GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

MÜZİK VE İNSAN
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 4 Ekim 2015 - 18:00:13

Müzik bütün insanlık tarihinde duygu, düşünce ve bilgilerin anlatım biçimi olarak bilinir. Müzikal sesleri diğer seslerden ayıran en önemli özellik, belirli bir ritm kalıbı içinde, birbirleriyle uyumlu sesler yumağı veya topluluğu olarak algılanmasıdır. İlkel topluluklarda ve Şamanizmde ilkel müziklerin tipik özellikleri hala görülmektedir.
Melodi ve ritm birliği müzikal olgunun gereği olarak görülür. Günümüzde olduğu gibi geçmişte de ritm, dans, ve melodi birçok amaç için kullanılıyordu. Türklerde müzik ve dans ile tedavi yöntemi çok eskiye dayanır. Özellikle şamanik inanç çerçevesinde ayinlerin en önemli malzemeleri melodi, ritm ve danstı. Bu ayinler sırasında kullanılan müzik aletleri kutsal kabul edilirdi.
Müzik eşliğinde icra edilen danslar genellikle bazı kutsal figürlerin taklidi şeklinde olurdu. Kazak, Kırgız ve Altay Türklerinde “Baksı dansı ya da baskı tedavi seansı” yıllardan beri Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır. Baksı dansı, kendisine baksı yani bakıcı, bakan, tedavi gören anlamları yüklenen sonsuz ve tek gerçek bilgeyi hastalarının tedavisinde kullanan kişilerce özenle sürdürülegelen bir tedavi yöntemidir. Kazak ve Kırgız Türklerinde çok eskiden beri devam eden “Karacorga” bir atın yürüyüşünü simgelemektedir. Kartal, kurt, ayı, geyik, kuğu, 7 evliya, at, kaz bu simgelerden bazılarıdır. Eski inanışa göre bu figürler “Ata ruhunu” temsil etmektedirler.
Adı geçen at yürüyüşünü temel alan ve günümüze kadar gelebilmiş tedavi dansı örneği olan Karacorga ve Baksı Dansı’nın benzer örnekleri Azerbaycan Gobustan kayalıklarındaki figürlerde görülmektedir. Müziğin tam doğuşu bilinmemekle berber, onun tedavi süreçlerinde kullanılması çok eski bir uygulamadır. “Müzik ruhun gıdasıdır” atasözünden de anlaşılacağı gibi müziğin daha sonra hastalıkların tedavisinde büyük bir fayda sağladığı tespit edilerek, müzik hastalık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Gerek Türk müziğindeki bir takım makamların, gerekse batı müziğinde bazı bestecilerin bestelerinin hastalıklar üzerinde yaptığı olumlu sonuçlar bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Büyük İslam bilgini ve filozoflarından bir olan İbn-i Sina (980- 1037) müziğin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır. “… tedavinin en iyi yollarında, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.” 800’lü yıllarda yaşamış olan Ebu Bekir Razi’den Farabi’ye, İbni Sina’ya ve müzik makamlarının günün hangi saatinde daha etkili olacağının tasnifini yapan ünlü hekim Şuuri’nin dönemine kadar intikal eden müzik terapi toplu olarak ilk defa günümüzden 900 sene öncesinin Selçuklu Sultanı Nureddin Zengi’nin kendi adıyla Şam’da yaptırdığı hastanesiyle yaygınlaşmaya başlar. 1484-1488 yıllarında Edirne’de Fatih Sultan Mehmed’in oğlu II. Sultan Beyazıd tarafından Tunca nehri kenarında yaptırılan Darüşşifa’da bütün hastalar, özellikle ruh hastaları müzikle tedavi edilmişlerdir.
O dönemde Darüşşifa’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde “Müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olan Darüşşifa’nın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakıyor, yararlandıkları uygun melodiyi belirliyor, şikâyetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor, Darüşşifa’nın müzik ekibine haftanın belirli günlerinde konserler tertip ediyordu.” demiştir. Darüşşifa’da ney, keman, santur, çengi ve ud gibi müzik aletleri çalan on müzisyen hastalara haftada üç kez müzik faslı verdiği, özellikle çargah, dügah, neva, rast, segah ve suzinak makamlarının hastalar tarafından beğeniyle dinlendiği bilinmektedir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz