AGÜSPOR GELİŞİM TAKIMININ ARABASINI HACZETTİLER

AGÜSPOR GELİŞİM TAKIMININ ARABASINI HACZETTİLER

ERCİYES’TE SIRA DIŞI KOSTÜMLER YARIŞTI

ERCİYES’TE SIRA DIŞI KOSTÜMLER YARIŞTI

CINGI, “ZİYARETÇİ SAYIMIZI HER GEÇEN YIL ARTTIRIYORUZ”

CINGI, “ZİYARETÇİ SAYIMIZI HER GEÇEN YIL ARTTIRIYORUZ”

AK PARTİ İLÇE BAŞKANLARI İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

AK PARTİ İLÇE BAŞKANLARI İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

HATAY BŞB.-AGÜSPOR:82-61

HATAY BŞB.-AGÜSPOR:82-61

KILIF
  • MUSTAFAACAR
    • MUSTAFA ACAR
    • MUSTAFAAC@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Şubat 2018 - 12:03:36

Yıl 1964 güz mevsimi ,okullar açılıyor,babamın teşviği ,açıkçası baskısı sonucu İmam hatip okuluna sınavsız kaydolmuşum.O yıllarda kıymetli okul imam hatip.ilkokul diploma notu pekiyi olanlar ancak imtihana tabi olmadan kaydolabiliyor.
Yedi yıl biter mi kardeş ,bu okuldan mezun olunur mu,düşün dur,işin yoksa.kravatla yeni tanışmışsın,inşaat işçisi bir babanın oğlusun,adamcağız kravatı resmi dairede ,burnundan kıl aldırmaz memurların,kollanmış insanların boynunda görmüş,nasıl bağlanır,nasıl çözülür nerden bilsin.Al sana bir dert daha,konu komşuda bırakın liseyi orta okulda okuyan yok ki,bu meretin bağlanmasını öğrenesin.
Neyse kravata fazla takılmayalım, Daha sırada şapka var.Yeni jenerasyon (bakın kuşak yerine jenerasyon) demeyi pekala beceriyorum.Kimilerinin buyurdukları gibi imam hatip ten hep de kültürsüz, dar görüşlüler çıkmıyor.Şapka diyordum ,yeni nesil okul şapkasını bilmemekte mazurdur. O günlerde, şimdiki subay şapkalarını andıran ,kenarları şeritli okul şapkaları vardı ve bizim şerit rengimiz beyazdı.
Sıra geldi mi şimdi beyaz rengi kutsamaya. Efendim diğer lise ve meslek liselerinin şerit renkleri neyse de beyaz renk asla ve kat’ a kir leke bulaşık götürmez. Onun için okul yolunda kadına kıza bakamazsın, hele hele bacak kısmına göz atamazsın.Kız mekteplerinin önünden geçecek olursan,şans daha açığı şanssızlık eseri meslek dersi hocalarından birinin gözüne ilişecek olursan,müteakip günlerde ,bahsi geçen hoca tarafından ,hem de ders ortasında ,ayağa kaldırılıp,azar işitmeye,tahkir edilmeye hazır olacaksın.
Çocuk sayılacak yaşlarımızda ( çok afedersiniz ) muhtemel cinsi duygularımızı tedip ve terbiye ile bu denli ilgili hoca ve idarecilerimizin midelerimizle ilgili alaka ve şefkati merak edeceğinizi düşünerek o konuya dalalım müsaadenizle.
Efendim hem sabah, hem öğleden sonra eğitim görüyoruz.Yatılı öğrenciler var ,kısmen paralı,yıllık belli bir ücret karşılığı.Parasız yatılılar var .Devlet karşılıyor yemek,barınma,çamaşır vesair giderlerini. Geriye gündüz okuyanlar kalıyor ki, mevcudun yarısına tekabül eder.Diyebilirsiniz ki hikaye anlatma kardeşim sadede gel.
Ben de tam da onu anlatmaya çalışıyorum.(zira kırk yıldır şiirle anlatmaya çalışıyorum, belki de sakalım olmadığındandır,henüz bir kapımızı tıklatan olmadı).
Efendim gündüz okuyanlar okul mevcudunun hemen, hemen yarısı demiştik.Bu arkadaşların yaklaşık dörtte üçü şehir merkezinde ikamet ettiklerinden ,okulumuzda merkezi bir yerde olduğundan bir buçuk saatlik paydos süresi onlara kafi gelmekte. Gelelim geriye kalan dörtte birlik kısma ki ,yaklaşık seksen ila yüz kişiden
bahsediyoruz. Bu arkadaşların evleri genellikle kenar mahallelerde köyden şehre göçün hızlanmaya başladığı yıllar, kasabasından,ilçesinden kopan insanlar şehre girişte ,merkezi yerlere hem paraları hem de cesaretleri yetmediği için buldukları arsalara mesken diyemeyeceğim,ancak sığabilecekleri korunak yapmışlar,ben dahil bu işçi veya işsiz insanların şanslı çocukları böylece okuma fırsatı yakalamışız. Paydos süresince eve gitsen yetişmen mümkün değil. Ana arterler dışında belediye otobüsü işlemez ,minibüs ise sadece merkezden sanayiye çalışır.Babanız iş bulmuş çalışıyor ise günde 25 krş.(yirmibeşkuruş) harçlık verebilir,zira dört kardeşiniz daha vardır.O günlerde yarım ekmek yirmi kuruş ,beş kuruşluk çemen ,milli ve zaruri katık ( Kayseri ağzı söyleyişle ,çaman) Her şey bu kadar monoton değil tabii.Zamanın ve gidişatın hakkını yemeyelim,bazen babanızın her ne hikmetse elli kuruş vereceği tutar,işte o gün bayramdır.Niye derseniz ; bu çamana mahkum değilsiniz demektir.(Tabii o günlük) Her gün yaptığın ,çaman yemenin akabinde çeşme başında,ders esnasında sınıfta ağzın kokmasın diye dakikalarca ağzını çalkalamıyacaksın demektir. Diş fırçasını eczane vitrininde görürsün geçersin. Babandan istemeye cesaret edemezsin,tabii ki temizlik kültürün vardır,haftada birkaç kez ağzını,daha açığı dişlerini tuzla ovarsın.
Neyse bayram dedik ya ona gelelim.Hani elli kuruş vermişti ya babanız; önünüzde bir yığın seçenek vardır.Okulun batı tarafında bakkal amca vardır,şimdilerde çikolata reklamlarında çıkan pos bıyık mütebessim bakkal amcayla ,uzaktan bile akraba değildir.Paydos öncesi kullanılmış okul defterlerinin yapraklarını ( aksırığa tıksırığa maruz kalmış) yırtarak külah yapmış ,her birine 50 gr.zeytin koyarak kapatmış,ayrıca yaklaşık 15 adet 50 gr.peyniri,yine benzer kağıtla paketlemiş,yerken mürekkep bulaşmış kısmını bölüp atamazsın,kısa yoldan iktisadı,tasarrufu öğrenmek bu olsa gerek.
Aynı gramaj (günahı tartanın boynuna) ve aşağı yukarı aynı paketlerde helva ,şeker sucuğu ve çeyrek sana yağı.Az kalsın unutuyordum bir de haşlanmış yumurta Eğer bir arkadaşınızla anlaşarak değişik katık almışsanız ,tatmin hissiniz zirve yapmıştır,ne demek ; ekmek ve iki çeşit katık. Sabahları ,Kayseri ye has evlerde hazırlanan un çorbası veya küçük bulgurdan kaynatılan,düğürcük çorbası,akşamları ise demirbaş bulgur pilavı.
Ekmek mahalle fırınında pişirilir.Un, en azından bir çuval kışa girmeden alınmıştır,annenizin büyükçe
bir leğene yoğurduğu hamuru küçük omuzlarınız ( İstiap haddim aşılıyor feryadınıza rağmen) taşımak zorundadır,mahalle fırınına.Size emanet edilen 50_60 kuruşu okulda kaybetmemek için azami gayret sarfederek okul dönüşü ,ekmeğin pişirme bedelini( tanesi 5 kuruştan) ödeyerek,ekmek leğenini evinize ulaştırırsınız.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz