Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ALİ RIZA NAVRUZ

MUHABBETSİZ MUHABBET

Bu haber 14 Şubat 2019 - 11:48 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.
MUHABBETSİZ MUHABBET

“Bu gün de akşam oldu” diye mırıldandı kendi kendine Abdi. Arkadaşları servis aracına doğru yürürken; o elle­ri cebinde, nizamiye kapısına doğru yöneldi. Sanki bir el onu iradesi dışında bir yerlere doğru iteliyor gibiydi. İçinden bir ses; “Ulan salak Abdi, ne işin var evde se­nin? Git şu kıllı Bekir’in çatısına bir güzel kafayı çek.” diyordu…

  İnançlı biriydi aslında Abdi. Bu sesin şeytana ait bir vesvese olduğundan da hiç kuşkusu yoktu hani. Fakat yine de bu telkine uymadan edemedi. “Bu şeytan var ya, bizim evdeki cinden daha da tehlikeli değildir.” dedi kendi kendine. Eve gitse ne yapacaktı ki?.. Zeynep ka­rısı kapı da mı karşılayacaktı, “Hoş geldin Abdiciğim.” sözlerinden sonra minnet, şükran ve sevgiyle yanağına bir öpücük mü konduracaktı, ya da gamzeli yanağından bahşiş mi verecekti kendisine? Aslında bütün bunları o minnacık serçeler bile yapıyorlardı gözlerinin önün­de her gün… Bir of çekse karşıki dağların yıkılacağın­dan korktu Abdi o an. “Bırak bu kadarcık muhabbetleri, şimdi eve varsam gün boyu komşulardan örnek alınan eşya siparişleri tasdikli şekilde hazırlanmış ve dış kapı­ya iliştirilmiştir. Altında, olmazsa olmaz notu mutlaka vardır”diye düşündü. Başına ‘şimdilik’ ibaresi koyarak; “kalsın hanım” dese küçük kıyametin kopacağını bili­yordu. Sanki sadrazam Ali Rıza Paşa’nın kızıydı müba­rek! Sanki Zümrüdü Anka kuşuydu; gak dedikçe su, gık dedikçe………. Kıllı Bekir’in sunduğu şarap kâsesini bir dikişte bitirdi. “Ulan Abdi, sen bu hâllere düşecek adam mıydın be koçum!” diye söylendi boş kâseye bakarken. “Sen bu hâllere………….”

    “Hayrola, yine hâlinde ne var” dedi kıllı Bekir. Abdi gözlerini karşı yamacın derinliklerine gömerek; sadece, ama sadece sustu! Çardağın direğine sarılı hanımelilerinin baygın kokusu burnunun direğini sızlatıyordu âdeta. Daha ön kısımda; al gelincikler mor zambaklar sanki gülümsüyorlardı kendisine. Karşı masada entel takılan orta yaşta biri “şerefe dostum” diyerek kadeh kaldırdı. “Şerefeeee!..” dedi Abdi… Ve ardından ekledi: “Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara/Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara.” Sonra entel bey devam etti:

 

““Zambaklar en ıssız yerlerde açar,

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.

Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr

Işıksız ruhumu sallar da durur.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar!””

    Akşamın geceye açılan penceresinden ruhuna şöyle bir baktı Abdi. Işıksız ruh! Rüzgâr! Zambak! Tövbe! Kara! Sevgi! Vefa!.. “Ne karışık kavramlar bunlar Allah’ım!” diyecekken gece başlangıcını yandan yırtan bir ses:Taaaaak!..

    “Er kişi niyetine, uyun hazır olan İmam Efendiye” dedi müezzin yüksek sesle..!

    -Allâhüekber!

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA