Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
GÜNER KARABULUT

 MC KİNSEY 

Bu haber 08 Ekim 2018 - 11:14 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.
 MC KİNSEY 

Güzel ülkemin gündeminde bir  McKinsey rüzgarı esmekte.

Eksik tanıtım çarpık eleştiriye maruz kalır. Samimiyet ve şeffaf anlatım eksikliği konunun özünün aslında ne olduğu, davulcu yellenmesi gibi arada kaynadı gitti. Bilmeden yapılan bir uygulama kesinlikle değildir bilerek isteyerek yapılmış olup ana konunun kamuoyu  nezdinde konuşulması engellenmiştir. Engellenen bu öz nedir? diye soracak olursanız biraz geriye giderek anlatmaya çalışayım.

Tanzimat fermanı ile başlayan ekonomik konularda iyileşme gayretleri sanki bize deva olacak gibi hemen hemen bütün Avrupa devletleri ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları ile son buldu.1840. Bunun anlamı her Avrupa devleti istediği gibi ürünlerini Osmanlı devletine satabilecek, yatırım yapabilecek ve imtiyaz sahibi olacak demektir. Makineleşme yolunda bayağı yol alan Avrupa devletleri Osmanlı pazarlarını ucuz mal ile doldurdu. Aynen bugün Amerikan cevizi yiyip, Çin tuvalet kağıdı kullandığımız gibi.
O zamanın serbest ticaret anlaşmasını, bugünün “Gümrük birliği” anlaşması ile aynı kapıya çıktığını söylemek hiç de yanlış bir yaklaşım olmaz. Gelen ucuz yabancı mallar ile zaten el emeğine dayalı olan Osmanlı ekonomisi ciddi tahribat gördü. Üzerine birde Ruslarla yaptığımız Kırım savaşı eklenince isler iyice karıştı. 1850 yılına kadar dışarıdan borç almayan Osmanlı o güne kadar dengeyi korudu. 1854 yılında alınan ilk borç para keşke son borç para olsaydı. Hazır, emeksiz gelen para, basiretsiz insanlar elinde çar çur edildi ve 1900ların başında bitmiş hatta batmış bir ekonomi elimizde kaldı. İki Fransız bankerden alınan borç para zamanında ödenmedi diye Fransızlar Girit adasına asker çıkardılar ve o para ödenmeden  askeri geri çekmediler. Amaç Osmanlıdan bir şeyler koparmak. Kıbrıs adası, İngiltere kontrolüne de aynı yolla girdi.
Şükür ki bugün henüz o durumda değiliz. Ama şartlar hemen hemen aynı. Gelen borç para, geri dönen ekonomik yatırım yerine, riskli köprü yapımları, eksik malzeme ile yapılan duble yollar ve saray yapımı gibi yerlere gitti. Günün moda deyimi ile betona gömdük. Bir yandan da oyunun yeniden kurulduğu Orta Doğu coğrafyasında yerimizi alma gayreti var refleks olarak. Bizim borçlu olduğumuz ülkeler, onların güdümünde hareket etmediğimiz an “Para” silahını çektiler. Bize saldırı yapılıyor diye suçlamanın anlamı yok. Her ülke kendi menfaati doğrultusunda hareket ediyor. Bir suçlu varsa eğer “Üreterek büyüme yerine, tüketerek büyüme” tercihini yapanlardır. Ülkeyi dışarıdan alınan ve ardı arkası kesilmeyecekmiş gibi borç paraya muhtaç hale getiren ekonomistlerdir.
17 Ağustos 2018 günü doların tavan yaptığı gün olarak tarihimize geçti. Bir liderimiz sordu bunun üzerine “Nerede bu ülkenin ekonomistleri” diye. Doğru ama eksik soru. Doğru soru şudur “Kim getirdi ise ülke ekonomisini bu kadar kırılgan tedbirini nedir açıklasın” olmalı ve “Kimin ne fikri varsa tedbir üzerine konuşsun” olmalıydı. Ülkede elbette ekonomist var ve yıllardır bu günlerin bir gün geleceğini söylediler. Karşılığını ise “Bizi kıskanan dünya egemenlerinin dümen suyunda olmak ve bozgunculuk yapmak” olarak aldılar.

Gelelim Mc Kinsey’e. Önce Amerikan polisleri gibi soracak “Elimizde ne var” diye ve ardından bize neler yapılması konusunda tavsiyede bulunacak. Yapıp yapmamak bizim elimizde ama yapmakta fayda olduğu düşüncesinde olan siyasi irade yapacaktır. Neden? derseniz alınması gereken yeni borçlar için referans verecek yegane aracı kurum bugün için Mc Cansey. Dünya finans çevrelerine “Bunlar iyi insanlar ya. Yapın bir kıyak pişman olmazsınız” gibi raporlar hazırlayıp yeniden borç almak için imkan sağlayacaklar. Peki çözüm bu mu? Asla değil. 
Çözüm kendi insanın ve ekonomistlerin ile birlik olup bu cendereden çıkma gayreti göstermek. Çıkabilirmiyiz? Ülkem insanı inandıktan sonra başarılı olamayacağı konu yoktur. Tek ihtiyacımız samimi irade ve gerekli  gönül birliğini sağlamak. IMF gibi yaptırım veya siyasi talep ile gelen bir kuruluş değil. Milli takımın başına yabancı hoca gelmiş gibi düşünün.

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA