TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

MÜZİK TERAPİ İLE BEYİNE GİDEN GIDA
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 1 Ocak 2016 - 15:48:11

Müzik konuşmadan bile önce vardı. Hissettirdikleri ve düşündürdükleri kimseye anlatamayacak kadar bireysel, bunun yanında herkesi kapsayabilecek kadar evrensel ve her seferinde farklı hisler yaratabilmesi olanağıyla kendini yenileyen bir oluşumdur. Günlük yaşam içinde müziği ve etkisini her yerde yaşıyoruz. Sadece bir saniyeliğine herşeyi bırakıp gözlerimizi kapadığımızda, dışarıdan gelen araba ve korna sesleri, kuş sesleri veya yağmur sesi bile içinde bir melodi barındırıyor. Tabiatın her yerinde büyük bir uyum içinde devam eden ritim ve melodi beraberliği bulunuyor. Vücudumuzdaki sıvıların dolaşımlarının seslerinde de, müziğin ilgi ve ilişkisini gözlemleyebiliriz. Ritim, tüm canlılarda evrenseldir. Çünkü tüm canlılar iç yapılarında, yaşamsal işlevlerini kendi oluşturdukları iç ritim ile yaparlar.
Tüm yaşantımızın, şu ana kadar getirdiğimiz şekliyle kendine ait bir iç ritimi vardır. Bunun yanında fast-food dükkanlarında çalan hızlı pop müzik, hastahanelerde ve restoranlarda çalan klasik müzik vs.. hepsi aslında müziğin davranışlarımıza, hislerimize nasıl hizmet ettiğine işarettir. Bu doğrultuda bakınca ritimin, iyileştirmeyi hızlandırmada etkisi olabileceği yadsınamaz. Müzik hayatımızın içinde bu kadar varken, bunu terapiden uzak tutmak doğru olmaz…
Psikolojik terapilerde, son zamanlarda klasik psikoterapilerin dışında başka alanlara olan ilgi ve ihtiyaç arttı. Hem psikologlar, hem de desteğe ihtiyaç duyanlar artık daha farklı arayışlar içine girdiler. Diğer sanat alanlarının kullanışı gibi, müzik de bu sürece dâhil edilebilen ve oldukça katkı sağlayan bir araç niteliğini kazandı. Müzik aslında tek başına bile terapötik bir etkiye sahip olabiliyor. Belki farkında olarak belki de olmayarak gün içinde yaşadığımız hayat döngüleriyle beraber, dinlediğimiz müziklerin de değiştiğini raharlıkla görebiliyoruz. Hiç birimiz mutluyken çok yavaş bir şarkı, ya da mutsuzken dans parçaları dinleyemeyiz. Müzik kimi zaman uyarıp coştururken, kimi zaman sakinleştirir, kimi zamansa kendiliğinden kişinin duygu boşalımını sağlar.
Tüm bunlar varken, müzik terapisinin insan davranışlarında pozitif değişimler yaratarak, kişisel yaşamın değerini arttıran benzersiz bir uygulama olduğunu söylemek pek de yanlış sayılmaz. Müzik terapisi; sosyal, duygusal, bilişsel, öğrenme, algısal ve motor alanlarda gelişimin sağlanması için, müzik ve sağlığın bir arada kullanıldığı bir sanattır. İletişimin sözsüz biçimi olması açısından müzik çok etkilidir. Neredeyse herkes en azından belli bir tür müziğe olumlu tepki verir.
Müzik terapisinin etkinliğini sınamak için uygulanan EEG çalışmaları sonucunda; üzüntü, endişe, korku, mutluluk gibi duyguların farklı dalgalar yarattığı, ve bunun dinlenen müziğin yarattığı hisle paralellik gösterdiği gözlenmiştir. Terapötik müzik endorfin salgısını ve olumlu duyguları artırıp, korkuyu ve kaygıyı azaltır, kalp ritmini düzenler, kan basıncını düşürür, terlemeyi azaltır, kasları gevşetir, nefesi dengeler, bağışık sistemini güçlendirir ve hiperaktiviteyi sakinleştirir. Bunula beraber, hareket reflekslerimizi uyararak uyumlu hareket etmemizi sağlar.Dünyada hem ruhsal hem fiziksel sıkıntılarda bir tedavi yöntemi olarak kullanılan müzik terapisi son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlandı.
Slovakya’da özel bir hastanede yeni doğan bebeklere, Mozart’ın “Eine Kleine NachtMusik” adlı eseri, doğum stresini azaltmak için uygulanıyor. Burdan müziğim aslında bebeklikten hatta anne karnındayken bile faydalı olduğunu anlayabiliriz. Kulak oluşumunu gebeliğin 18. haftasında tamamlar ve bunun beyin gelişimi için çok büyük bir etkisi vardır. Sinir sisteminin oluşumunda, akustik belirleyiciler rol oynar. Kulağın oluşumuyla beraber çocuğun dinleme arzusu oluşur, ve anne sesi onun için duygusal bir besin kaynağı ve yaşam enerjisi durumuna gelir. Bu sebeple hamilelik döneminde annenin yumuşak sesle konuşması bebeği huzurlu hissettirir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz