AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

KURAN’DA SUÇ VE CEZA-II

Suç ve ceza tanımı, temel hakların kullandırılıyor olmasından sonra gelir. Mesela, Eğer birey, beslenme kaynaklarına ulaşamıyor veya kendisinin veya ailesi için gerekli olan maişet temininde yetersiz kalıyor ise, topluluk bunu iyileştirmek zorundadır. Eğer topluluk bu ve benzeri konularda yetersiz kalıyor ise, Kur’an a göre “Ceza” da söz konusu değildir. Çünkü Allah’ın hakkı telsim edilmemiştir. Bu sebeple, bir fiili suç kabul edebilmek için, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel şartların uygun olması, kişinin psikolojik veya bedensel eksikliklerinin bulunmaması gibi temel koşulların normal olması gerekir. Yani suç gerekçelerinin toplulukça ortadan kaldırılmış olması gerekir. Ancak bundan sonra bir suç tanımı yapılabilir. Kur’an, prensipte kişileri cezalandırmayı hedeflemez. Yani, kişilerin eylemlerinden dolayı “mutlak” bir ceza kavramı yoktur. Aslolan kişilerin “iyi insan, Faydalı insan” olmalarını sağlamaktır. Ancak topluluğun barış içinde yaşamaları ve meydana gelebilecek olası zararların tazmini açısından, cezaların uygulanmasını da topluluğun tercihine bırakmıştır. Bunun için prensipler yine Kur’an tarafından belirlenmiştir. Cezalandırma asıl amaç olmadığından suçlar ile cezalar arasında makul dengeler olmalıdır. Kur’an’ın “Bir kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülüktür.” İfadesi, suç ile ceza arasında denge kurmayı emretmektedir. Yani bir kötülüğe benzer karşılık vermek adaletin gereğidir.

Bir kötülüğe benzer bir karşılık vermek adaletin gereğidir. Bir eylemin “Suç” olup olmadığını tespit etmeden önce, bir suçun nasıl cezalandırılması gerektiğini bilmemiz gerekir, Kur’an Ceza kavramına ilişkin ölçüyü koymuştur: “bir kötülüğün karşılığı onun gibi bir kötülüktür…” (Şura 40) denmektedir. Yani bir Suça karşılık uygulanacak ceza, o suçun ağırlığı nispetinde olmalıdır. Bu durum Nahl 126’da “Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın” diyerek kesin çizgiyi koymaktadır. (Bkz. Mu’min 40, Bakara 191-194, Kassas 86, Nisa 123).Esasen Kur’an suçun niteliğine göre ceza öngörmektedir. Yani “Ekonomik suça ekonomik ceza”veya “şiddet içeren suça tazyikle ceza” gibi dengeyi gözeden bir yapı ortaya koymaktadır. Kur’an ın ortaya koyduğu cezalandırma şekli ve suça karşı uygulanacak ceza miktarının usul ve yöntemleri Kur’an tarafından ortaya konulmuştur. Özetle: Aslolan kişinin topluma kazandırılmasıdır. Bu manada hedef ceza değil, ıslahtır.Ayetlerin ortaya koyduğu Ceza Usulü ile ilgili olarak önemli bir nokta dikkatimizi çekmektedir. “Tövbe ederse” kavramı, kişinin yaptığı eylemin farkına varması ve onu bir daha tekrarlayacak şekilde pişmanlık duyması anlamına gelir. Buna göre, topluluğun görevi, kişinin bir daha kötülük yapmamasını sağlayacak tedbirleri almak ve kişiye yardımcı olmaktır. Bir kötülük ancak benzer bir kötülükle cezalandırılabilir.

Ayetlere dikkat edilirse, kötülüğün karşılığı “aynı” iledir demiyor. Ona denk olan bir cezadır diyor. Yani “denk ceza” kavramını koyuyor. İşlenen suç, ortaya çıkan zarar bütünüyle aynı olacak şekilde cezalandırılamaz. Bunun imkanı yoktur. Dolayısıyla cezalarda uygulanacak olan ölçü meydana gelen zararın boyutu ile sınırlı ve ona denk gelecek bir ceza olmalıdır. Ekonomik bir suça tazyik cezası verilemez . Fiili sonuçları olmayan eylemler suç sayılamaz.

Ceza aşırı ve dengesiz olmamalıdır. Cezalar adil olmalıdır. Aşırı ve dengesiz cezalandırma yöntemi, kişileri şiddete ve suça meylettirir. Bu da toplum düzeninin bozulmasına, huzurun yok olmasına yol açar. Aslolan barışı sağlamaktır. Adil davranmak bir tercih değil zorunluluktur.

 

 

 

 

 

  • Etiketler
  • Açıklama
  • Suç ve ceza tanımı, temel hakların kullandırılıyor olmasından sonra gelir. Mesela, Eğer birey, beslenme kaynaklarına ulaşamıyor veya kendisinin veya ailesi için gerekli olan maişet temininde yetersiz kalıyor ise, topluluk bunu iyileştirmek zorundadır. Eğer topluluk bu ve benzeri konularda yetersiz kalıyor ise, Kur’an a göre “Ceza” da söz konusu değildir. Çünkü Allah’ın hakkı telsim edilmemiştir. Bu […]
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz