ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞINDA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE ZİYA GÖKALP
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 19 Ağustos 2016 - 11:58:59

Atatürk Medeni Bilgiler adlı eserde bizzat kendi el yazısı ile Türk soyu, Türklerin milli ahlakı ve karakterleriyle ilgili bilgiler verdikten sonra Türk Milleti’nin oluşmasındaki tarihi olaylar ve unsurlara yer vermiş ve bunları şu şekilde sıralamıştır:
Siyasi varlıkta birlik; Dil birliği; Ülke birliği; Irk ve menşe birliği; Tarihi garabet; Ahlaki karabet.
Atatürk, aynı eserde bütün bunlardan sonra genel olarak her millete uyabilecek bir tanım yapmıştır: “Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan, beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimi olan ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden vücuda gelen cemiyete millet namı verilir.”
Atatürk daha sonraki satırlarda “Mazide müşterek zafer ve yeis mirası, beraber sevinmiş olmak, beraber aynı ümitleri beslemiş olmak” tan söz eder ki, “zengin hatıra mirası” nın kültürden başka bir şey olmaması “sahip olunan mirasın muhafazası” nın da milli kültürün korunmasından başka türlü yorumlanmaması gerekir.” Ziya Gökalp’ te milleti kültürel bir zümre olarak kabul eder ve şöyle der: “Millet, dilce müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden meydana gelmiş bulunan kültürel bir zümredir.” Der ve şöyle devam eder: “Bir adam kanca müşterek bulunduğu insanlardan ziyade, terbiyece ve ana dilce müşterek bulunduğu insanlarla beraber yaşamak ister. Çünkü insani şahsiyetimiz, bedenimizde değil, ruhumuzdadır. Maddi meziyetlerimiz ruhumuzdan geliyorsa, manevi meziyetlerimiz de terbiyesini aldığımız cemiyetten geliyor.” (Z. Gökalp, Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri s.227). Ziya Gökalp’e göre millet, coğrafi, ırki ve kavmi bir zümre değildir. Yine millet bir imparatorluk içerisinde yaşayanların toplamı da değildir. Ziya Gökalp’e göre millet, iradi bir kavramda olamaz. Çünkü her ferdin milliyeti, onun keyfine, iradesine tabi bir şey değildir. Görünüşte fert kendisini şu yahut bu millete mensup kabul etmekte hür zanneder. Hâlbuki fertte böyle bir hürriyet yoktur. Bir millete mensup olmak bir noktada kader işidir. Fert bir millet içerisinde hayata gelir ve o milletin terbiyesini alarak yetişir ve o kültürel zümreye dâhil olur. Yani bir noktada Türklük bir kader işidir. Ziya Gökalp’e göre millet eğer coğrafi bir zümre olsaydı bu gün İran’da yaşayan Türklerle Farsların bir millet olmaları gerekirdi. Gökalp’ in fikirlerinden öğrendiğimize göre millet, ırki ve kavmi bir zümre de değildir. Çünkü tarihten önceki devirlerde bile saf ve karışmamış bir ırk bulmak mümkün değildir. Millet kavmi bir zümre de olamaz, çünkü milletler akraba veya çeşitli kavimlerin tarih içerisinde karışıp kaynaşmasından ve kültürel bir zümreyi oluşturmasından meydana gelmiştir. Millet aynı zamanda bir imparatorluk içerisinde müşterek bir siyasi hayatı yaşayan insanların toplamı da olamaz. Çünkü imparatorluklar çok ulusludurlar. Ziya Gökalp’e göre Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir. Yükseltmek ilimde, kültürde, dinde, teknolojide, sanat vs alanlardadır. Bir milletin yükselmesi başka bir milletin gözyaşlarıyla değil, milleti oluşturan fertlerin el ele, gönül gönüle vererek çalışmasıyla olur. Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları’nın 23’ncü sayfasında :”Türküm diyen her ferdi Türk tanımaktan, yalnız Türklüğe hıyaneti görülenler varsa cezalandırmaktan başka çare yoktur” demektedir. Ziya Gökalp’in milliyetçilik anlayışını ortaya koyduktan sonra onun Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak terkibinden bahsetmemek elbette olmaz. Gökalp bu terkibini Türkçülüğün Esasları’nda şöyle açıklamaktadır: “Türk milletindeniz dediğimiz için dilde estetik, ahlakta, hukukta, hatta dini hayatında ve fels efede Türk kültürüne (Türk zevkine, Türk vicdanına göre) bir orijinallik, bir şahsilik göstermeye çalışacağız. “İslam Ümmetindeniz” dediğimiz için, bize göre en mukaddes kitap Kur’an- Kerim, en mukaddes insan Hazret-i Muhammed, en mukaddes mabed Kâbe, en mukaddes din İslâmiyet olacaktır. “Batı medeniyetindeniz” dediğimiz için de ilimde, felsefede, fenlerde vesair medeni sistemlerde tam bir Avrupalı gibi hareket edeceğiz.” (Türkçülüğün Esasları , s.73,74). Ziya Gökalp’ e göre ırkça Türk olmadıkları halde terbiyece ve kültürce tamamıyla Türk ruhuna sahip, saadetlerimiz gibi felaketlerimize de ortak olan ve dince müşterek olan insanlar da Türk’türler.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz