Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
NAGEHAN ÇELEBİ

KENDİ BEDENİNİZİ NE KADAR SEVİYORSUNUZ?

Bu haber 11 Ağustos 2018 - 11:15 'de eklendi ve 42 kez görüntülendi.
KENDİ BEDENİNİZİ NE KADAR SEVİYORSUNUZ?

KLİNİK PSİKOLOG

Kişinin kendi bedeni ile olan ilişkisi diğer insanlarla olan ilişkisini belirler. Yani bir insan kendini seviyorsa; kaşını, gözünü, göz rengini, burnunu, kulaklarını, boyunu, kilosunu, elini, kolunu, ayaklarını vs.. seviyorsa, ancak o zaman kendini sevilmeye layık görebilir. Diğer insanların da kendini sevdiğine inanabilir ve beğenildiğini düşünebilir.

Kendini sevmeyen ve beğenmeyen birey, ne kadar aksi iddia edilirse edilsin, çevresindekilerin kendini beğendiğini bir türlü kabul etmez. “Bu burunla beni kim sevsin?” “Bende bu kısa boy varken kimse bana dönüp bakmaz.” “Kepçe kulak olduğum müddetçe işe bile alınacağımı sanmıyorum.”  Bu kişiler olumsuz algıladıkları uzuvlarıyla öyle meşgul olurlar ki durumu olduğundan da abartılı bir şekilde algılamaya başlarlar.

Kişinin kendinde gördüğü bedensel kusur, olduğundan daha abartılı algılanıyorsa, bu yardım alınması gereken bir ruhsal hastalık olabilir. Toplumda, pek bilinmeyen bir takım sendromlar, bozukluk ve hastalıklar vardır. Bazen bu sorunları yaşayan kişiler bile bunun farkında değildir. Belirtileri, farkındalık eksikliği nedeniyle tedavi edilmeden kalır. Bugün düşündüğümüzden daha yaygın olan çok önemli bir hastalığı ele alacağım: beden algı bozukluğu.

Beden algı bozukluğu nedir? Bu hastalığın ana özelliği, kişinin bedeni ve dış görünüşü konusunda aşırı endişe duymasıdır. Genelde kişi, dış görünüşünü kontrol etmek için çok fazla zaman harcar. Başkaları tarafından izlendiklerini hissettiklerinde, belirtiler daha da yoğunlaşır.

Eylemlerinin pek çoğu, sürekli kendini aynada kontrol etmek, defalarca üstüne çeki düzen vermek, kendini başkalarıyla karşılaştırmak ya da vücutlarının beğenmedikleri kısımlarını saklamaya çalışmak gibi tekrar eden davranışları vardır. Bunlar başkaları tarafından da fark edilebilir, aşırı derecede tekrar eden davranışlardır.

Bu kişiler görünüşteki kusurlarını sık sık diğer insanlarla ile kıyaslarlar. Sorunlu olduğunu düşündüğü vücut kısmının görünüşünü, aynalarda defalarca kontrol ederler ve her seferinde daha da kötü göründüklerine inanırlar. Fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmazlar, fotoğraf çekinmek isteyen birileri olduğunda reddederler.

Korkunç göründüklerini düşündükleri için kendilerini toplumdan soyutlarlar, kendileri için çok az kişi ile muhatap olacakları ortamlar oluştururlar. Kalabalık sosyal etkinliklerden mümkün oldukça kaçınırlar.

Kendilerine göre fark edilebilir kusuru gizlemek için aşırı, abartılı giyinmeyi ya da aşırı makyaj yapmayı ya da saç uzatıp, şapka takmak gibi kendilerince kusur örten çözümler üretmeyi tercih ederler.
Bu kişiler kusura sahip vücut kısmı hakkında abartılı araştırma yaparlar. Zamanlarının çoğunu estetik cerrahi operasyonları araştırarak geçirebilirler.
Kusurun minimal olduğu ya da var olmadığı ya da bir tedavinin gereksiz olduğu yolunda diğerlerinin kişisel görüşleri ve doktorların tavsiyelerine rağmen cerrahi girişim ya da tıbbi tedavi ararlar.

Devamlı kusurları hakkında içini rahatlatma arayışında olurlar. Fark edilebilir kusurun görünebileceği sosyal durumlardan kaçınırlar ve bu durumdan dolayı devamlı “beğenilmemekle alakalı”  endişe içerisinde olurlar. Hal ve tavırları genel de çekingenlik gösterir. Büyük ihtimalle bu kişilerde sosyal fobi oluşabilir.

Vücut algı bozukluğu şiddetli olan kişiler, okulu bırakabilir, işlerinden istifa edebilir ya da evden dışarı çıkmaktan kaçınabilirler. En şiddetli vakalarda, kişiler intiharı düşünebilir ya da teşebbüs edebilirler. Bu nedenle kesinlikle hafife alınacak bir hastalık değildir. Bir uzamandan yardım alınmasında fayda vardır.

Bu sendromu yaşayan kişilerin büyük çoğunluğu gençlerdir ve kadınların oranı erkeklerinkinden yüksektir. Çalışmalar, bu sorunun  ergenlik döneminde başladığını göstermektedir. Çünkü ergenlik dönemi, bireyin imajı konusunda daha fazla kaygılandığı, dışarıdan izlendiğini daha çok hissettiği ve daha aktif bir sosyal hayata sahip olduğu bir dönemdir.

Bu genç insanların bir çoğu bu nedenle bıçak altına yatarlar. Oysa beden algı bozukluğu fiziksel değil zihinsel bir sorundur. Psikoloji Doktoru Gustavo Bustamante, kozmetik plastik ameliyat geçiren pek çok kişinin bu nedenle ameliyat sonucundan memnun kalmadığını söylüyor.

Beden ameliyat ile değiştirebilir ama yeni beden için uygun bir ruh ve yeni bir benlik oluşmazsa o ameliyat başarılı olmuş sayılmaz. Bu nedenle beden algı bozukluğu olan kişilerin öncelikli olarak ruh sağlığı çalışanlarından yardım alması önemlidir.

Sorunun psikolojik nedenini tanımak, ilk ve en önemli adımdır. Bu noktadan başlayarak bireyler öz güven ve öz saygılarını güçlendirmek, fiziksel ve ruhsal olarak kendilerini olduğu gibi kabul etmek üzerinde çalışabilirler.

Aile ve arkadaş çevresinin desteği de önemlidir. Her bozukluk, hastalık ve sendromda olduğu gibi sevgi, çok önemlidir ve doğru psikolojik tedaviyle birlikte en sağlıklı, güzel ve erişilebilir panzehirdir. Kişiye sevgi ve şefkat göstermek, koşulsuz destek sunmak da iyileşmesine çok yardımcı olacaktır.

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA