu alır. Dönem, Osmanlı’nın son yıllarıdır. Roman, dinleri ayrı olan iki insanın birbirlerine duydukları aşkın öyküsü ile başlar. İbiş Hoca’nın köylüsü olan genç Veli ile Hristiyan olan güzel Horimsi dinlerin ayrıcalığını dinlemezler. İki gencin aşkı, bir zamanlar aralarından su sızmayan iki halkı -Ermeniler ile Türkleri- karşı karşıya getirse de İbiş Hoca’nın tutumu ve davranışları, her iki tarafı da rahatlatacak, olay iki gencin evlenmesi ile yatışacaktır. Romanın asıl örgüsü ise Gazer Efendi üzerine kuruludur; yıkılmakta olan Osmanlı, uzun yıllar birlikte yaşadığı ayrı tebaalardan halkları kendi can güvenlikleri için uzak diyarlara göndermektedir. Gazer Efendi ve köylüsü de kendi köylerini boşaltmak zorunda kalır. Toplanır ve Beyrut trenine yetişmek için yollara düşerler. Kafilenin yolu İbiş Hoca’nın köyünden de geçer. İki halk, tıpkı eski günlerde olduğu gibi kucaklaşır. Türkler, son Ermenileri ellerinden geldiğince ağırlamaya, gönüllerini hoş tutmaya, onları dostlukla uğurlamaya çalışırlar. Bu arada Gazer Efendi rahatsızlanır. Kafile hastanın iyileşmesini bekler. Ancak Gazer Efendi, bu uzun yolculuğa çıkabilecek durumda değildir. Beyrut trenine yetişmek zorunda olan Ermeni kafilesi, Gazer Efendi’yi göz yaşları içinde İbiş Hoca’nın güvenli ellerine teslim eder. Roman, dinleri, dilleri ve dünya görüşleri ayrı bu iki insanın dostluğu üzerine gelişir. Gazer Efendi, ‘Kurutuluş Savaşı’ yıllarının Son Ermenisi’dir. Bir kış boyunca kendi halkı kadar çok sevdiği İbiş Hoca ve köylüleri ile yaşar.

Abdullah Ayata, Son Ermeni’de, geçmişten günümüze milletimizin sahip olduğu değerleri anlatırken yaşadığımız birtakım sorunları da hoşgörü ile nasıl çözebileceğimizin ip uçlarını veriyor.” Ayata, durmadan okuyan ve araştıran bir tarihçi aynı zamanda. O Türk toplumunun ve özellikle doğup büyüdüğü toprakların insanlarının anılarını topluyor ve romanlarını bunların üzerine kurguluyor. Onun eserlerinde Türk toplum hayatının dününü ve bugününü buluyoruz. Kahramanları içimizden birisi… Bu topraklarda ya geçmişte yaşadılar yahut hâlen yaşamaya devam ediyorlar.

Ayata bir söyleşide yazma amacını şöyle açıklar: “Lise yıllarımdan beri yazıyorum. Yerel gazetelerde ve okul dergilerinde yazmaya başladı. Çok fazla okuyan biriyim. Birçok kitap yazdım. Yazdığım kitaplarda da bir mesaj veriyorum. Bu mesaj ne? diyeceksek olursanız, bu ülkeyi bize kimler nasıl bıraktı, onu göstermek istiyorum. Bugünlerde birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Kendisini vatanına adamış insanlar bu vatanı bize hangi şartlarda, nasıl bıraktı? Biz onu ne hâle getiriyoruz. Bu mesajı vermek istiyoruz gençlere. Ben şuna inanıyorum. Hiç kimse doğduğunda ailesini, dinini, vatanını seçemiyor. Hep birlikte saygı ve sevgi içinde yaşamalıyız. Türk, Alevi, Çerkez, Laz, Kürt, ne olursa olsun, önemli değil. Zaten kimse bunu seçemiyor. Bu yüzden bu ülkeye hep birlikte sahip çıkmalıyız. Daha doğrusu bir insan ekmeğini yediği toprağa ihanet etmemeli”  AHMET CENGİZ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA