ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ORYANTALİZM VE DOĞU-BATI İLİŞKİSİ-VI
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Eylül 2016 - 11:57:51

Gülmek öyle ki bazen sınıfta, evde, sokakta, devlet dairesinde bir otoriteyi sarsma girişimidir. Tamamı ile kadınsı bir eylemdir. Sesli gülen erkeğe “karı” gibi gülmek tarzında bir aşağılama yakıştırılır ki bu aslında erkeği güldüğü için değil, kadınsı sayılan bir özellikle ortak bir hüküm alanı olan erkekliğe “kadınsılık” bulaştırıldığı içindir. Onun için “erkekler ağlamaz” fermanı tek kanadı kopan Türk maço kültlerinde bir kadınsallık ifadesi, dolayısıyla bir zayıflık alameti sayılır. Bu anlayışın bazı nüveleri Dede Korkut Hikâyeleri’nde erkek çocuğu olanın ak otağa, kızı olanın kızıl otağa oturmasına kadar gider. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanında şöyle denilmektedir: “Kalkarak Han Bayındır yerinden doğrulmuş, bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ diktirmiş, oğulluyu ak otağa, kızlıyı kızıl otağa, oğlu kızı olmayanı kara otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin, onun ki oğlu kızı olmaya Tanrı Taala ona beddua etmiştir, biz de beddua ederiz”. Diğer kanadı ise, Cahiliye tavırlarının İslam sonrasında devamını işaret eder. Bu konularda sesi yüksek çıkan İslam değil, ataerkil töredir. Titreyip de kendine bir türlü dönemeyen zamanların töresidir. Kadın konusundaki Cahiliye safsatalarının ilk emarelerini eski Yunan ve Roma geleneklerinde de görmek mümkündür. İslam öncesinde Arabistan’da siyasal olarak Hıristiyan Roma, kültürel olarak Yahudi, folklorik olarak pagan hâkimiyeti vardı. Bir yandan büyük putlar olarak bilinen Lat, Menat ve Uzza kadındılar; öte yandan, kadını kuluçka makinesi olarak gören Eski Yunan ve Roma kültürü, anneyi çocuğa akraba bile görmezdi. Yahudilikte dinsel nesebin kadından türemesi, kadına verilenden değerden değil, annenin kesinliğine dair inanıştandı. Dahası, Hıristiyan ve Yahudi geleneğinde bizzat “kutsal” metinlerde kadınlar metalaştırılmış ve cennetten kovulmanın, fanileşmenin, dünyadaki sıkıntıların bir nedeni olarak görülmüş, kadınlık, yılanlık, sinsilik ve zehirleyicikle özdeşleşen bir resim çerçevesine oturtulmuştur .Yahudi geleneğinden kaynaklanan bu bakış Hıristiyanlık döneminde–Jesus’un (=“Tanrı’nın oğlu ve Tanrı İsa”) kimi “düşmüş” kadınlara gösterdiği merhamet tecellilerine rağmen–özellikle Ortaçağ boyunca artan bir kadından nefret ve kadın düşmanlığına kadar gitmiştir. Aziz Pavlos’un kadınlarla ilgili hükümleri Jesus’un merhametini alıp götürmüş; onları baskı altına almıştır. Hatta Hıristiyanlık İsevilik ötesinde, bir Pavlosî kisveye büründürülmüştür. Pavlos sonrası Hıristiyanlık İsevi olmaktan çıkmış, Pavlosyen olmuştur. Pavlos ise, kadınları dünyadaki her fitne ve belanın temeli olarak görüyordu. Sonraları Hıristiyanlık Jesus’un vazettiği İncil yerine, Pavlos’un yazdığı mektuplar ve yaptığı uygulamalarla müşahhaslaşmıştır.Endülüs Medeniyeti ile bu gelenek değişime uğradı. Hıristiyan gelenekteki dönüşüm, Erken Rönesans döneminde Avrupa’daki Endülüs etkileriyle oldu: Kadının erkek gözündeki algısı değişikliğe uğradı. Değişerek günümüze kadar gelen ve kıta farkı gözetmeksizin Batı ülkelerinin ekseriyetinde görülen bir kadın tasavvuru gelişti. Yahudi, Grek, Roma dönemlerinde kuluçka makinası olarak görülen kadın, Hıristiyanlıkta “Bakire Meryem” imajıyla yaklaşık 10. asırdan itibaren değişti. Daha önceleri Jesus resimleri hâkimdi ikona ve resimlerde. Sonraları, Jesus’a Tanrılık atfeden Hıristiyanlık “Bakire Meryem”i kale almamışken, Endülüs Medeniyetinin etkisi ile kadın algısı Avrupa’da değişmiş, müspete dönmeye başlamış, “Meryem figürü” Jesus’a öykünerek ortaya çıkmaya ve edebiyata, resme yansımaya başlamıştır. Kadın paspaslıktan çıkarak, sevilen baş tacı olan bir makama terfi etmişti.Ancak burada da bir başka çarpıklık yaşandı. Kilise’nin amacı kadınlığı aşağılamaktan vazgeçmek değil, bizzat bir kadın kanalıyla (“Bakire Meryem” suretiyle) Meryem gibi olmayan kadınları aşağılamaktı. Aziz Augustine annesinden başkasını sevmezdi; Aziz Aquinas’a göre, cinsellikle gelen haz evliyken bile “zina” hükmünde ve haramdı. Yani Kilise ille de kadını sevmek istiyorsanız Bakire Meryem’i seviniz, demişti. Çünkü diğer türlü tehlike aşkın, sevginin bir anlamda sekülerleşmesi anlamına geliyordu.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz