KAYSERİSPOR 10 KİŞİ KALDIĞI MAÇTA BJK İLE PUANLARI PAYLAŞTI:1-1

KAYSERİSPOR 10 KİŞİ KALDIĞI MAÇTA BJK İLE PUANLARI PAYLAŞTI:1-1

BEŞİKTAŞ ŞEHİTLERİ ANDI

BEŞİKTAŞ ŞEHİTLERİ ANDI

KIZ ARKADAŞLARINI DÖVERKEN KEŞFEDİLDİ, DÜNYA 3.’SÜ OLDU

KIZ ARKADAŞLARINI DÖVERKEN KEŞFEDİLDİ, DÜNYA 3.’SÜ OLDU

GENÇ YEŞİLAY ÜYELERİ MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE EDECEK

GENÇ YEŞİLAY ÜYELERİ MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE EDECEK

ŞEHİT OSMAN BÖRKLÜOĞLU ANILDI

ŞEHİT OSMAN BÖRKLÜOĞLU ANILDI

KAYSERİ’NİN GÖZDE DEĞERLERİ : SULTAN MELİKŞAH
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 2 Ocak 2015 - 15:43:27

Sultan Melikşah dönemi Büyük Selçuklu Devleti’nde önemli gelişmeler olurken, diğer yandan da Malazgirt Savaşı sonrası Türk boylarının Anadolu’ya akınları devam etmektedir. Melikşah, 1072 yılında yeğeni (Hemşire-zâdesi) Dânişmendli Melik Ahmed’i, Dârü’l-Cihâd olan Anadolu topraklarının maddî-mânevî fethi için Selçuklu sancak ve bayraklarıyla göndermiştir. Kâbiliyetli ve şöhretli bir kumandan olan Melik Ahmed, Anadolu topraklarına girdikten sonra Yeşilırmak ve Kızılırmak boylarında Kayseri’nin de içinde olduğu bölgeyi fethederek burada Dânişmendli Beyliği’ni kurmuştur. Melik Ahmed bir yandan fütuhat ile uğraşırken, diğer yandan da fethettiği yerlerde ilmî ve dinî tenvir için Dânişmendli Medreselerini açmış, Sultan Melikşah’ın Selçuklu ülkesinde yürüttüğü faaliyetleri böylece Anadolu topraklarına taşımıştır.

Kısa sürede Kayseri, Niksar, Tokat, Amasya ve Çorum’da açılan Dânişmendli Medreselerinde Selçuklu’nun Nizamiye Medreseleri model alınmış; İmam Gazali’nin düşüncelerini burada Ömer b. Muhammed es-Savî gibi âlimler aynen devam ettirmiştir. Böylece Anadolu’nun İslâmlaşmasında ve yurt hâline gelmesinde bu medreseler öncü rol üstlenmişler, ayrıca gerçek fethin sadece kılıçla değil, aynı zamanda kalemle de olması gerektiğini göstermişlerdir. Bu medreselerle Anadolu’da kısa sürede gelişen ilmî hayat neticesinde birçok telif eser kaleme alınmıştır. Anadolu’da telif edilen ilk eser bu dönemde Dânişmedlilerin Kayseri şehir muhafızı olan ve Kayserili İbnü’l-Kemal diye bilinen İlyas b. Ahmed tarafından Farsça olarak kaleme alınmış olan Keşfü’l-Akabe’dir. Anadolu’da bilinen bu en eski eser Dânişmendli Melik Ahmed’e sunulmuştur. Bu eserde Melik Ahmed’in ilmî ve kültürel faaliyetleri şu şekilde anlatılır:”Dünyanın her yanından ehl-i ukûl (bilgin kişiler) o hazrete yöneldiler. Her biri ilmini yayması miktarınca itibar görüp, o hazretin cömertlik denizinden paylarını aldılar.” Dânişmendli Melik Ahmed’le birlikte Orta Anadolu’da başlayan ve Anadolu’nun yurt olması ile neticelenen bu faaliyetler, on ikinci asrın son çeyreğine, Türkiye Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan zamanına kadar devam etmiştir. Dânişmendliler, Büyük Selçuklu’dan aldıkları mirası, Türkiye Selçuklularına devrederek tarih sahnesinden çekilmişlerdir.

Tarih kitaplarında isimlerine sıkça rastladığımız bu insanların, sadece birer fatih-komutan olmadığını, ciddi birer devlet adamı, belli mefkûresi olan samimi birer mü’min, eğitimin ve ilim tahsilinin insan için ne denli vazgeçilmez bir şart olduğunu derinden kavramış birer ilim ve âlim aşığı şahsiyet olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Tarihe bir de bu şahsiyetleri tanımaya yönelik tahlilî bir gözle bakmalı, onların eğitim ve ilim konusundaki ısrarlı takiplerini iyi anlayıp, onlardan ibret almalıyız. Çünkü, onların ve kurup yaşattıkları devletlerin sırlı gücünün kaynağı basit bir toprak kavgası ve cihangirlik dâvâsı değildi. O devirlerde tesis edilmiş o ciddi medrese ve kütüphaneler, ilmin hakkını vermiş o büyük âlim ve mütefekkirler olmasaydı, akıllar, kalbler ve vicdanlar yeryüzünü aydınlatacak bu denli parlak bir ışık kaynağı hâline gelebilir miydi?

9 Kasım 1092 Cuma günü Bağdat’ta ebediyet âlemine göç eden Sultan Melikşah İsfahan’a nakledilerek kendisi için yaptırdığı medresedeki türbesine, talebelerin dualarıyla gömülür. Geride Anadolu topraklarına kadar uzanan büyük bir cihan devleti bırakan Sultanın Büyük Selçuklu Devleti’nin her köşesinde, hatta başta Kayseri, Niksar, Tokat ve Çorum olmak üzere Anadolu topraklarında inşa ettirdiği eğitim müesseseleri, asırlarca akılları, kalbleri ve vicdanları aydınlatan parlak birer ışık kaynağı olmuştur. Bugün yani Âdil Sultan’dan bin yıl sonra vefa soluyan, drahşan çehreli insanlar bu defa onun ulaştığı son noktadan, onun adına bir eğitim ışığı yakmışlar ve yeni Gazaliler, Kaşgarlılar, Farabiler, Zemahşeriler yetiştirmek için çilekeş bir gayrete girişmişlerdir.
 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz