Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

LEYLEĞİN LAKLAKI, BÖCEĞİN CIRCIRI…

Bu haber 27 Kasım 2018 - 11:00 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.
LEYLEĞİN LAKLAKI, BÖCEĞİN CIRCIRI…

Leylek…

Hani şu bildiğiniz leylek, baharın müjdecisi. Hani ilk kez havada görürsek, o sene çok gezeceğimize inandığımız leylek… Hani eğer evimizin bacasına yuva yaptıysa, tez zamanda ev edineceğinize inandığımız leylek…

İşte ondan söz edeceğim bugün.

Ne alaka, değil mi? Alakasını yazımın sonunda söyleyeceğim…

Leylekler, yaşam tarzı itibariyle tek eşlidir, 30 yıl kadar yaşarlar. Yahudilikte, iyi huylu olarak bilinmesine karşın istisnai olarak leylek eti yenmiyor. Sebebini şöyle açıklıyorlar: “O, iyi şeyler yapıyor ve dostlarına yardım ediyor. Ama yalnızca dostlarına yardım ediyor. O yalnızca onun gibi görünenlere, onun gibi hissedenlere, onun gibi düşünenlere, onun damak zevkine sahip olanlara yardım ediyor. İşte biz, böyle bir özelliğin kişiliğimizin bir parçası olmasını istemiyoruz. Yardım, ihtiyacı olan herkese, kim olursa olsun yapılmalıdır. İhtiyaç anında karşımızdaki kişinin bizim gibi olup olmadığına veya onu sevip sevmediğimize bakmaksızın yardım elini uzatmamız gerekir. Şefkat herkes içindir…”

Çünkü leylekler, evlerine, eşlerine, yavrularına ve en yakınındakilere düşkün hayvanlardır…

Diğer yandan, bizler, yaz misafirlerimiz olan bu hayvanları genellikle telefon ve elektrik direklerinin ya da bir evin bacasının üzerine yaptığı yuvalarda görür, severiz de. Soba bacasını kapatması dışında çok bir zararı yoktur…

Ama…

Gagasını birbirine çarparak, uzaktan makineli tüfek sesine benzetilen yüksek tonda bir ses çıkarır. Çeşitli sosyal etkileşimlerinde kullanılan gaga çarpma, uzadıkça daha da yüksek bir tona ulaşır ve duruma göre belirgin değişik ritimler alır.

Türkçede leyleğin gaga takırtısına verilen “Laklak” ismi ise kinayeli biçimde “Çene çalmak, gevezelik yapmak, sesli dedikodu yapmak” anlamında bir deyim olarak kullanılıyor.

“Laklak” kelimesi Arapçadan geçme ve “Leylek” anlamına geliyor. Fakat Türkçeye leylek adı, Farsça “Legleg” kelimesinden geçmiş.

Hem Yahudilerin değerlendirmesi olan sosyal yaşayış tarzları, hem de bizim gördüğümüz yaşama tarzı sizce neye benziyor dersiniz?

Acele etmeyin, eğer tahmin edemediyseniz, yazının sonunda cevabını vereceğim.

Gelelim ötekine…

O da “Mevsimlik” bir hayvandır. Kayseri’de bağ mevsiminde belli bir süre olur ve gündüzleri “cırcır” sesi ile insanlarda beyin bırakmaz. Kısa bir süre sonra da ölür ve sadece kabuğu kalır, bir türlü kışa yetişemez.

Genellikle böyle bilinmesine karşın Ağustos böcekleri, toprak altı böcekleridir ve toprak altında senelerce yaşalar. Toprağın yüzüne çıktıklarında ise ya yem olurlar ya da üç beş hafta içinde ölürler…

Bu iki hayvan da, yaşama tarzları itibariyle ilginç hayvanlardır.

Şimdi düşünün bakalım, bu hayvanların özellikleri size bir şeyler hatırlatıyor mu?

Açıkçası sizlere bir şeyler hatırlattığını sanmıyorum…

Yazmaya başlamadan önce çok düşündüm, benzetmem ne kadar “Cuk” diye yerine oturacak, kestiremedim.

Ama ben benzeteyim, siz düşünün bakalım, benzetmem yerine oturmuş olacak mı?

Düşünmeye şuradan başlayın lütfen…

 

Ülke, ekonomik yönden perişan durumda, insanlar geçimini sağlamakta zorlanıyorlar. Ama bir taraftan da bazı kişiler, guruplar en lüks içinde yaşıyorlar. Sadece birbirlerine faydaları dokunuyor. Çevrede olup biten, yaşananlar, onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Hem bol para kazanıyor, kazandıkça da milletin orasına burasına koymaya çalışıyorlar…

Aynı leyleklerin sosyal yaşamı gibi, hani Yahudi’nin tarifine uygun… Kendinden ve yakın çevresinden başka kimseyi gözü görmüyor…

Aynı zamanda da icraat yerine ömrünü somut olaylarla değil de laklak ile sürdürüyor, çevresine verip veriştiriyor…

Lak lak lak…

Bu hali ile iktidara benzemiyor mu?

Geldik ötekine, yani Ağustos böceğine…

Ülkemizin etrafı ateş çemberi ve ABD başta olmak üzer emperyalist güçler, ülkeyi bölmek, güney sınırımızda bir ucu Akdeniz’e ulaşan “Kürt devleti” kurma çabasını sürdürürken…

Yine Güney sınırımıza boydan boya ABD askerleri tarafından gözetleme noktaları oluşturulmaya başlanırken acaba Türkiye ne yapıyor dersiniz?

“Bir gece ansızın” gelirsek görürsünüz gününüzü edası içinde…

Cır cır cır…

Haaaa…

Bu arada biz n’apıyoruz millet olarak kardeş?

Leyleği havada mı gördük, seyahat çok mu? Onu merak ediyoruz.

Diğer yandan da bağda yan gelip yatarken, ağustos böceğinin gıygıyı hoşumuza gidiyor, dinliyoruz sadece…

Nasıl, benzetme “Cuk” oturmuş mu?

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA