Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
İBRAHİM PEKBAY

ŞAKA MI BU?…

Bu haber 24 Aralık 2018 - 15:29 'de eklendi ve 74 kez görüntülendi.
ŞAKA MI BU?…

Uğur Dündar’ın hazırlayıp sunduğu “Arena” programının en sonuncusuna, ülkemizin en saygın tiyatro sanatçılarından Metin Akpınar ile Müjdat Gezen katıldı ve ben de başından sonuna izledim.

Bu iki sanatçının katıldığı program izlenirken, elbette gülmece çok olur ama o gülmecenin içindeki ince geçişleri eğer algılayabilirseniz, keyfi de bir başka olur…

Pazar günü internet haber sitelerine bir haber düştü. Akşam da haber kanallarında “Doğruluğunu” öğrendik…

Haber kanallarını okurken güldüm. Her halde iki hiciv ustasının yine ince bir hicvi diye düşündüm. Ancak akşam ana haberler doğrulayınca, dehşete kapılmadım desem yalan olur.

Hatırlamaya çalıştım, o gece Metin Akpınar ne demişti?

Aynen söylediği söz şu…

“Bireylerin geleceklerini tayin edecekleri rejim demokrasidir. Bu kargaşadan kurtulmamızın tek çaresi de demokrasi diye düşünüyorum. Oraya ulaşabilirsek ne ala, kavga, dövüş olmaz biz bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak her faşizmin karşılaştığı gibi belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki adı geçen başka liderlerin yaşadığı gibi kötü sonları yaşayabilir ama bize yazık olur, biz harap oluruz” demişti.

Buna karşılık Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu tepkiyi verdi.

Nerede verdi?

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 2018 Yılı Mali Genel Kurulu’nda…

Bu konun gündeme getirme yeri mi o toplantı? Bana göre hiç değil ama, bu kadar topluluğu bir arada görünce her zaman her konuda kendisini konuşmak zorunda hissediyor olmalı.

Ne demiş peki?

Şöyle demiş: “Beni ipe götüreceklermiş, bunu sanatçı müsveddeleri yapacakmış, senin her yerin sanatçı olsa ne yazar. Beni ipe götürecekmiş, senin haddine mi? Biz şahadete inanmış insanlarımız: Biz bunların bedelini ödemeye hazırız. Bunlar sanatçı müsveddesi. Bunun bedelini ödeyecekler. Kalkacaksın bu ülkenin Cumhurbaşkanını ipte sallandıracaksın. Şimdi yargıya git.”

Bunun üzerine Metin Akpınar’ın sözlerini tekrar baştan okudum, acaba Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı “Asacağız” veya “Keseceğiz” gibisinden bir söz etmiş mi diye, etmemiş.

Peki ne demiş?

Demokrasiye vurgu yapmış, eğer millet olarak demokrasiyi içimize sindirip, uygulamasında başarılı olamazsak, geleceğimizin ne olacağını ifade etmiş ve başaramamamız halinde de engellemeye çalışanların sonunu tarif etmiş…

Peki bu tarif, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’a uyuyor mu?

Cevabını vereyim izninizle…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yaşı gereği, 27 Mayıs 1960 darbesini hatırlaması mümkün değil. Çok doğal çünkü o darbe yapıldığında henüz “Çocuk” denecek yaşta idi. Devamındaki Talat Aydemir olaylarını da bilmez.

Doğal olarak, 1945 ve 1950 arasını da bilmez, çünkü henüz doğmamıştı. Peki bu tarihler arasını ben bilir miyim?

1945-1950 arasında ülkemizin ve milletimizin çektiği sıkıntılara benim de aklım ermez ama, en azından etkilerinin altında büyüdük ve 1960 darbesine giden sürecin başında ve sonunda, sonunun da içinde olduk.

Örneğin 1960 darbesine giden olayların sonucunda darbeye alkış tuttuk ama darbenin sonunun iyi gelmediğini, ülkeyi ve milleti felakete sürüklemenin eşiğine getirdiğini, 1950-1960 arasındaki yanlış uygulamalara rahmet okuttuğuna şahit olduk.

O nedenle darbenin her türlüsüne karşı fikir oluşturduk…

Ne yazık ki yöneticiler, geçmiş tarihten ibret almadılar, ülkeyi 1980 darbesine sürüklediler. 1960’ın acısını yaşayanlar, bileseler de bu darbeye de alkış tuttular, tuttuk…

O darbenin de sonunda acıyı çeken yine millet oldu. 1960 darbesinde “Bedel ödeme” adı altında yanlış uygulamalar, bu darbede de yaşandı.

Miller olarak yine karpuz gibi dağıldık, ayrıştık ama uyandık ve darbeye karşı olduğumuz fikrini aklımıza getirdik.

Bir zamanlar “Beraber yürüdük bu yollarda”ki vatan hainleri de darbe girişiminde bulundu, devlet gücü olarak iktidarın engellemesi gerekirken, millet sokağa döküldü, 250 can gitti…

 

Bu hainlerin her yerdeki yuvalarını dağıtma adı altında, suçlusu suçsuzu herkesi topladınız ama o vatan hainine bir zamanlar methiye düzenlere ve siyasi kanadına dokunamadınız, dokunmadınız.

İşte o darbe girişimine karşı çıkanlar ve nerede yuvalandılarsa bulunup gerekli cezanın verilmesini savunanlar, Allah’ın emrine uyarak okuyan, aklını kullananlar, düşünme yeteneğine ve bilgi sahibi olanlar ile gerçek sanat dünyasının sanatçıları idi…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sanat” ve “Sanatkar” konusundaki sözlerini hatırlayalım  mı?

“Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.

Daha önemli bir söz: “Efendiler!… Hepiniz meb’us olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta reisicumhur olabilirsiniz fakat sanatkar olamazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”

Ama sanata “Ucube”, sanatçıya “Müsvedde” derseniz, işin inceliğini anlamamış olursunuz.

Unutmayın…

Sanat ve sanatçının özgürlüğüne dokunmak, toplumu felakete götürmek ile eşdeğerdir.

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA