Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

KÜÇÜK DAĞLARIN GÖLGELERİ-2

Bu haber 25 Mart 2019 - 12:05 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi.
KÜÇÜK DAĞLARIN GÖLGELERİ-2

Her insan kendi yörüngesinde bir devdir. Benliğini en üst seviyede görür. Dürüsttür, kahramandır. Lakin, çoğu zaman tanınmış, isim yapmış, popüler olarak yüksek mevkilerde yer almış olan insanlar karşısında acizlik ve çaresizlik hisseder. O insanları gözünde büyütür, devleştirir, kahramanlaştırır. Bu kahramanların hatalarını, kusurlarını, eksikliklerini göremez. Acizliklerini, zaaflarını fark edemez. Büyük bir hayranlık ve umutla, onların sahip oldukları, yararlandıkları nimetlerin bir kısmına ulaşabilme hayaliyle yaşayıp olmadık düşlerle avunur gider…

“Büyük dağlara kar yağmadıkça küçük dağlara sıra gelmez.”, “Büyük dağların büyük, küçük dağların küçük gölgesi olur,” gibi atasözleri vardır. Aslında dağın küçüğü, büyüğü de yoktur. Büyük denilen dağların yükseltileri ne kadar fazla olursa olsun tabanları küçük dağlarla aynı seviye üzerine oturmuştur. Yine, büyük dağların gölgelerinin hükmü güneş batıncaya kadardır. Güneş batıp karanlık çöktükten sonra gölgelerin hiçbir önemi kalmaz.

Gözümüzde büyüttüğümüz, imrenerek ulaşılmaz objeler haline getirdiğimiz insanların yaşantıları dışarıdan göründüğü gibi değildir. Onlar, içlerinden geldiği gibi hareket edemezler. Çoğu kez duygularını açığa vuramazlar. Düşüncelerini dürüstçe söyleyemezler. Kamuoyu denilen baskı unsuru altında, belirli kurallar labirenti içerisinde mutlu hayât rolünü oynar görünmek zorundadırlar.

Diyelim ki, tanınmış bir işadamı, şirketlerinin basına açık toplantılarının birinde kendisini abartarak övgüler yağdıran, başarılarını uzun uzadıya anlatarak konuşmasını bir türlü bitirmek istemeyen şirket danışmanına, “Kardeşim, tıraşı kes. Lafı fazla uzatma, işimiz gücümüz var,” şeklindeki sözleri, çok istemesine rağmen söyleyemez. Saatlerce benzeri lüzumsuz lafları dinlemek zorundadır… Bir bakan, ikide bir sudan bahanelerle makamına gelip dikkat çekmek isteyen müşavirinden usanıp yıldığı halde, her defasında onun kıçına bir tekme atıp, “Ulan, seni ıvır zıvır işler için bir daha burada görmek istemiyorum!…” eylem ve sözünü gerçekleştirmeyi yürekten arzuladığı halde bir türlü gerçekleştiremez… Bir ilin valisi, kurmaylarıyla birlikte halkın arasında dolaşırken, lise yıllarında birbirlerine teklifsiz espri ve şaka yaptıkları, canciğer arkadaşlarından birine rastlasa, “Vaay!. İpsiz Selamü… Sen misin? Yıllardır görüşmedik be oğlum!… İzini bir kaybettirdin, gidiş o gidiş…” benzeri sözlerle arkadaşını kucaklayıp hasret gideremez.

Sıradan insan tipleri için benzeri meseleler söz konusu değildir. Duygularının dışavurumları, yaşadıkları gibi görünmeleri fazla dikkat çekmez. Düşünceleri, projeleri öteki insanları fazla ilgilendirmez. Kitleler tarafından duyulup bilinmez. Bilinse de kısa zamanda unutulur gider. Hatta birçoğu, kişiyeözel olmaktan öteye geçmez. Zamanla kendi belleklerinde üstü örtülüp bayatlayarak küllenip kaybolur.

Lakin imkânları kısıtlı, hareket alanları dar olan bu insanların hayalleri çok yüce, gönülleri oldukça geniştir. Duyguları beklentileri yalındır. Hoşgörü ve onurları, zirvede görünen birçok insanınkinden daha üstün, daha insancıldır. İşte, küçük gölgeli dağlar, tepeler sınıfına girip, dikkat çekici önemli özelliklerini sergileyemedikleri için sıradan insan olarak nitelendirilen bu geniş kitlenin bir üyesi olarak, onların hayat kesitlerinden yaşanmış ve yaşanabilecek bazı olayları “KÜÇÜK DAĞLARIN GÖLGELERİ” isimli bu kitabımda beğeninize sunuyorum. Saygılarımla

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA