VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

MEVLÂNA’YA GÖRE AŞK
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 23 Temmuz 2015 - 17:54:16

Bazı filozof ve sufiler gibi Mevlâna’nın da aşkı, beşerî ve ilahî olmak üzere iki grupta mülahaza ettiğini biliyoruz. Mevlâna’ya göre aşk bir süreçtir. Bunun için insan, tabiatı gereği farklı psikolojilere girer. Gittikçe olgunlaşır. İnsan ilahî aşka girmeden önce, beşerî aşkla iyice yoğrulmalıdır. “Ey gönül! Akşamdan tan aydınlığının rengini kim gördü? Adı sanı temiz gerçek bir aşığı kim buldu? Ben yandım diye hep feryat ediyorsun, boşuna feryat etme. Ham yemişin yandığını kim gördü?”(Rubailer, 422)
Mevlâna’nın burada anlatmak istediği husus, çekilen acıların kişiyi hamlıktan kurtarması, benliğinden sıyırmasıdır. Bir âşık sıkıntılı dönemini, feryatlarla dinleyenlere anlatır. Aşığın aşkının gücü oranında feryadı azalır. Nitekim şöyle demektedir: “Şimdi feryadım azaldı ama aşkım arttı. Nasıl ki ateş, çok alevlenince dumanı(azalır) çıkmaz olur”(Rubailer, 546)
Mevlâna’nın bu ifadeleri, Mevlâna’dan oldukça esinlenen ünlü Divan şairi Fuzulî’nin şu mısralarını hatırlatmaktadır: “Ehl-i temkinem, beni benzetme ey gül bülbüle Derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var” Mevlâna, suret sahibi bir sevgilinin aşkıyla pişmeye başlayan gönül, suretsiz varlığa doğru ilerler görüşündedir. Suretsiz ve“Mutlak Güzellik” olarak vasfedilen bu varlık, Cemal sahibi olan Allah’tır. Bu aşamadan sonra Ma’şûk veya Mahbûb kavramı Cenab-ı Hakk için kullanılır. Bu konuda“Gönülden suretleri sür çıkar ki, O suretsiz olan sureti bulasın!”( Rubailer, 369) demektedir. Mevlâna’ya göre beşerî aşkın temelini şehvet yapanlar hakiki aşka eremezler. Bu konuda Rubailer’inde birçok örnek vardır: “ Sen şehvet ve arzularına aşk adını veriyorsun. Hâlbuki şehvetten aşka giden yol, çok uzundur” “Eğer şehvet ve heva sevdasında koşacaksan, sana haber vereyim ki eli boş kalacaksın. Eğer bundan vaz geçersen açıkca göreceksin ki, sen ne için geldin, sonra nereye gideceksin”( Rubailer, 310) Mevlâna’ya göre âşık, kendini, ancak aşkla kendinden geçtikten sonra tanır, bilir: “Kendimi görmeden önce kendi adımı işitirdim. Ama kendimi ancak kendimden geçtikten sonra görebildim”( Rubailer, 64) Mevlâna’ya göre insan, kendi özündeki güzelliğe doğru yol alır, hamlıktan olgunluğa geçer. Bunun gerçekleşmesi için, nefsin olumsuz sıfatlardan ve her türlü ahlâki kötülükten arıtılmış olması gerekir ki, onun Tanrı’yla irtibatı söz konusu olsun. Yani kişi, kendi egosuyla mücâdelesinde galip gelmeli ki, kalbini ilahî ilhamlara açık tutabilsin. Bu ise olgunluk ile olur. Nitekim onun “Âşıklık kemâl ile, gönül avcılığı cemal iledir” demesi bu düşüncenin bir ürünüdür. Aşığın vasıfları konusunda o, birçok özellik sıralar. Şöyle ki: “Âşıkların işlediği işin sevabı, Tanrı tarafından verilir; bu karşılık da Tanrı’dır. Âşıkların sevinçleri de odur, gamları da; el emekleri de O’dur, hizmetlerinin karşılığı da. Âşık, sevgilisinden başkasını seyre dalarsa, aşk değildir bu, boş bir sevdadır. Aşk o yalımdır ki alevlendi mi, sevgiliden başka ne varsa, hepsini yakar yandırır”(Mesnevî, V, 585-589) “Aşığın hastalığı, hastalıklardan apayrıdır; aşk, Tanrı sırlarının usturlâbıdır (Mesnevî, I, 10) İbadetin ruhunu, dinin bile temelini aşkta gören Mevlâna’ya göre: “Aşk şeriatı bütün dinlerden ayrıdır; âşıklara şeriat da Tanrı’dır, mezhep de Tanrı’dır.” “Yol gösteren kulluk namaz beş vakittir; âşıklarsa hep namazdadır”(Mesnevî, VI, 2676) Mevlâna’ya göre, yerine getiriliş amacına göre ibadetler üçe ayrılır: Kölenin ibadeti, tüccarın ibadeti, aşığın ibadeti. Kölenin itaati korkudan dolayıdır. Cehennemden korktuğu için ibadet eder. İşte cehenneme girmemek için ibadet edenlerin ibadeti bu kategoridendir. Bazıları da cennet vaadi olduğu için ibadet eder. Bunlar da tüccar ruhlu insanlardır. Çünkü tüccar, kazançlı olmayacak bir işe yatırım yapmaz. Ama hak katında gerçek ibadet aşığın ibadetidir. Çünkü o, Tanrı kendisini ister cehenneme koysun, isterse cennete, sırf O’nun rızası için, O istediği için, O’nu sevdiği için ibadet eder. Mevlâna’ya göre ölümsüzlüğün sırrı aşktadır. Âşık o sırrı yakalamalıdır. “Aşksız yaşama ki ölmeyesin. Bari aşk yolunda öl ki, ebedi hayata kavuşasın!” (Rubailer, 1291) “Her şey sevgilidir, âşıksa bir perde; diri olan sevgilidir, âşıksa bir ölü: kimin aşka meyli yoksa kanatsız bir kuşa döner; eyvahlar olsun ona.”(Mesnevî, I, 30–31)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz