Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

KEMAL DAYI’NIN KAHVESİ…

Bu haber 14 Ocak 2019 - 10:51 'de eklendi ve 36 kez görüntülendi.
KEMAL DAYI’NIN KAHVESİ…

Rasim, o gün sabah kalktığında yatağından, “Bugün keyfimi kimseye bozdurtmam” diye geçirdi içinden. Çocuklar okula gitmişlerdi. İşsizliğin verdiği keyif ile hazırlandı, çocuklardan kalan kahvaltı sofrasından bir şeyler atıştırdıktan sonra, karısına “Alınacak bir şey var mı” diye sormadan, karısının da “Akşam eve gelirken…” diye başlayan cümlesini kurmasına fırsat vermeden sokağa düştü.

Elbette istikamet belli, Kemal Dayı’nın kahvehanesi, her ne kadar kurulacağı söylenen millet kahvehanesine benzer yanı olmasa da…

Kahveden içeri girdi, kadim arkadaşı dostu Kerim, sobanın başında, ellerini de sobaya doğru uzatmış vaziyette oturuyordu. Rasim’in girdiği görmedi…

 

Rasim, pek keyifli bir şekilde Kerim’e seslendi…

 

“Biliyonmu lan Kerim, damat Albarak’ın söylediğine göre bizler iyi birer hem teknik direktör hem de ekonomist mişiz…”

 

Kerim, ileriki masanın başında mutat olduğu veçhile gazetelere göz atan Muhtar Emmiye doğru “Bu ne diyor Muhtar Emmi?” diye seslendi…

 

Muhtar Emmi, yakın okuma gözlüğünün üzerinden Kerim’e doğru baktı, kafasını iki yana salladı ve gazetesini okumaya döndü. Belli ki bu kahve milleti, birazdan ortalığı karıştıracak…

 

Rasim, Kerim’in oturduğu soba başına doğru yönelirken, Kasım ile Kamber de sandalyelerini onların yanına doğru çektiler.

 

Muhtar Emmi, birazdan olacakları düşünürken, yine kafasını iki yana doğru salladı ve gazetesine bir kez daha döndü. İçinde “Allahtan bu gün Osman yok kahvede” derken, Osman da kahvehaneden içeri daldı…

 

Sobanın başında oturan Rasim, Kerim, Kasım ve Kamber’i görünce “Şer dörtlüsü toplanmış be, hadi bakalım bugün ne diyeceksiniz” dedi ve Kahveci Kasım Dayı’nın yanına doğru yönelip, bir bardak çayını aldıktan sonra, dörtlünün yakınındaki bir masaya oturdu. Maksat, ne dediklerini duymak…

 

Rasim, söylediklerini tekrarlardı; “Damat bakan Albayrak, kahvehane milletinin en tecrübeli ve bilgili teknik direktörleri ve ekonomistleri olduğunu söylemiş, ne diyorsunuz siz buna lan” dedi…

 

Önce Kasım lafa girdi; “Lan oğlum Rasim, daha geçen gün demedik mi, lafa girerken saygılı ol’can diye. Sen yine lan-lun başladın. Teknik direktörlerin ve ekonomistlerin lafa girerken lan dediğini duydun mu?”

 

Rasim, “Olayı sulandırma Kasım Ağabey, teknik direktör Fatih Terim lokanta basarken, sayın lokantacı, lokantanızı basabilir iyim diye içeri dalmadı her halde…”

 

Kamber, “Arkadaşlar, konuyu dağıtmayalım. Bakın Rasim bir konu ortaya attı, çözümlememiz gerek…”

 

Bu kes Kerim Kamber’e döndü, “Çözümleme-mözümleme, o ne lan öyle terörist ağzıyla lafa giriyon…”

 

Kamber, suçlanmış bir eda ile “Öyle bir niyetim yok Kerim ağabey, şaka olsun diye…”

 

Kerim lafı ağzından aldı, “Bu işin şakası olmaz o’lum… Yerin kulağı var, duyarlar hepimizi alırlar…”

 

Kamber safiyane sordu;” İşe mi Kerim ağabey?…”

 

“He…” dedi Kerim, “İş ocaklarında iş verirler gari…”

 

Rasim, “Yav kardeşlerim, olayı nereler götürdünüz, özümüze gelelim…”

 

Kemal Dayı, elinde dört bardak çay ile yanlarına geldi. Çaylar verirken “Damat doğru söylemiş” dedi, bardakları dağıttı gitti…

 

Rasim, “Hele gelele Kasım Dayı, nasıl doğru söylemiş bir diyele…”

 

Kemal Dayı da bu kez lafa girdi, sandalyesini çeki yanlarına, “O’lum… En iyi teknik direktör kimden olur?”

 

Herkes birbirine baktı… Kemal Dayı devam etti; “Kaleciden olur. Niye kaleciden olur derseniz, kaleden tüm sahayı görürü, kafası da çalışıyorsa nerede ne doğru, ne yanlış bilir. Sonra da futbolu bırakınca teknik direktör olur…”

 

Kahvehane ahalisi birbirine bakarken Kemal Dayı devam eder…

 

“Seyirci de tribünden tüm sahayı görmüyor mu, görüyor. Hangi futbolcu ne halt ediyor görmüyor mu, görüyor. En iyi kararı tribün ahalisi verir. Yeni sisten VAR gibi…”

 

Muhtar Emmi, okuduğu gazeteden başını kaldırıp; “Aferin Kemal, bari bir de şu en iyi ekonomist kahve eşrafından nasıl çıkar bir de onu öğretsen bebelere…”

 

Kemal Dayı; “Emrin olur Muhtar Emmi, elbette… Bunlar yeni yetme daha bilmezler ama, sen ben bu konuda deneyimliyiz le değil mi?…”

 

Muhtar Emmi, lahavle çekmeye başlarken, Kemal Dayı devam eder…

 

“Ekonomi dediğiniz şey, gelen ile gideni denk getirmek değimli efendiler?”

 

Kahvehane ahalisi hep bir ağızdan öğretmene cevap veren ilkokul çocukları gibi “Eveeeet…” derler.

 

Kemal Dayı; “Tamam işte, siz sabahtan akşama kadar geliriniz ile evi nasıl geçindireceğinizin hesabını yapıyorsunuz. Yani bir anlamda bütçe yapıyorsunuz. Sizin bir eksiğiniz var, örtülü ödeneğiniz yok. Onu karşılamak için ek vergi koyma imkânınız yok. Siz ekonominin hasosunu bilirsiniz de, onlar (iktidardan söz ediyor) işin hileli-hurdalı tarafını da bilirler. Ah bir de orasını bilebilseniz, gerçek birer ekonomist olur çıkarsınız. Şimdi yarım sayılırsınız…”

 

Başından beri yakın mesafeden konuşmaları takip eden Osman “Yani diyon ki Kemal dayı, bu damat bi…”

 

Tam bu sırada Rasim fırlayıp Osman’ın ağzını kapatır. Muhtar Emmi, öyle bir nazar atar ki kahvehane ahalisine “İyi b.k yediniz” gibi gelir ahaliye. Muhtar Emmi, bakışın ardından “Hadi dağılın, bugünlük bu kadar yeter” der ve ahali Muhtar Emmi ve Osman’ı baş başa bırakıp kahvehaneden ayrılırlar.

 

Yolda Kerim, Rasim’e döner; “İyi mi ettin lan, yine ortalığı karıştırdın” der ve yürürler…

 

Nereye mi? İşsiz-güçsüz yüreğin götürdüğü yere doğru…

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA