Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

O KOLTUK SANA HARAM…

Bu haber 13 Kasım 2018 - 10:48 'de eklendi ve 72 kez görüntülendi.
O KOLTUK SANA HARAM…

Ali Erbaş…

Adının önünde bir de akademik unvan var, Profesör…

Bu kişi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunda oturuyor.

Kısadan söylüyorum, lafı uzatmaya gerek yok.

Eyyy Ali Erbaş, işgal ettiğin o koltuk sana haram…

Çünkü sen, o koltuğa layık, yakışır birisi değilsin…

Sen nasıl bir din bilgisi aldın, nasıl profesör unvanını edindin ki, o koltuğun olmasına neden olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ağza alınmayacak hakaret eden ve “Deli raporu” var diye ve ayrıca iktidardan destek gören bir insan müsveddesini “Hasta ziyareti” perdesi altında ziyaret edersin?

Eğer hastaları ziyaret edeceksen, hastanelerde ziyaret edilecek o kadar çok hasta var ki…

Sen onları bırak “Keşke Yunan ordusu kazansaydı” diyen akıl yoksunu, insanlıktan nasibi almamış bir ne idüğü belirsiz adama “Hasta” diye ziyarete gidiyorsun.

Zaten senin de Ali Erbaş, senin de neye hizmet ettiğin konusunda bilerin kuşkusu var…

Sen de bu ülkenin “Kurucu Lideri”den hoşlanmadığını gösteriyorsun. Bu davranışın ile de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten hoşlanmadığını perçinlemiş oldun…

Sen o işgal ettiğin koltuğun adamı değilsin…

Sen o işgal ettiğin koltuğa yakışmıyorsun Ali Erbaş…

Derhal, hemen, hiç eklemeden istifa et ve git…

Ha… De ki nereye gideyim…

Fesli deli, meczup, Atatürk düşmanı, Yunan hayranının yanına git, seni orası paklar…

Bak Ali Erbaş, kulak ver. Türkiye İmam Hatipliler Birliği Genel Başkanı Muhammet Samet Akkaya ne diyor…

“Toplumun kin ve nefretini kazanacak işlerden uzak durmayı, kendisini de uzak tutmayı vazife bilir. İslam dinini temsil eden birisi, hoşgörülü olmalı ve bulunduğu toplumun değerlerine saygı duymalı, saygı duyan insanlarla bir olmalı ve her zaman da saygı duymayı tavsiye etmeli. İslamı temsil eden birisi toplumumuzu birleştirmeli, ayrıştırmamalı ve insanların nefretini kazanacak işlerden uzak durmalı. Biz bir çocuğun kuşu öldü diye o çocuğa taziyeye giden bir peygamberin ümmetiyken, bizim hoşgörü kazandıracak iş ve işlemlerde bulunmaktan başka bir işimiz olmamalı.”

Bu öğrencileri siz yetiştirmediniz, eminim…

Ha… Bir diğer konu…

Hadi gittin diyelim ki, o üzerindeki cübbeyi sen sadece görev sırasında giyilebileceğin bilmiyor musun?

Sen kendini Osmanlı’dan kalma Şeyhülislam mı sandın?

Sen, Dürrizade Abdullah mısın?

Bilmeyenlere kim olduğunu kısaca anlatalım bu hainin…

Dürrizade Abdullah, 1920 yılında İstanbul İngilizlerin işgali altındayken Osmanlı Devleti’nin şeyhülislamı. 1920 yılında Sadrazam Damat Ferit Paşa tarafından kurulan hükümette Şeyhülislam ilan edildi. Milli Mücadele’ye katılan Mustafa Kemal ve diğer Kuvayı Milliye’ciler hakkında ölüm fetvasını Mustafa Sabri Efendi yazdı, Dürrizade Abdullah Şeyhülislam olarak onadı, Sadrazam Damat Ferid Paşa imzaladı, Sultan Vahdettin yürürlüğe koydu.

Kurtuluş Savaşı sonrasında ülke düşman işgalinden kurtarılınca önce Rodos adasına kaçtı, oradan da Hicaz Kralı olan Şerif Hüseyin’e sığındı. 1923 yılında Hicaz’da öldü.

Daha ne diyelim ki…

Eğer iğnen ucu kadar haysiyeti varsa, derhal istifa etmeli…

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA