ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

PUŞKİN VE KAFKASYA İLE ŞİİRİ “KAFKAS ESİRİ”
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Mayıs 2016 - 15:06:53

Kafkasya denildiğinde ilk akla gelen Çerkezlerdir.
Bu, bilgisizlikten ötürü yakın zamana kadar da böyleydi. Oysa coğrafya o denli renkli ki saymaya başladığınızda ezberiniz bozulur. Tabii bu kadarla bitmiyor. Dağıstan örneğinde olduğu gibi bölgesel ve konuşulan dillerin hepsini saymaya başladığımızda ciddi rakamlara ulaşmanın yanı sıra içinden çıkılmaz bir hale de gelebiliyor. Bir deyişe göre, tanrı insanlara dillerini dağıtırken her yere eşit paylaştırmış.
Kafkasya üzerine gelince sepette daha çok dil kalmış ve kalan o dilleri coğrafyanın üzerine boşaltmış derler. “Rus Edebiyatı ve İmparatorluğu: Puşkin’den Tolstoy’a Kafkasya’nın Fethi” adlı kitap henüz Türkçeye çevrilmemiş. Ama kitap eleştirmenler tarafından 19. yy. Rus imparatorluğu inşası sırasında Rusların Kafkasya ile ilgili yazılı eserlerinin sentezini yapan ilk eser olarak tanımlanmıştır. Bu kitap Rusya’nın Kafkasya ile uzun süren ve karmaşık, sosyo-politik ve edebi ilişkilerine ışık tutmakta. Rus yazarlar Kafkasya’yı nasıl hayal ediyor ve resmediyorlardı? Edebiyat, Rus imparatorluğunun inşasına ne ölçüde katkıda bulunmuştu?
İmparatorluk genişlerken Rusya’nın kimliği nasıl şekillendi?, vb… Buradan iki şey anlayabiliriz: Birincisi doğma-büyüme Kafkasyalı yazarlar. İkincisi Kafkasya’yı yazan Ruslar. Her ikisi de çok uzun bir konu. Puşkin’den Tolstoy’a mı yoksa Ahmet Mithat Efendi’den Ömer Seyfettin’e mi? Rus Edebiyatı veya başka bir bakışla Kafkasya Edebiyatı… Kendine özgü bir dil kullanarak, kurarak yeniden biçimlendirerek ve estetik kurallar çerçevesinde, yazılı veya sözlü hüzünlerini ve mutluluklarını dile getirdiler. Fakat bu dile getiriliş şekliyle yazılı veya sözlü tarihlerini bazen en yakın komşularına bile anlatmakta güçlük çektiler. Çünkü çok kültürlü, çok renkli ve çok dilli bir yaşam Kafkasya’da sürmekteydi. Düşünür Bestulev Marlinski, “Puşkin ve Lermantov’un sanatsal yapıtları; ‘Kafkasya’ konunun temel taşı görevini üstlenmiş, ayrıca orada yaşayan halkların yaşam tarzını işlemiş ve aynı işlevi yerine getirmiştir,” der. Puşkin’in roman ve şiirlerinin ilklerini ‘Kafkasya’ oluşturmuştur, örneğin “Kafkas Esiri” şiiri baştan sona Çerkezlere ilişkin işlenmiştir. Milli duyguları uyandırmak, Çerkez yazarlarına edebiyatın sözcüklerle donanmasındaki sırrı açıklamasıdır. Devrin büyük eleştirmeni Beyron’un romantik şiirlerinin loş şemsiyesi altında Kafkasya’ya gelen Puşkin gözlemleri ve duyguları “Kafkas Esiri”’nin mayasını oluşturmasına neden olmuştur. Puşkin Kafkasya’nın doğal zenginliğinden etkilenmiş, dağları çeviren bitki örtüsünün güzelliği, çeşitliliği onu büyülemiştir. Kafkasya, Puşkin’i aynı zamanda kaygılandırmış, olağanüstü yapıtını ortaya koymasına sebep olmuştur. Puşkin yalnız bunlarla kalmamış, o topraklarda yaşayan Çerkezler büyük ilgisini çekmiş, kahramanlıklarına, canları pahasına verdikleri mücadeleye, misafirperverliklerine hayran kalmıştır. Ancak tüm bunların yanında, Puşkin mensubu olduğu milletten, aldığı toplumsal eğitimden ve içinde büyüdüğü zengin Rus aristokrasinden kaynaklı sıkı boyunduruktan kendini kurtaramamış, iradesini kullanamamıştır. Bir anlamda kendisinin de tutsaktan farklı olmadığını dizelerinde belirtmiştir. Dağlarda gördüğü kaleleri “Çerkezlerin özgürlük şehri” diye tanımladıysa da inandırıldığı üzere “Soyguncu toplumun mekânı” ibaresini kullanmadan da edememiştir. Puşkin, Çerkezlerin en değer verdikleri “dağ ve at” kavramını şiirinin dizelerinde yazmadan kendini alamaz:

“ Cabbar Çerkezlerin görkemli dağlarındaki,
yankının arasında korkusuzca dolaşan…
en az onlar kadar azgın, özgür at!…
çünkü o’ ayaklarının üzerinde durabilen en kıymetli sadık dost…”

Gerçekten şair kendini soyutlayamadığı yanlış düşüncelerden alamasa da “Kafkas Esiri” şiirinde tarihin bazı önemli dönemlerine ışık tutması anlamlıdır.

Gagalıyor ve fırlatıyor, gözleri pencerede,
Sanki aynı arzuyu taşıyorcasına benimle…
Bakışı ve çığlığıyla diyor ki ; tutsaklık benim yoldaşım:
“Vakit geldi artık, uçalım dostum, uçalım!…
Bizler özgür atlarız, hadi davran!
O beyaz dağa doğru, daha bulutlardan öteye,
Denizin gökyüzüyle buluştuğu maviliklere,
Sadece rüzgârın ve benim gidebildiğimiz o uçsuz yerlere…”
Puşkin, 1822

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz