GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

MÜZİK RUHUN GIDASIDIR
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 2 Ekim 2015 - 17:59:45

Müziğin yaşamımızdaki rolünü araştıran bilim adamları, annesinin ninnisiyle başlayan ve yaşam boyu süren müzik serüveninin hayatta kalma şansını arttıran bir unsur olup olmadığını tartışıyorlar.
Son günlerde; biyolog, psikolog, sinir bilimciler başta olmak üzere pek çok bilim adamı müziğin nasıl doğduğunu, nasıl yayıldığını ve insan yaşamı üzerindeki rolünü araştırılmaktadır. Müzik dinlemek bireylerde duygu ve kavram gelişimine yardımcı olmaktadır.
Gözlerini ses dolu bir evrene açan çocuklar doğuştan müziğe duyarlıdırlar. Çevrelerinde duydukları seslere ve ritimlere; önce bedenleriyle, daha sonra ses ile tepki gösterirler. Çocuklar kendilerini; özgür, güvenli ve anlayışlı bir ortamda müzikle, şarkıyla, dansla ifade edebilirler. Çocukların; bedensel, bilişsel, sosyal, duygusal düzeyleri, ilgi ve becerileri, yaratıcı yönleri saptanmalı ve etkinlikleri varılan sonuca göre tasarlanmalıdır.
Beyin işlevlerindeki aksaklıktan dolayı konuşmakta ve iletişim kurmakta olağanüstü zorluklar yaşayan kimi otistik çocukların, müzik terapisi ile gelişmeye meylettikleri gözlemlenebilir. Fakat buna rağmen, sözel olmayan bu tip teşviklerin, en nihayetinde konuşma yetisini harekete geçirebilecek tedavi yollarını destekleyici bir aracı kabul edilmesi gerekir.”Konumuz farklılık ve müzik. Her iki konu başlığı da insanoğlunun var oluşumundan bu güne farkında olsak ta, olmasak ta beraber soluduğumuz kavramlardır. Farklılık ta bizim, müzik te bizim. İnsanoğlu kendine benzemeyen, kendinden farklı algılayan, düşünen ve yaşayan herkese karşı yüzyıllardır yargılayıcı olmuş, onları tanımaktan kaçınmış, neslinde bir örneğine rastlayınca onları kendisine benzetmeye çalışmış, benzetemeyince bir şekilde cezalandırmıştır. Tarih bunların örnekleriyle doludur. Sık rastlanan olgular, insanoğlu için her zaman normal statüsüne girmiş, nadir olan ise farklı kalıplara yerleştirilmiştir.
Orta çağlarda hastalık veya özür bir günahın cezasının çekilmesi olarak düşünülürdü. Akıl hastalarının ve farklı (özürlü) kişilerin şeytani ruha sahip oldukları düşünülmüş, binlerce kadın ve erkek işkence yapılıp, ölüme mahkûm edilmişler yani katledilmişlerdir. Dünyada bütün müziklerin kaynağı dinî müziktir, çünkü müzik her zaman kutsal bir öneme sahip olmuştur. İlk çağlardan bu yana bütün medeniyetler müziklerini ilk önce adını bile koyamadıkları fakat doğanın bütün dengesini sağlayan kutsal bir varlığa, Allah’a yapmışlardır. İlk çağlarda insanlar sebebini bilmedikleri bir sürü doğa olaylarıyla karşı karşıya kalmışlar ve bu olaylar içlerinden bazılarını alıp götürmüştür. Bu durum karşısında insanlar çaresizlikle varlıklarını belirtmek, bildirmek ve türlerinin devamını sağlamak için bağırıp çağırmaya, ilkel bir ağıta dönüşen sesler çıkarmaya başlamışlardır. Tüm canlılar 3 temel güdü ile doğarlar. Beslenme, üreme ve savunma.
Kendini koruma ve savunma içgüdüsüyle doğal olarak bulabildikleri taş, ağaç dalı ve benzeri materyaller ile anlamsız sesler çıkarmaya başlamışlar, kendi sesleriyle beraber çıkardıkları sesi birleştirmişler, ardından bu seslerin daha güzel olmasına çalışmışlardır, zira çıkardıkları ses ne kadar güzel olursa, kendilerine gelebilecek olan bilinmeyen tehlikelerden o oranda daha iyi korunacaklarını düşünmüşlerdir. Böylelikle yüzyıllar boyunca gelişim gerçekleşmiş, toplumlar kendi kültürlerine bağlı müzikleriyle mevcut olan ses düzenlerini meydana getirmişlerdir. Düşündüğümüz zaman, doğumdan itibaren çocuğun kulağına ezan okunmasıyla başlayan müzik ile tanışma, son nefeste sela, ezan ve defin edilirken, Kur’an-ı Kerim’in tilavet edilmesi ve dualar ile yine müzikle son bulur. Yani beşikten mezara farkında olsak ta olmasak ta müzik ile iç içe bir hayat yaşamaktayız. Müzik kelimesinin terminolojik kökenine inilecek olursa, Latince “Perilerin dili” anlamına gelir, hayatın vazgeçilmezidir. Türleri ve dilleri değişse de dünyadaki tek ortak dil müziktir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz