BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

ÖZBİLİNÇ VE KENDİNİ TANIMA-I
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 9 Ekim 2016 - 16:11:17

Özbilinç, kendini tanıma ve kendi varlığının farkında olabilmedir.
Özbilinç duygusal zekânın bir anlamda farkındalığıdır. Duyguların her an farkında olma yeteneği psikolojik sezgi ve kendini anlamak bakımından şarttır da diyebiliriz. Gerçek duygularımızı fark edememek bizi onların vicdanına bırakır. Duygularını tanıyan kişiler, hayatlarını daha iyi idare ederler; kiminle evleneceğinden hangi işe gireceğine kadar kişisel karar gerektiren konularda ne düşündüklerinden çok daha emindirler. Özbilinç, kişinin kendisini ve duygularını tanıması, anlaması ve ifade edebilmesi ve aynı zamanda başkaları tarafından anlaşılabilmesidir diğer anlamda.
Özbilinç, insanın varoluşu hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Roman kahramanlarını incelemeye koyulduğumda özbilinç üzerine çok derin düşünmüşümdür. Özbilinç katmanlarından herhangi birindeki bozukluk, diğer katmanların gelişimini de engellemektedir. Örneğin; gördüklerim içinde, bedensel süreçlerle ilgili özbilinç bozukluğu duygusal bilincin ve ego bilincinin de daralmasına ve engellemesine neden olmaktadır. Çünkü çeşitli içsel ve dış baskılar ve engellemelerle iç güdülerini, gereksinimlerini ve motivasyonlarını bastıran bir insan, duygu, düşünce ve davranışlarının da farkında olmadan baskı altında tutar ve varoluşunu gerçekleştirmez. Hakikatten sizi sağlıklı, mutlu, başarılı olmaktan alıkoyan, sizi geri tutan, kim olduğunuza değil, kim olmadığınıza hep sağlandığınızdandır.
Örneğin Kafka’nın karakterlerinde böyle bir sorgulama çok baskındır. Bu durum, özbilincinizle temasa geçmenize engel olan en kalın perdedir. Bu saptama bana, sosyal psikolojide çok sevdiğim bir kavramı hatırlatıyor. Bu kavram da öğrenilmiş “çaresizlik kavramıdır” Öğrenilmiş çaresizliğin işlerliği şöyledir: Diyelim ki herhangi bir yerde çalışmaya başladık. Pazartesi sabahları haftalık kadro toplantıları yapılıyor diyelim. Toplantının amaçlarından biri, kurumun nasıl daha etkin biçimde yapılabileceği konusunda katılımcılardan öneriler almak. Ve diyelim ki siz ne zaman bir öneride bulunsanız, masanın çevresinde oturanlar bağıra çağıra sizi susturmaya çalışıyor. Bir süre sonra herhalde fikirlerinizi söyleme isteğiniz biraz azalır,öyle değil mi?Hatta büyük olasılıkla,çok geçmeden o toplantılarda ağzınızı açmaz olursunuz.Daha da negatifi, oradan çıkıp bambaşka bir çalışma ortamına geçtiğiniz zaman bile, kendinizi kanıtlama konusunda yine biraz çekingenlik gösterirsiniz. Nedeni o eski kadro toplantılarında olanlardır. O olumsuz tecrübeleri sindirmiş, kendiniz hakkında olumsuz fikirlere çevirmişsinizidir. Kendinize, “ben insanlara sözümü dinletebilen biri değilim,”demeye başlarsınız sonraki gelişen olaylarda. Çaresizlik hissetmeyi öğrenmişsinizdir artık. O duyguyu haklı gösterecek bir durum olmadığı zamanlarda bile, yine öyle davranırsınız. İşte duygusal özbilinci gelişmiş insanlar, kendilerinin ne olmadığına dikkat etmek yerine, ne olduğuna dikkat ederler. Benim metin yazılarında karakter ve toplum analizlerinde edindiğim çıkarım! Gözlerimizi parlatan ve içimizdeki ateşi yakanın ne olduğunu da bir dereceye kadar biliriz. Neden hoşlandığımızı ve neyin bize zevk verdiğini keşfetmenin gizemli bir yanı yoktur aslında. Yeteneklerimiz ortaya çıkarmak ya da neyi arzu ettiğimizi bilmek çok da zor değildir. Ama bunu toplumumuzda çoğu kişi nedense başaramaz. Çünkü çoğumuz hayatı ezbere yaşamayı tercih ederiz. Asıl zor olan da nedir? O’da içimizdeki mesajlara kulak verecek kadar özbilince sahip olmaktır tabi ki as olan. Kendinizi tanımanız, kendi öz kaynaklarınızın farkında olmanız ve kendinize güvenmeniz, sizi yalnızca kendinize ait olan yola götürür. Bu da ne kadar güzel bir duyguya sahip olmanın farkındalığıdır. Bir başka deyişle, bu da sizin gerçeğinizdir. Unutmayalım ki, gerçeklik daima özbilinç tohumuyla başlar. Zıttı ise hayallerin esiri olmaktan öteye gidemez. Akılcı bir insan için tekbir gerçeklik vardır! Gelişim ve değişen büyümenin farkındalığının farkında olmak.
Mesala ben deniz özbilinci ruhsal ve duygusal yerbilim olarak görüyorum. Genellikle edebi metin analizlerinde gördüğüm ve örnek aldığım güçlü karakterlerin tipik duygu hareketleridir bunlar.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz