ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ORYANTALİZM VE DOĞU-BATI İLİŞKİSİ-IV
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 26 Eylül 2016 - 14:45:05

Shakespeare islamiyet’i ve Türkleri aşağılayıcı ifadelerle kullanmıştır. Othello adlı eserinde bir diyalogda geçen ‘’yalanım varsa Türk olayım’’ ifadesi, yazara göre Türk olmanın ne kadar kötü bir şey olacağına işaret eder. 18. yüzyıla kadar fantezilerle dolu bir rüyanın yansıtılmasıyla oluşan oryantalizm konusu, bu yüzyılla birlikte Batılı sanatçıları da iki kısma ayırmıştır. Bir kısım sanatçı hayali Doğu imgesini sürdürürken, bir kısım sanatçı da elçilerin maiyetinde ya da sultanların özel davetleriyle Doğu coğrafyasını ziyaret ederek gerçek Doğu’yu, Doğu insanını, coğrafyasını, kültürünü eserlerine yansıtma şansı bulmuşlardır. Boğaziçi ressamları olarak da anılan bazı sanatçılar, başta İstanbul olmak üzere pek çok şehri gezip gördüklerini resmetme şansı bulmuşlardır. Bu dönemde dini yapılar, sokak satıcıları, sokak hayvanları, kahvehaneler, Osmanlı giyim tarzı sanatçıların dikkatini çekmiş ve eserlerinde yerlerini bulmuştur. Oldukça egzotik bulunan Osmanlı kıyafetleri, elçi ve eşleri, sanatçılar, seyyahlar tarafından ilgi görmüş, bu kıyafetler içinde kendilerini resmederek Osmanlı kıyafet modasını başlatmış ve kıyafet albümleri oluşmaya başlamıştır. 18. yüzyılla birlikte, Batı ile olan gerek ticari gerekse siyasi ilişkilerin yoğunlaşması sonucunda Doğu cahil, kaba, zorba olan imajını kırmıştır. Özellikle de bu dönemde Osmanlı-Fransız ilişkilerinin artmasıyla birlikte ”Barbar Türk” imajı yerini ”Gönlü Yüce Türk” gibi söylemlere bırakmıştır. Bu dönemde bir elçi eşi olan Lady Montagu, hareme girme şansı bulmuş ve haremin anlatılandan farklı olduğunu, kadınların burada sadece kendini erkeğine hazırlayan birer figür olmadıklarını, eğitim aldıklarını bugün bir belge niteliği taşıyan mektuplarında anlatmıştır. Bu dönemde ticari ilişkilerin gelişmesiyle birlikte Doğu’dan gelen eşyalara da ilgi artmıştır. Türk ve İran halıları, seramikler, çiniler Batılılar’ın evlerini süslemiştir. Doğu’nun adeta bir simgesi haline gelen kahvehaneler de bu dönemde Batı’nın ilgi odağına dönüşmüştür. Özellikle Fransızlar Türk kahvehanelerini örnek alarak Fransa’da bir kafe kültürünün oluşmasına ön ayak olmuşlardır. Osmanlı topraklarını ziyaret eden ve bu kültürün etkisi altında kalan, adeta Türkleşen Avrupalılar da vardır bu dönemde. Bunun en iyi örneği ise kuşkusuz Pierre Loti’dir. Aslında bir deniz subayı olan Loti 19. yüzyılda İstanbul’a görevli bir subay olarak gelmiştir. Bu şehre ve kültürüne hayran kalan Loti, bu coğrafyayı sadece eserlerinde anlatmakla kalmamış aynı zamanda bu coğrafyanın kültürü içerisinde kendi kimliğinden sıyrılmış ve adeta bir Türk gibi yaşamıştır. Akademik çevrelerce üzerine çeşitli görüşlerin öne sürüldüğü, hatta Batı’nın gizli ve gayrimeşru yönlerinin bir ifadesi olarak görülen oryantalizm, tüm bu farklı görüşlere karşın sanat dünyasında kendisine hatırı sayılır bir yer edinmiştir. Doğu, büyülü, egzotik, gizemli havası sayesinde uzun yıllar Batı insanını etkisi altında bırakmıştır. İlk zamanlarda ilmi bir meraktan öteye geçmeyen oryantalizm, daha sonra özellikle Hıristiyan ruhbanların önem verdikleri tek konu, İslamiyet’i eleştirerek, İslam ilimlerine, kültür ve medeniyetine, İslam edebiyatına şüphe sokabilmek için, İslam’a ait bütün değerleri kendi kültürleriyle yetişmiş Müslümanların gözünde küçük düşürmeye çalışmışlardır. Doğu eskiden beri insanlarda garip izlenimler yaratan, kendine has özelliği, kültürü olan bir yerdir. Avrupa içinse önemli olan; Doğu’nun ve olayların kendi açılarından anlamlandırılmasıdır. Bir başka açıdan bakarsak oryantalizm, Doğu ve Batı medeniyetlerinin çatışmasıdır. Dünya da bu iki medeniyetin mücadelesi hep belirgin olmuştur ve oryantalizm de bu mücadelenin ayrılamaz bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu mücadelenin gerisindeki Hıristiyan sömürgeci fikir ve zihniyetini temsil etmektedir. Oryantalizm, bir bilim dalı, bir siyasi ideoloji ya da bir dünya görüşü olarak değerlendirilebilir. Ama en geniş tanımıyla, oryantalizmin temeli sürekli bahsettiğimiz “bizonlar” ikilemine dayanır. Avrupa Doğu uygarlığıyla sürekli çatışarak ve sürekli Doğu’nun açıklarını yakalama fırsatı arayarak kendini şekillendirdi. Doğu-Batı ilişkisi, Batı’nın hem gücünü kanıtlayabildiği geniş bir alan, hem de uygulayamadıkları planlarının bir iz düşüm olarak da tanımlanabilir. Buna en güzel örneği Avrupalı ressamlar teşkil eder; Doğu padişahlarının gizemli haremlerini tasvir eden ressamların hiçbirinin harem görmediği söylenir. Aynı zamanda Balzac’ın Arap kadını için yazdıkları, dehşet derecede rencide edicidir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz