GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OSMANLICA DERSLERİ GEÇİKMİŞ VE YERİNDE BİR KARARDIR
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 14 Aralık 2014 - 17:30:32

Okullarda Osmanlıcanın ders olarak okutulması kararına yönelik tartışmalar aleyhte ve lehte devam ediyor.

Harf ve Dil inkılaplarının asıl amaçları bilinmeden, Osmanlıca dersinin okullarda okutulmasına karşı çıkanların veya savunanların bu hallerinin doğru izah edilemez. Şimdiye kadar  okullarda resmi tarih görüşünden olarak Harf İnkılabının sebebi  hep “Arap harfleri ile okumayı öğrenmenin güçlükleri” olarak gösterilirken, Dil İnkılabının sebebi de “Dilimizi yabancı kelimelerin boyunduruğundan kurtarmak” olarak gösterilmiştir. Bunlar, adı geçen inkılapları  değerlendirmede bir nevi  teknik ve şekli  izahlardır. Bunların hakiki sebepleri , yeni bir “Medeniyet değişikliği” ve “İdeoloji tercihi” olmuştur ki, bu medeniyet ve ideoloji , Batı Medeniyeti ve ideolojileridir. Modern bir medeniyet olarak Batı Medeniyetinin şaşası, Osmanlıdan günümüze yönetici ve aydınlarımızı sürekli kendisine hayran bırakmıştır.

Türk İstiklal Savaşı kazanıldıktan sonra kurulan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” ne “toplum mühendisliği” statüsünde otoriter rejim anlayışı ile hakim olan, “Batıcı Devrimci Kadrolar”ın, toplumu yönetme ve ona yeni çekidüzen  vermede  emeli , kendi tabirleri ile “Işık Batı’dan gelir, yönümüz Batıya, arkamız Doğuya dönük, Türkiye’yi  ne pahasına olursa olsun Batılılaştıracağız” zihniyeti olmuştur.

“İnkılap”tan bozma “Devrim”, “Yıkılan eski  bir düzenin yerine yenisini koymak” anlamına gelir ki, Devrimciler, “Hedefimiz Batıdır, Doğuya karşıyız” derlerken neyi yıkmışlar ve yerine neyi koymaya çalışmışlardır? Yıkılanlar, Osmanlı ve İslamın tasfiyesi olmuş, bu tasfiye uğrunda yapılan en belli başlı iki inkılabı Harf ve Dil inkılabı meydana getirmiştir.

“Devrimci kadrolar” tarafından, Türklerin Müslüman oluşundan beri kullanmaya başladıkları Arap alfabesi, “İslam Medeniyetinin alfabesi” olarak görüldüğü ve Batı Medeniyetinin alfabesinin ise  Latin alfabesi olduğu için, “Arap alfabesi ile Batı medeniyetçiliği yapılamayacağı” gerekçesiyle hedef alanın medeniyet Batı medeniyetinin alfabesi Latin alfabesine geçilmiştir. Bu, Harf  Devriminin bir teknik ve şekil konusu olmuş, asıl amacın, genç nesilleri “İslam ve Osmanlı kültüründen koparmak ve Batı kültürüne adapte etmek olduğu” görüşlerine yer verilmiş, , Devrimci kadro elemanlarından İsmet İnönü bunu izah ederken “Harf inkılabının bize faydası büyük oldu, kültür değişimini kolaylaştırdı. Arap kültüründen koptuk” şeklinde yaparken, Celal Bayar, “Batı medeniyetine ulaşmak ve  laik eğitimi güçlendirmek için  Harf Devrimi yapıldı” görüşlerine yer verir ki, bunlar, “Osmanlı – İslam geleneğinin tasfiyesi” anlamına gelir.

Dil inkılabından olarak, dilimizdeki kelimelerin % 70’ ini meydana getiren Arapça ve Farsça kelimelerin de atılarak yerlerine uydurukça,olmadı Batı menşeli kelimelerin getirilmesi,  bu tasfiye işini takviyeye yönelik devrim olmuştur.

Türkiye’de Devrimlerle koca bir mazinin tasfiyesi, o yıllarda yeni teşekkül etmeye  başlayan Afrika milletleri gibi Müslüman Türk Milletinide “köksüz ve mazisiz bir millet haline getirmek” e benzer ki, milletimiz bunun acılarını çok çekmiş, Türkiye 2014’de bile dünyanın süper gücü halini gelememişse yaşanan,  kendisine yabancılaşmış, yönetici – aydınla kendisi arasındaki tezat olmuştur.

21 yüzyılın başlarında bu tezat ve otoriter baskıcı yönetim  ortadan kalkmaya başlayınca milletimiz,  yeni atılım hamlelerine girmeye başlamış, Ak Parti’nin “Ak Devrimleri” ile bu açılım kendisini iyice göstermiş, okullarda Osmanlıcanın ders olarak okutulması kararı  bu devrimin tezahürlerinden birisi olmuştur.

Osmanlıca Derslerini, “Harf Devrimine ihanet ve onu yok etmenin başlangıcı”, “Cumhuriyeti yıkma”, “Osmanlıyı diriltme”. “Ülkeyi Ortaçağ karanlığına sürükleme” gibi değerlendirmeler yanlıştır. Hükümetin niyeti bunlar olmayıp, mazi ile genç nesillerin bağlarını tekrar kurmaya yönelik haklı bir girişimdir. Mazisiz bir millet köksüz ağaca benzer ki, en hafif bir rüzgar esintisinde devrilir gider.  Osmanlıca keşke okullarımıza daha erken konsa idi. Geçmişin hükümetleri tarafından bu ihtiyaç zaman zaman dile getirilmesine rağmen, bunun gerçekleşmesi  Ak Parti’nin iktidarına nasip olmuştur.

Osmanlıca dersinin okutulmasının sonuçlarına biraz da şimdiden bakmak lazımdır. Aleyhte olanların bunu “Dünyasın sonu” olarak görmeleri ne kadar yanlış ise, taraftar olanların da onu kendi açılarından büyütmeleri kanaatimce doğru değildir.

Osmanlıca büyük bir ihtimalle “seçmeli ders” olarak okutulacaktır  ve en uygunu  da budur.  Zamanın özellikleri ve duyulacak merak veya ihtiyaç gereği öğrencilerin çoğunluğu bunu tercih etmeyecek, her sınıftan üç – beş meraklı çıkıp öğrenmeye çalışacaktır.

Keşke Osmanlıcayı büyük bir kesim ihtiyaç hissedip öğrense ve Osmanlıca edebiyat, tarih kitaplarını,gazeteleri bulup okusa. Bunları her ilde bulmak mümkün değildir. Ailelerde de Tek Partili  Yönetim Döneminde  (1923 – 1950)  bunlar, “Harf Devrimini tutturmak” için okunması yasaklandığı ve aileler devletin korkusundan bunları yaktıkları veya toprağa gömdükleri için hanelerde  eski  kitaplar hemen hemen hiç kalmamıştır.Osmanlıca bilen kişiler,  eski kitapların bulunduğu Ankara ve İstanbul kütüphanelerine  gidemeyecekleri için öğrendikleri Osmanlıcayı unutacaklardır.

Sonra, Osmanlıca bir ihtiyaç hissedilmez ise  öğrenilemez ve  okunmadıkça da unutulur. Ayrıca,Dil İnkılabının getirdiği Arapça ve Farsça  kelimeleri  “tasfiye” sonucu,  uydurukça ve Batıdan ithal yeni kelimelerle  Osmanlıcanın okunmasında güçlük çekilecektir. Bir örnek, eski dilde  “imtihan”kelimesinin yerini yeni dilde “sınav” almıştır.

Ben,bir serbest bir tarihçi yazar  olarak Osmanlıcayı okullarda öğrenmedim.  Tarih kitapları yazdığım için Osmanlıca  öğrenmeyi  büyük ihtiyaç hissetim. Bir Osmanlıca öğreten kitap bularak, günde yarım saat çalışmak suretiyle üç ayda kendi kendime öğrendim. Sadece  Osmanlıca basma kitapları okuyabiliyorum. El yazmalarını okumak, ayrı bir eğitim ve ihtisas alma işidir. Çünkü 16 çeşit – hem de okumayı zorlaştıran süslü-  el yazması örneği vardır. Mezar taşlarımız da el yazması ile üslü yazıldığı için basma  Osmanlıca okuyanları bir kenara bırakınız, el yazmalarını bilenler bile bunları güçlükle okurlar.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz