Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

KEMAL DAYININ KAHVANESİ…

Bu haber 15 Mart 2019 - 15:27 'de eklendi ve 67 kez görüntülendi.
KEMAL DAYININ KAHVANESİ…

Masada dörtlü oturuyordu. Bir uçtan çaylarını yudumlarken, Rasim, gazetelere göz atıyordu.

Birden gazeteyi masanın üzerine çarparcasına koydu ve “Lan oğlum” diye söze girişti, “Bu ne şeeel iş lan…”

Kahvehane milleti, Rasim’e doğru dönüp, lafın gerisi ne gelecek diye merakla bakarken, Rasim devam etti…

“Lan gardaşım, eğer utanmasalar ana avrat gidecekler. Ben bu yaşıma geldim, böyle bir seçim propagandası dönemi yaşamadım. Bu işin bir adabı, edebi filan yok mu? Öyle değil mi Muhtar Emmi?”

Muhtar Emmi, hiç oralı bile olmadı. Elindeki gazeteyi okumaya devam etti.

Rasim, “Tabi… Söylese bir türlü, söylemese bir türlü, ne desin Muhtar Emmi…” dedi…

“O değil de” diye lafa giren Kerim, “Bir sürü gerçek dışı söylemler de oluyor ve cahil halk, bu söylemlere inanıyor” dedi…

Kasım, “Ben korkuyorum arkadaş, Devlet Bahçeli geçen gün 5 harfliler demiş. Bizim isimler de hep K ile başlıyor, Kerim, Kasım, Kamber… Ya bize de kafayı takar da 3K’lılar diye laf atarsa halimiz nice olur?”

Rasim gülmeye başladı; “Sizin 3K, olsa olsa zurnanın son deliği olur, neyine kafayı takacak…”

Kamber de lafa girdi…

“Niy o Rasim Efendi, beğenemedin mi bizi?…”

Rasim; “Estağfurullah Kamber kardeşim, oluru mu öyle şey… Biz şurada gavane muhabbeti yapıyoruz, onun nereden haberi olsun bizim muhabbetten” dedi.

Kamber, “Doğru dersin de Rasim, iktidarları hep gavane  muhabbetleri getirip götürür. Taksi durakları, pazar yerleri, ve sokakların düşünceleri, geleceğin aynasıdır aslında. Evet, milletin bir çoğu bilgisiz ama bilinçsiz değil ki.”

Rasim; “Elbette bilinçsiz değil. Kerem’in dediği gibi, gerçek dışı söylemlere de gülüyoruz… Bir kaç örneklesen Kerem…”

“Yav kardeşim…” diye başladı Kerem, “Geçen gün demez mi ki Ankara’da Esenboğa Havaalanı’nı biz yaptık diye… Esenboğa havaalanı 1955 yılında yapıldı. Bunların yaptığı, yeni terminal binası. Geçen oradan uçağa bineceğim, beklerken bi çay içeyim dedim, anasının nikahını istedi bir bardak renkli suya. Hoş sade su da nikah parası kadar var. Bu nasıl hizmet, sözde millete hizmet, hizmet değil bu bas bayağı millete okkalı bir kazık. Hem de her yerde yediğimizden de fazla. Allahtan çokça uçağa binen biri değiliz yani…”

Rasim; “Güldürme lan adamı, her gün köprüden mi geçiyon, tünelden mi geçiyon, bu güne kadar kaç defa geçtin? Ama hep ödedim…”

“He valla…” dedi Kerem, “Deli Dumrul’un köprüsü gibi mübarek…”

Kahvehane gençlerinden birisi, büyüklerin arasından sıyrılıp, cesaretle sorarcasına sordu.

“Abi ya… Atatürk de ülkeyi kendi döneminde başkanlık sistemi ile yönetmiş he mi?”

Herkes bu sorunun karşısında birbirine bakarken, Rasim; evet o haber şu gazetede var, söyle demiş.okuyum da dinleyin” der ve okur…

“Osmanlı’ya kadar gidebiliriz. Bizim getirdiğimiz sistem Osmanlı’dan itibaren çalışan ve daha sonra da gelen siyasetçilerin bu konuda beklendikleri bir zamanlama vardı. Başkanlık sistemini getirmek. Aslında Gazi Mustafa Kemal başkanlık sistemiyle yönetmiştir. Bunu kimse dillendirmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’nin demokratik sisteminin en güçlü projelerinden biridir. Bunu Demirel, merhum Erbakan, merhum Türkeş dillendirdi. Türk siyasetinde vesayetçi odaklarla mücadele etmiş bütün siyasilerin yeni bir sistemi talep ettiği olmuştur. Aslında belediye başkanlıklarına, hele hele büyükşehirlerde bakarsanız, bunlar başkanlık sistemidir.”

Elindeki terazi ile masalara çay dağıtan Kemal Dayı; “O’lum… Bunun cevabını verecek kadar bilgi sahibi misiniz? Buna ancak Muhtar Emmi cevap verebilir. E… Ne diyon Muhtar Emmi, Atatürk, ülkeyi başkanlık sistemi ile mi yönetmişti? Belediye başkanları başkanlık sistemi mi”

Muhtar Emmi, gözünden okuma gözlüğünü çıkardı, itina ile katlayıp kabına, sonra da ceketinin göğüs cebine yerleştirdikten sonra…

 

Ağır ağır masadan kalktı, hanımın ördüğü beresini kafasına geçirdi ve kapıya doğru yönelirken; “Yerseniz yönetti, yemezseniz yönetmedi” dedi ve kahvehaneden çıkıp gitti…

Kahvehane milleti birbirine bakarken, Osman lafa aldı…

“Aldınız mı ağzınızın payını, hıı aldınız mı…”

Kamber; “Bu sefer dibine kadar haklısın Osman, hem de fazlasıyla aldık” dedi…

Rasim; “Lan yeri geldi, dayanamayacağım, okuyacağım o şiiri” dedi ve okumaya başladı…

“Celladına aşık olmuşsa bir millet

İster ezan, ister çan dinlet

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstehaktır ona her türlü zillet.     

 

Dünya üç beş bilgisizin elinde

Sanırlar ki tüm ilim kendilerinde

Üzülme, eşeği eşek beğenir

Bir hayır var sana bana kötü demelerinde.”

 

“Ömer Hayyam’dan” dedi Rasim, gerisi var ya bu kadarı bile adam olana yeter…

Cemrenin toprağa düşüp de “Yazıda yatan ölmez” denildiği bu günlerde, havaların ılıman gitmesine rağmen, kahvehane içinde esen soğuk rüzgarın etkisiyle, tüm ahali soba başına toplaşırken, Kemal dayı da onlara birer bardak çay dağıtmaya başladı…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER