VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

ÖĞRETMEN VE EĞİTİM
  • ALİÖZKANLI
    • ALİ ÖZKANLI
    • aliozkanl@kayserihakimiyet2000.com
    • 11 Eylül 2017 - 12:47:32

Öğretmen öncelikle öğrencisini; yaratılmışların en şereflisi olarak görüp onu muhatap alarak ona değer vermelidir. Öğrencisini bilmeyen, anlamayan, sevgi ve saygıdan yoksun biri olarak görmemelidir. Öğrenci dışlanmamalı, korkutulmamalı, ondan fikrini açıkça ve korkusuzca söyleyen, düşünce üretebilen bir yapıya sahip olması istenmelidir.

Öğrenciyi yapıcı, araştırmacı, üretici bir duruma getirmek için ona rehberlik edilmelidir. Onların üzülme, gülme, sorma, sorgulama gibi davranışları olacağı gözardı edilmemelidir.

Kendisi baskı altında yetişen bir öğretmenin öğrencilerini de baskı altında tutması sonucu yetiştirilen öğrencilerin ülkenin değişik kademelerine geldiklerinde emrindekilere baskı yapacağı düşünülür.

Eğitim sevgi işidir. Korkutarak, zorla, baskıyla eğitim yapmanın kalıcı olmayacağı bilinmektedir. Toplumumuzda düşünen, sorgulayan insanların dışlanmasının arka planında baskıcı eğitim anlayışı yatmaktadır. Bu insanlarımızı sadece itaat eden, boyun eğen, hakkını arayıp soramayan, sorgulamayan, seçmeyip seçilemeyen vatandaş haline getirmektir. Düşünmesine izin verilmeyen insanların kültür ve medeniyet üretebilmeleri, fikir adamı, sanatçı ve deha yetiştirebilmeleri mümkün değildir.

O halde ne yapalım? Baskının ahlâkı ve insanın kişiliğini zedeleyeceğini düşünerek, karşımızdakini insan olarak görüp ona insan olarak yaklaşmak gerekir. İnsanın hata da yapabileceği, yaramazlıklarının olabileceği düşünülmelidir. Onlara sevgi ile yaklaşarak, onları dinleyip, dertlerini, sıkıntılarını anlayıp öğrencilerimize ona göre davranmalıyız.

Bütün bunları yaparken öncelikle öğretmen kendisini zihnî yönden değiştirerek işe başlamalıdır. Düşünmekten, bilgi üretip ortaya çıkarmaktan, onu uygulamaktan korkmayan, cesur, ideal sahibi öğrenciler yetiştirelim ki sanatta, kültürde ve medeniyette en yüksek seviyelere ulaşalım. Biz öğretmenler de “Bunlarda bizim de payımız var.” diye mutluluktan bir kuş gibi uçalım. Gözümüz ve gönlümüz huzur dolsun, en güzel günler hepimizin olsun.

GÖNÜL SESİYLE YAPILAN BİR BUKET

25 yıllık meslek hayatımda yaptıklarım, yapamadıklarım ve tavsiyelerimden oluşan bir buketi sizlere sunmak istiyorum.

*Öğretmen, mesleğini ve öğrencilerini sevmeli, onları incitmemeli…

Her işin başı sevgi demiştim, yaptığınız işi sevmek başarıyı artırır. Mesleğimi severek yaptım. Severek yaptığım için de işimden zevk aldım. İnsan severek çalışınca başarı da kendiliğinden geliyor. Bundan dolayı ilk üç yılım hariç emekli olana kadar teftişlerimden aldığım yüksek puanlar sebebiyle maddi, manevi tahmin edemeyeceğiniz çok büyük yararlar gördüm. Öğrencilerimi çok sevdim. Başarı da zaten bunun içindedir.

Sevgili meslektaşlarım! Öğrenci, sevgini hissettiği anda en güzel iletişim yolu açılmış oluyor. Artık git gidebilirsen. Sevgi tüm kapıları açan sihirli bir anahtardır. Sakın bu anahtarı kaybetmeyin.

Öğrencinize bir kızgın bakışınızın onun ruhunda fırtınalar estireceğini düşünün. Yapılan yanlış bir hareketi gidermek için çok uğraşıyoruz ama tamamen silemiyoruz. İzi kalıyor. Bu konuya ışık tutacak bir hikâye anlatmak istiyorum.

DİL YARASI

Babası oğluna bir torba çivi ve tahta bir kapak verir. Oğlunun sabrını her kaybettiğinde kapağın arkasına bir çivi çakmasını söyler. Birinci gün çocuk epeyce bir çivi çakar. Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir ve daha az çivi çakmaya başlar.

Daha sonra kendini kontrol etmesinin gidip kapağa çivi çakmaktan daha kolay olduğunun farkına varır. Hiç çivi çakmadığı ilk günün sonunda durumu babasına bildirir. Bu defa baba oğluna kendini kontrol ettiği her günün sonunda çivi sökmesini söyler. Günler geçer ve en son çivi söküldüğünde çocuk yine babasına haber verir. Babası çocuğu elinden tutup kapağın yanına götürür ve şunları söyler:

— Bak oğlum çok çalıştın, fakat kapağın üzerindeki tüm deliklere bir bak. Hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaklar. Her sabırsızlığında karşındaki insanlarda böyle yaralar oluşur. Bir vazo kırıldığında tekrar parçalarını birleştirip onarabilirsin. Fakat ne yaparsan yap, o vazo hiçbir zaman ilk haline gelmeyecektir.

Sonradan pişman olacağımız şeyleri yapmayalım. Öğrencimize sevgi ile yaklaşalım, onların bize verilen birer emanet olduğunu bilelim. Onlar en kıymetli mücevherlerden binlerce kat daha değerlidir. Hem mesleğimizi hem de öğrencimizi seversek yaptığımız işten zevk alır, mutlu oluruz. Güzel bir söz okumuştum: “Mutlu ve huzurlu olmak istiyorsanız karşılığını veremeyecek birine iyilik yapın.” deniliyordu. Ben de; iyilik yap, insanlar seni ansın, kötülük yap, insanlar senden kaçsın, diyerek sözlerimi noktalıyorum.

Huzurlu olmak için neler yapmalıyız? Öncelikle küçük şeyleri dert etmeyin. Çevrenizdekilerle ve kendinizle empati kurun. Önce siz sevin. Sevgiyi yaşadığınız gibi yaşatın. Geçmiş hatalarınıza takılıp kalmayın. Olumlu düşünün. Yüreğinizin sesine kulak verin. Alçak gönüllü olun. Yaşamınızı sevgiyle doldurun. Hayata ve çevrenize gülümseyin. “Sevgisiz ve amaçsız bir yaşam baharsız bir yıl gibidir.” (Devam Edecek)

 

 

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz