GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

PİR SULTAN ABDAL VE ÂŞIKLAR GELENEĞİ
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Ekim 2015 - 17:55:13

Âşıklar yüzyıllar boyu halkın his ve duygularını, kendi yaratıcı güç ve yetenekleri oranında dile getirmişlerdir. Bu özellikleriyle de halkın toplumsal, kültürel ve sosyal yaşamında önemli roller üstlenmişlerdir. İnsan psikolojisi gereği âşıklar da toplumdan, yönetimden beklediklerini göremeyince karşılaştıkları aksaklıkları düzensizlikleri ve adaletsizlikleri kıyasıya yermişler, olumsuzluklara tepkiler göstermişlerdir. Osmanlı döneminde âşıkların dizelerinde yansıttıkları tepkiler bir nevi başkaldırı olarak nitelendirilirse de bu başkaldırı isyan boyutuna varmayan; genel olarak çekinmeden gözler önüne serilen; dozu kimi zaman yüksek tutulmuş eleştiriler niteliğindedir. Âşık yeri gelir düzeni eleştirir, yeri gelir kişileri ve hatta kendini eleştirir, yeri gelir zarar gördüğü kimi hayvanları eleştirir, yeri gelir doğanın haşinliğini eleştirir. Osmalı’nın kuruluşundan yüzyıl sonra halkın yoksul kesimden kopması ve onların üzerine bir baskı unsuru olması nedeniyle egemen Osmanlı öğretisine karşı halk kendi öğretisini geliştirmiş, Şeyh Bedrettin’in ve diğerlerinin eylemleri görülmüştür. Aslında, kültürel yönden Osmanlı’nın en parlak dönemi 16. yüzyıldır. Bu dönemde Pir Sultan ve Köroğlu gibi yoksul köylüler arasından çıkıp sivrilen âşıkların yanı sıra, kara ve deniz ordusunun içinden, asker ocaklarından yeniçeri şairleri de dediğimiz Kayıkçı Kul Mustafa, Öksüz Âşık, Geda Muslu, Bahşi, Kul Çulha, Armutlu gibi asker kökenli âşıklar, yaşantıları iyi olduğundan bulundukları ortam gereği yoksul halkın sorunlarıyla hiç ilgilenmeden hamasi içerikli şiirler ve cenk türküleri söyleyerek imparatorluğun kuvvetli döneminde askere moral vermiş, 17. yüzyıl ve sonrasında Osmanlı ordusunun sürekli yenilgiye uğraması sonucu, imparatorluğun zayıfladığı, kalelerin elden çıktığı dönemlerde de olayları en açıklığıyla dile getirip kıyasıya eleştirmiş ve bugün hâlâ dillerden düşmeyen:
Kimi şehit oldu kimi giriftar
Kâfirin elinden iniler zar zar
Estergon’la Budin, Eğri’yle Uyvar
Ele geçmez şahım yorulmayınca
16.yüzyıldayız Osmanlı İmparatorluğunun yükselme dönemi; başta padişah Kanuni Sultan Süleyman var. Çoğumuzun şimdi bile göğsü kabararak andığı, Muhteşem Süleyman dönemi… Kanunlara verdiği değerden ötürü Kanuni sıfatını alan bir padişahın dönemi. Baki gibi bir şairin yetişmesine önayak olmuş, kendi de güzel şiir yazan, Hürrem Sultana güzel mısralar düzen bir padişahın dönemi. Pir Sultan Abdal belki âlim değildir ama halk şiirinin tekniğine tamamıyla vakıf olmuş önemli bir şairdir; Halk edebiyatı içerisinde büyük bir kaynaktır. Vezin hatası ve yersiz duraklarda kelime bölünmeleri yoktur. Şiirinde sade, ağdasız bir dil ve lirizm vardır. Dilden dile söylenerek günümüze geldiği için oluşan anlatım bozuklukları olsa da bu bozulmalar edebiyatçılar tarafından düzenlenmiştir.
Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz
Haktan emir olmazsa irahmet yağmaz
Şu illerin taşı hiç bana değmez
İlle dostun gülü yaralar beni
“Gerçek doğru bildiği yoldan şaşmamakta gösterilen insana onur veren mükemmel bir inattır” diyen Hegel ‘in sözü Pir Sultan Abdal’la ne kadar da örtüşüyor değil mi? Şimdilerde pek çoğumuzda kalmayan idealizm vardır Pir Sultan’da. Bireyciliğin hâkim olduğu bu çağda, Pir Sultan’ı anlamak kimi insanlar için hiç de kolay olmasa gerek… Pir Sultan gibi âşıkların yüzyıllar sonra bile şiirleriyle günümüzde de önemini korumalarının nedenini Türk Halk Bilimci Pertev Naili Boratov:“Bu ölmezliklerin sırrı, çağlarının olaylarına ve insanlarına ilişkin kanıtları, hiçbir yazılı belgenin saptayamayacağı ölçüde, bütün girinti ve çıkıntılarıyla bize kadar ulaştırmış olmalarında, anlatımlarını, Türkçe sözün büyülü nakışlarıyla dokumakta gösterdikleri ustalıklarındandır.”diyerek belirtmeye çalışır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz