googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

KEMAL DAYININ KAHVEHANESİ…

Bu haber 27 Aralık 2018 - 13:40 'de eklendi ve kez görüntülendi.
KEMAL DAYININ KAHVEHANESİ…

Rasim, sabah evden çıktı, Kemal Dayının mahalledeki kahvehanesine doğru yöneldi. İşi yoktu Rasim’in, daha doğrusu, çalıştığı fabrikanın  özelleştirilmesinden sonra işinden olmuş, işsizlik maaşı ile 2 çocuğuna ve eşine babalık, kocalık yapmaya çalışıyordu. Çalıştığı zamanda aldığı ücretle zaten kıt kanaat geçiniyordu ama, şimdi biraz zorlanıyordu…

Mevsim, kış ve kar da düşmüştü. Soğuk dayanılacak gibi değil ve ev ısıtılmak ister. Aslında çocuklar okula gittikten sonra, eşi ile ısınmada tasarruf etmeye çalışıyor, onların okuldan gelme zamanında tekrar evi ısıtıyorlardı.

Elbette sabahtan akşama evde oturulacak değil, Kemal Dayının kahvehanesi, hem mahallelinin hem de kendi gibi işsizlerin toplanma mekanı…

Kahvehanenin önüne vardığında, camlar buz tuttuğu için içerisi görünmüyordu ama kahvehane müdavimleri tekmil oradaydı…

“Selamünaleyküm” dedi, içeri girdi…

Masanın birinde Kerim, tek başına oturuyordu. Rasim’i görünce, “Gel lan… Gel otur şöyle” diye seslendi…

Rasim, “Haddini bil lan, o ne biçim konuşma öyle, lan man…”

Sobanın yanındaki masada sabah gazetelerine göz gezdiren Muhtar Emmi, gülmeye başladı. O gülmeye başlayınca, diğer kahvehane sakinleri de güldüler.

Aralarından Kasım; “Aferin lan” diye söze başladı, “Camide birbirine kötü söz söyleyen kadınlara, yaşlılardan birinin dediği gibi” dedi…

Kamber oradan atıldı, ” Ne demiş Kasım Abi…”

Kasım; “Camide uruspu denilir mi kösnükler, demiş…”

Bu defa bütün kahve ahalisi katılarak gülmeye başlayınca, gençlerden biri, “Kösnük ne demek” diye ortalığa sormuş…

Kimseden cevap yok, herkes birbirine bakıyor…

Muhtar Emmi, elindeki gazeteyi masanın üzerine bırakıp, gözlüğünü de eline aldıktan sonra, “Çiftleşmek isteyen at, eşek gibi hayvanlara denir. Onların çiftleşme mevsiminde tabi… Daha kötüsü, cinsel sapık erkeğe ya da edepsiz ve isterik kadına denir. Bir de ihtiyar ve güçsüz kimseye denir…”

Kösnün ne demek diye soran genç; “Ooooo… Çok kötüymüş Muhtar Emmi” dedi…

Muhtar Emmi, “He…” dedi, “Çok güzel değil, hatta hiç güzel değil. Birbirinizle konuşurken biraz saygılı olsanız…”

Rasim oradan suçlanarak atıldı; “İyi de Muhtar Emmi, Kerim de bana lan demeseydi…”

Muhtar Emmi bu kez Rasim’e döndü; “Evlat… Lan kelimesi Türkçemizde bazen yumuşak, sevecen, bazen sitem ifade eden, ben kızgınlık belirtisi olan bir laf. Buna öyle çok alınıp da haddini bil diye karşılık verilir mi?”

Rasim, “Verime mi Muhtar Emmi…” diye şöyle bir diklenecek gibi olduysa da, Muhtar Emmi kaşlarını çatarak “Verilmez” dedi…

Muhtar Emmi, kahvehane ahalisinin dikkatle dinlediğini fark edince, babacan tavrı ile devam etti.

“Elbette verilmez. Bizim bir atasözümüz var, ‘Kötü laf sahibine aittir’ der. Ayrıca Peygamber Efendimiz, kötü sözün nasıl sahibine ait olduğuna dair hadisinde şöyle ifade edilir.”

Peygamber Efendimiz; “Büyük günahların en büyüklerinden birisi kişinin ana-babasına lanet etmesidir.”

Sorarlar; “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl olur da kişi ana-babasına lanet eder!” denilince Hz. Peygamber, “Bir adam, başka bir adamın babasına söver, o da onun babasına ve annesine söver” buyurdu.

Muhtar Emmi bunu anlattıktan sonra; “Yani kötü söz, sahibine döner ve ona ait olur…” der.

Tam o sırada, arkalarda bir yerde oturan mahallenin meczubu Osman; “Muhtar Emmiiii…” diye seslenir, “Yani demek istiyon ki…”

Muhtar Emmi, lafı nereye götüreceğini az çok tahmin ettiğinden; “Sen bu işe karışma Osman…” der…

Osman, itiraz edecek olursa da, kahvehane ahalisinin bir tamamı “Aman ha Osman, deli meli demezler, götürürler vallaha” derler…

Aslında Osman’ın hiç korkusu yoktur da, olsun, yine de devlet büyüklerine karşı olumsuz laf etmesin isterler…

Rasim, Kerim’in yanından, çay bardağını elinden masaya bırakıp kalktı…

“Lan, siz sabah sabah adamın başını belaya sokarsınız” diye söylenerek dışarı çıkıyordu ki, Muhtar Emmi seslendi…

“Rasiiiiim… Haddini bil…”

Rasim Muhtar Emmiye döndü; “Haklısın Emmi” dedi, “Alışmış kudurmuştan beterdir.”

Ve kendini sokağa attı, söyleniyordu; “Ulan ne desek suç be…”

Nereye mi gidiyordu?

Ne bilsin, gidiyordu işte…

Kahveci Kemal Dayı, ocağın başında, kafasını bir oraya bir buraya sallarken; “Mahalleli tümden sapıttı lan” diye söylenip durur…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER