709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

MEVLANA VE MUHSİN İLYAS SUBAŞI
  • EMRAHBEKÇİ
    • EMRAH BEKÇİ
    • EBEKCi@kayserihakimiyet2000.com
    • 31 Mayıs 2016 - 15:28:18

Öncelikle saygı ve selamlarımı iletiyorum efendim.
Okuduğunuz gibi, yazımın başlığı: Mevlana ve Muhsin İlyas Subaşı. Bu iki mühim şahsiyetin isminin bir başlıkta toplanmasının nedeni; ilmi yazım nakliyle, iki ismin bir noktada mülaki olmalarıdır.
26 Mayıs 2016 günü Sayın büyüğüm Necmeddin Fevzioğlu (Kayseri’nin tarihi ‘Fevzioğlu’ ailesi büyüklerinden) ile Yazar Sayın Muhsin İlyas Subaşı’nı Erciyes Dağı eteğindeki mukim fildişi kulesinde ziyaret ettik. Sayın Muhsin İlyas Subaşı, ilerleyen yaşına rağmen, biz misafirlerine ilgi ve alakadan noksanlık göstermediler. Sağ Olsunlar!
Ziyaretimiz, gecenin geç saatlerine kadar devam etti. Hani eskiler derler ya; muhabbette ilim ve dem olunca, saatin kadranı misafirin geldiği vakti gösterirmiş’. Bizlerde muhabbet hitamı ayrılık çatınca vaktin hayli geç olduğunu anladık.
Sayın Hocamız Muhsin İlyas Subaşı’na yaptığımız ziyarette, bendeniz muhabbetten bayağı kazançlı döndüğümü ifade etmek isterim. Genelde benden büyük yazar ağabeylerime gerçekleştirdiğim ziyaretlerimi hep fırsata çeviren biriyim. Fırsat derken; maddi bir fırsattan bahis değildir. Fırsat, yani, tefekkür, ilim, feyz, tecrübe, nasihat. Çünkü bu büyüklerimiz, meyvesi olgunlaşmış bir ağaç gibiler. Bendeniz ise iştahı açık bir tecessüs ile ruhumu doyurmak için Hak’kın vesilesi sayesinde bu ağacı taşlayanlardanım. Kısacası; az vakitte ne kadar taşlarsam, eteğime o kadar meyve düşeceğinin farkında biriyim.. Ve neticede de öyle yaptım…(!)
Sayın Muhsin İlyas Subaşı ile tasavvuftan, yazım hayatına, Kayseri tarihinden, şehrin sosyal yaşamına, düşünceden, düşünemeyenlere, dindarlardan dini-darlara vs. birçok hususu yüz yüze konuşma imkânı bulduk. Bu arada 50 senelik yazım hayatına sığdırdığı Türk tarih, kültür, düşünce, tasavvufla ilgili yazmış olduğu makale ve eserlerini anlattı. Ve büyük bir dikkatle kendisini dinledim.
Sayın Muhsin İlyas Subaşı’nın ikametinden ayrılırken, kendisinin kaleme aldığı eserlerinden emanet olarak bir kaçını (Okumam için) şahsıma sundu, çantama koydum. Ayrıca fikir dünyasını şekillendiren, kitaplarının satırlarını ve harflerini oluşturan, duvardan duvara kütüphanesini de hayranlıkla göz gezdirdim. Bir yazarın bir evini düşünelim lütfen! Badana boya yapılacak duvarlarının yerine rafların bulunduğu, raflar içerisinde yer darlığından sıkıca yerleştirilmiş kitapların olduğu. Tahminime göre 5000 kitaba yakın ‘KÜÇÜK’ şahsi bir kütüphane..(!)
Yazımın özüne dönecek olursam, Sayın Muhsin İlyas Subaşı’nın şahsımı da yakından ilgilendiren bir eseri bulunmakta. Bendeniz Şubat 2014 tarihinde ‘Gel… Nasılsan, Öyle Gel… MEVLANA’ isimli Araştırma /İnceleme kitabımı yayımlamıştım. Bu kitap içerisinde, yeni kurulan Cumhuriyetin fikri temelini atan 1943 senesinde hayatta olup, günümüzde metfun ariflerimizin, Mevlana ile ilgili olarak yazmış oldukları mükemmel düşüncelerini aktarmıştım. Eser kendi adına, edebiyat, düşünce, tasavvuf konularında ilmi bir yön içermektedir.
İşte tam bu noktada, sevgili hocamız Muhsin İlyas Subaşı’nın Aralık 2007 Nesil Yayınlarından (Aralık ayı bence özellikle seçilmiş, isabetli bir ay olarak düşünmekteyim: Şeb-i Arus’a, yani 17 Aralık’a denk getirilmiş.) ‘’Batı’daki Mevlana’’ isimli eserini de şahsıma okumam için vermişti. İkametime döndüğümde eseri peyderpey sindirerek okumaya başladım. ‘Batı’daki Mevlana’ isimli eser; ülkemizin çok büyük bir açığını kapatan, hatta maarif bakanlığımız tarafında lise ve yüksek okullarımızın İlahiyat fakültelerinde okutulup anlattırılması gereken bir hazine. Ayrıca saymakla bitmez ama sevgili hocamızın Nesil Yayınlarından çıkmış olan ‘Batı Türk’ü Tanıdıkça’ ve ‘Batı İslam’ı Tanıdıkça’ isimli eserleri de hem başucu, hem de ülkemizin maarif sistemi için temel kaynak eser statüsünde olduğunun, altını kalın olarak çizmek isterim, bütün okurlarıma da tavsiye ederim.
Efendim..!
Sevgili Hocamız Muhsin İlyas Subaşı’nın ‘Batı’daki Mevlana’ isimli eserini, Mevlana ile ilgili kitabı bulunan bendeniz pür dikkat okudum. Kitap içerisinde, kitabın adından da anlaşılacağı üzere, ‘Avrupa Entelektüel’ kesimi ile kanat önderi statüsünde ki günümüz yüksek okullarında ders kitapları okutulan, yabancı mütefekkirlerin ‘Mevlana hakkında ki ilmi düzeyde bulunan yazıları’ itina ile toplanıp, günümüz genç kuşağın anlayacağı seviyede çevirisi yapılıp, bütün haline getirilmiş. Kitap, ihtiva ettiği hacmiyle; Avrupa’da İslam üzerine kalem oynatmış yabancı düşünürlerin eserlerinin özeti konumunda desem yeridir.
‘Batı’daki Mevlana’ isimli eserin şahsım için ayrı bir önemi daha bulunmakta. Kitap içerisinde Batı âlimlerinin Mevlana ile ilgili methiyeleri ve tenkitlerini itina ile okudum. Sadece okumakla kalmayıp, batı aydınlarının Mevlana hakkında bildikleri doğrular ile yanlışları da etüt etme imkânım bulundu. İşte bu noktada ise, bundan iki yıla yakın bir vakit önce çalışmaya başladığım ve yazımını yeni bitirdiğim, ‘Allah Nasip Ederse Basılacak’ olan Seyyid Burhaned’din Muhakik-i Tirmizi ve Eseri Maarif (Seyyid-i Sırdan) isimli Araştırma/İnceleme eserimin ülkemiz için ne kadar önemli olduğunun tekrar farkına vardım.
Sayın Hocamız Muhsin İlyas Subaşı, araştırmacılar ve yeni eser yazacaklar için, sadece kaynak deryası sunmamış, ayrıca Batı’nın Mevlana hakkında bildiği noksanlarının da bir listesini, her Batı’lı düşünürün Mevlana hakkında düşüncelerinin sonuna incitmeden şerh düşmüş. Sayın Hocamızın eseri, her hali ile bir derya konumunda..
Günümüzde birileri ‘Mevla’yı tanımak, doğru anlamak istiyorlar ise tavsiye edeceğim iki eser bulunmakta, bunlardan en önemlisi Sevgili Hocamız Muhsin İlyas Subaşı’nın ‘Batı’daki Mevlana’ ve şahsımın 1943 senesi Türk Ariflerinden naklettiği ‘Mevlana’ isimli eserleridir.
Mevlana’yı tanımak, kendi insanımızın inanç dünyasında gezinti yapmak ve kendi iç dünyamızın sorularla dolu koridorlarını kandille gezmek misalidir. Sayın Hocamızın eserinin ihtivasında Avrupa dediğimiz kesim, bunu seneler önce mütefekkirleri vasıtasıyla başarmış. Bizler ise karanlığa bağımlı kalan bir ruh hali ile önümüzü aydınlatacak olan küçük bir kibrit alevini düşman zannederek, kendimizden olan hazineyi ötekileştirmek için çabalayan bir tavır sergiliyoruz.
Ünlü yazar Balzac’ın dediği gibi: ‘’Alışkanlıklarımız efendilerimizdir, efendileri olanlar, efendi olamazlar.’’ Bizler millet olarak alışkanlıklarımızın prangalarını kırmalıyız..
Bu yazıyı Sayın Hocamız Muhsin İlyas Subaşı’na ‘’-Hocam bu ziyareti yazabilir miyim?’’ diye sormadım ve izin almadım. Bundan dolayı, sürç-ü lisan etti isem affola!
Yazımın sonu itibariyle, Sayın Hocamız Muhsin İlyas Subaşı’na ülkemiz için ve gelecek nesiller için kaynak teşkil eden hazine eserleri kazandırdığından dolayı sonsuz teşekkürlerimi arz ediyor. Daha nice eserler kazandırması için uzun ömür ve sıhhatler diliyorum. Hocamızın bütün eserlerini önemle tüm kitapseverlere tavsiye ediyorum.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz