KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

OSMANLI TARİHİNDEN İLGİ ÇEKİCİ NOTLAR-7
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 27 Şubat 2016 - 17:38:42

KÜÇÜK KIYAMET

Osmanlı kaynaklarında Kıyamet-i Sugra (Küçük Kıyamet) diye adlandırılan en büyük felaketi, 1509 yılının 14 Eylül Cuma günü meydana geldi. O zamana kadar görülmemiş şiddette bir deprem İstanbul’u yerinden oynattı, aralıklarla 45 gün sürdü.

Bu felaket sonunda 109 cami, mescit, 1070 ev harap oldu, 5 Bin kişi hayatını kaybetti. Karaman mahallesi baştan başa yıkıldı. Deniz kabararak, İstanbul ve Galata surlarını aştı, birçok mahalle sular altında kaldı.

KAPALI ÇARŞI

İstanbul Kapalıçarşı, dua okunarak açılır ve kapatılırdı. Sabahları İnciler Kapısı önünde duran bir bölükbaşı, halkı duaya çağırır, padişahın ve askerin selametine, vefat etmiş bedesten tüccarlarının ruhlarına rahmet diler, sonra alışverişlerin başladığını ilân ederdi.

Bugün Kapalıçarşı içinde 65 sokak, 300’den fazla dükkân ve 20 han bulunur. Ayrıca bir cami, bir karakol binası ve birkaç çeşme vardır.

SAKAL

Saray erkânı başta padişah olmak üzere sakallı olurlardı. Yalnız  şehzâdeler padişah olana kadar sakal koyuvermezlerdi.

Sakal ulu orta koyuverilmez. Camilerde duası yapılır, evlerde eş-dost arasında toplanılır ziyafetler verilirdi.

Osmanlı padişahları içinde Yavuz Sultan Selim ve Sultan Vahideddin sakal bırakmamışlardır.

BALTA ASMA

Son devir Yeniçeri rezaletlerinden birisi de onların argosunda bir deyimdir.

Herhangi bir Yeniçeri, bağlı olduğu Yeniçeri ortasının “Nişan”ını bir levhaya çizdirip, haraç alacağı büyük yapılara, limanlara mal getirmiş gemilere astı mı, buna “Balta Asma” denilirdi.

Asılan bu baltayı herhangi bir diğer Yeniçeri ortası indirirse, kan gövdeyi götür; ortalar arasında amansız bir sokak savaşı başlardı.

 

SEMER DEVİRMEK

Yeniçeriler arasında, bir yoldaşın mensup olduğu bir ortayı bir ortayı bırakıp başka bir ortaya geçmesine semer devirmek denilirdi. Bu durum terk edilen orta yoldaşlarına karşı en ağır hakaret sayılır, semer deviren yeniçeri muhakkak öldürülür ve bu yüzden iki yeniçeri ortası arasında kanlı boğuşmalar olurdu.

Galata yeniçerilerinden 25 inci orta yoldaşlarından biri 1810 da gene Galata’nın muhafazasına memur 71inci ortaya semer devirdiğinden Galata derhal karıştı, iki taraf mağaza, dükkan ve depoların kepeneklerini kırarak şarap, su ve yağ varillerinden, fıçılardan, sokaklarda siperler yaptılar. Karşıdan silâh sesleri duyan İstanbul yeniçerileri de, taraftar bulundukları ve bu iki ortadan birbirine yardım için kayıklarla Galata’ya geçti; muharebe iki gün sürdü.

ZORBA KÜFELERİ

 

İstanbul’un yaş sebze ve meyve ticaretine musallat olmuş zorbalar, işi daha ileri götürmüşler, kendilerinin nişan ve işaretlerini taşıyan hususi küfeler yaptırmışlardı. Bunları, büyük şehre sebze ve meyve sevk eden Marmara iskelelerinden peyledikleri yerlere gönderirlerdi. Bostan ve bahçe sahipleri, mallarını bu küfelere yüklemeye ve yeniçeri zorbasının göndereceği para ile kanaate mecbur idiler.

Hattâ bir seferinde, bir yeniçeri zorbası, Karamürselli bahçıvanlara pusula göndererek: Mal şu kadar noksan çıktı, bu kadar çürük çıktı, hamaliye ve kantariye masrafları şu tuttu, sair vergiler ve küfelerimizin kirası bu kadar, bana da şu kadar borcunuz vardır, diye yazmış. Bahçıvanlar da bu pusulayı ibret olmak üzere, Karamürsel’de kahvehanenin duvarına asmışlardı.

KANUNİ DEVRİNDE OSMANLI

Avrupalıların “Muhteşem Süleyman” unvanını verdikleri Kanuni; 25 yaşında tahta çıktı ve 46 yıl saltanat sürdü.

Saltanatı süresince 13 büyük sefer yaptı. Osmanlı Devleti’nin sınırlarını iki katına yakın genişleterek 7 milyon 300 bin kilometre kareden, 13 milyon 700 bin kilometre kareye çıkardı.

HÜSREV PAŞA

 

Hüsrev Paşa, Kanuni devrinde kubbe vezirliği yapmış vekâr ve haysiyet sahibi bir zat idi. Divânda Sadrâzam Süleyman Paşa ile hançer sıyırmaya kadar varan şiddetli bir münakaşa yüzünden azledilince kendisini derin bir teessüre kaptırmış ve sarayına kapanarak bir açlık grevine başlamış ve ölmüştür.

Hüsrev Paşa, Osmanlı tarihi boyunca bu suretle intihar eden tek simadır.

KERVAN SEFERLERİ

 

Osmanlı Devletinde düzenli kervan seferleri yapılırdı. Kervan seferlerinin olduğu ana kara yollarının başında İstanbul-Budin (Budapeşte), İstanbul-Bursa, İstanbul-Kahire yolu gelirdi.

Kervanların hareket günleri belliydi.            Her kervanda en az, 300, en çok 2 bin hayvan bulunurdu. Hayvan sayısı 300’den az olursa buna kervan değil “Kafile” denirdi.

DÜNYANIN EN BÜYÜK KENTİ

 

1574’de Osmanlı tahtına çıkan ve 20 yıl padişahlık eden Üçüncü Murat zamanında İstanbul dünyanın en büyük kentiydi. O devirde yapılan nüfus ve emlak sayımı, imparatorluk başkentinin gerçekten dünyanın en büyük kenti olduğunu ortaya koymuştur.

Kentin nüfusu bir milyonun üstünde idi. 485 cami, 4494 mescit, 1653 ilkokul, 874 hamam, 498 halk çeşmesi, 417 kervansaray, 585 değirmen, 285 fırın vardı.

BELGRAT ORMANI

 

İstanbul’daki Belgrat ormanın adı birçok kimsenin zihinde bir soru işaretinin belirmesine sebep olur. Bu adın, bu ormana verilmiş olmasının nedeni;  Kanuni Sultan Süleyman’ın, Belgrat seferinden dönerken beraberinde getirdiği esirlerin bu ormana yerleştirilmiş olmasındandır.

Orman o tarihten sonra Kanuni’nin yaptığı seferin adıyla, Belgrat ormanı diye anılmıştır.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz