ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ORYANTALİZM VE DOĞU-BATI İLİŞKİSİ-III
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 25 Eylül 2016 - 15:02:34

15.yy’dan itibaren sonraki yüzyılların Batı medeniyetini ele veren arkaplan bilgisi gelişmekteydi. Önce fikir hareketleri olarak görülen ve Machiavelli, Locke ve daha sonra Rousseau gibi isimlerin düşünceleri ideoloji ve devlet resmi görüşü olarak batı ülkelerinde karşılık bulacaktır. Batı düşüncesi ve uygarlığının evrildiği, sonra yeni bir bedende katılaştığı medeniyetleri; 19.yüzyılda somut bir orduya, iktisada ve siyasete doğru evrim geçirerek sıkı sıkıya bağlanacağı maddi bir uygarlığı ortaya koydular. Kendi toprağı ve insanı, tabiatla barışık olarak bildiğimiz Asya halkları ve toplumlarıysa devletleri eliyle modernleşerek bünyesinde yeni değişimlere ve tartışmalara kapı aralamaya başladı. Doğu bu anlamda tam bir buhranın içine doğru sürükleniyordu. Önce Osmanlı devlet yapısıyla başlayan batı aşısı daha sonra toplumsal yapıyı da sirayet ederek Osmanlı kimliğini reddeden yeni bir yapılanmaya yerini bırakmıştır. Japonya’da hızla modernleşerek Batı’daki endüstri toplumların karakteristik özelliklerine bürünmüştür. Hindistan ve İran, Çin gibi Asya coğrafyalarıysa aralarındaki modernleşmedeki boşluk ve gecikmelere rağmen Batı aşısını bünyesinde taşıyan, birbirini izleyen yapılar olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Hangi Doğu? Ya da Büyük Doğu düşüncesi diye bir şey temenninin ötesine geçmekte midir? Yakın Doğu’da birbirinden etkilenmeyen ve birbirini değiştirmeyen Müslüman merkezler vardır. İstanbul, Kahire, Bağdat, Şam, Buhara, Semerkant gibi merkezlerin artan iletişim olanaklarına rağmen birbirinden habersiz hale geldiği dönemler yaşanmaya başlamıştır. 20.yüzyıla girerken kafamız karışıktır. Bu karışıklığı yaratan da Hıristiyan dünyasının İslam dünyası üzerinde kurduğu egemenliktir. Bu Hıristiyan egemenliği altında Müslümanlar ilerleyememektedirler. İlerlemenin biricik çaresinin kendileri gibi olmakta yattığı inancını Batı, Doğu’nun kafasına yerleştirmiştir. Doğu Bilimi ve Şarkiyatçılık olarak da anılan Oryantalizm, Batı’nın, Uzak ve Yakın Doğu toplumlarının dinlerine, dillerine, giyim kuşamlarına, kültürlerine olan merakından oluşan bir konu bütünü, adeta dönemin bir modasıdır. Bir akım olmaktan ziyade bir konu olarak görülen oryantalizmin, 18. yüzyılda Napoléon’un Mısır Seferi ile başlayıp 19. yüzyılda gelişerek, I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla etkisini yitirdiğini söyleyebiliriz. Doğu ilgisinin Avrupa’ya yayılmasında en önemli merkez Venedik’tir. Gentile Bellini’nin 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet’in portresini yapması, dönemin Osmanlı kıyafetlerinin eskizlerini çizerek yanında götürmesi, Avrupa’da Osmanlı giyim kuşamının ilgi görmesine ve Batı insanının bu farklı kültüre büyük bir merak ve hayranlık duymasına neden olmuştur. Batı insanı, Doğu’ya seyahat eden seyyahlardan, tüccarlardan, sanatçılardan duydukları birçoğu anlatanların fantezi dünyasının ürünü olan hikâyeler ile kendi Doğu’larını oluşturmuşlardır. Doğu, artık Avrupalının gözünde zevkin, eğlencenin, şehvetin büyülü bir dünyasıdır. Şüphesiz, bu büyülü dünya Avrupalı sanatçıları da etkilemiş ve onlar da eserlerinde fantastik bir Doğu imgesi yaratmışlardır. Birçok Avrupalı sanatçı, Doğu’yu ziyaret etmeden tamamen kendi hayal dünyasını yansıtmıştır eserlerine. Haremde çıplak bir şekilde arzı endam eden ve bütün zamanını boş oturarak geçirip kendisini erkeğine hazırlayan kadınlar, kahvehanelerde kendine has giyim kuşamlarıyla, nargileleriyle sohbet eden bıyıklı, sakallı, sarıklı erkekler, kaba, cahil, şehvet düşkünü bir Doğu imajı yaratmışlardır.
Büyük bir kitleyi etkileyen bu büyüleyici coğrafya, resim sanatının yanı sıra edebiyat, müzik, opera, tiyatro, mimari gibi pek çok sanat dalını da etkilemiştir. Artık sanatın pek çok dalında orient bir hava, bir tat vardır. Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma adlı operası, yine Mozart’ın Mehter Marşı’nın ritminden esinlenerek yaptığı Türk Marşı dönemin ilgi çeken oryantalist sanat eserleri arasında yerini almıştır. Bin bir Gece Masalları’nın Fransızca’ya çevrilmesi ile birlikte kendinden olmayana olan merak artmış, bu masalsı, fantastik coğrafya, Batı dünyasında adeta cennetten bir köşe gibi hayal edilmiştir. Bu düşsel dünyaya hayranlık duyan sanatçıların dışında Doğu’yu barbar, cahil ve öteki olarak gören sanatçılar da vardır elbette. Bunların en bilineni de İngiliz şair Shakespeare’dir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz