Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
OSMAN EFKERE

SAVAŞTA İNANCIN KUVVETİ

Bu haber 22 Kasım 2018 - 11:59 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.
SAVAŞTA İNANCIN KUVVETİ

Yine İslam pınarından kana, kana içen ve İslam’ın üstün vasıflarına haiz olan, Hz. Muhammed’in ikinci halifesi Hz. Ömer zamanında, İslam diyarını zaman, zaman rahatsız eden Rum diyarının azgın karalı (Hırakıl) ile karşılaşmak için yüce sahabe Abdullah Bin Huzafe (Allah ondan razı olsun) Komutanlığında İslam’ın silahlı kuvvetlerini gönderir. Ancak Hz. Abdullah bin Huzafe Hırakılla karşılaşması esnasında esir düşer. Rum hâkimi olan Hırakıl yüce sahabe olan Huzafe ve beraberindekileri küfürle tehdit etmek için kendi köşkünün kapısına, Hırakılla, Huzafe arasında mücadele başlar. Rum hâkimi Hurakıl, “Ey Abdullah eğer Hıristiyan olursan mülkümün yarısını sana veririm.” Abdullah bin Huzafe, “Ey Hırakıl vallahi bana dinimi terk etmek için dünyaları dahi versen, bu mümkün değil.” Hırakıl “Ey Abdullah eğer Hıristiyan olmasan sana dünyanın en şiddetli cezasını yapacağım.” Abdullah bin Huzafe, “Ey Hırakıl sen istediğin cezaların tümünü uygulasan dahi, beni dinimden vazgeçiremezsin, zira sen benim fani bedenime tahakküm edebilirsin, ama ruhuma değil. Çünkü ruhum Allah’ın himayesindedir.” Bu söz üzere Rum hâkimi Hırakıl adamlarına, Abdullah bin Huzafeyi öldürmemek şartı ile, ellerinden ve ayaklarından asmalarını emreder. Daha sonra asılı olan Abdullah bin Huzafe’ye oklar atmaya başlarlar, ancak Abdullah’ın vücudu hedef olan her oka, “lailaheillallah” demeden başka bir şey demez. Nihayet, Hırakıl, Abdullah’ın olduğu yerden indirilmesini emreder, ikinci defa içinde kaynatılmış bir kazana girmesini ve bu şekilde cezalanması yoluna giderler. Azılı din düşman Rum Hâkimi, Abdullah bin Huzafe ye son bir teklif daha yapar, ya Hıristiyan olur, ya da daha başka cezalarla cezalandırırım diye tehdit eder. Yine Hırakıl, Abdullah’a içi kaynar su dolu havuzu göstererek, ya Hıristiyan ol, ya da bu havuza seni sokarım der. Bunun üzerine imanını koruyan sahabe, havuza doğru yürümeye başlar ve havuza yaklaştığında gözlerinden yaş gelir. Bunun üzerine, Hırakıl, Abdullah’a, “Korktun da ağlıyorsun” deyince, Abdullah, Hırakıl’a, “Vallahi korktuğum için ağlamıyorum, zira ben Allah’a yaklaşmanın bilinci içindeyim, ancak isterim ki Allah yolunda yüz nefsim olsa da hepsi ceza görse” diye cevap verir. Daha sonra Rum hâkimi Hırakıl “Getirin Abdullah’ı” diye emir verir. Yine Abdullah’ın yanına Rum fahişelerinden bir kadın getirin üzerine kapıları kapatın emrini verir. Daha sonra Rum hâkimi Hırakıl, görevlilerine bakın durum nasıl oldu der. Görevliler Abdullah’ın yanındaki kadını Hırakıl’ın huzuruna alırlar. Huzura getirilen kadın, Hırakıl’a, “efendim beni kimin yanına gönderdiniz, insan yanına mı, yoksa taş yanına mı gönderdiniz. Ben bir şey anlamadım. Abdullah’ı yoldan çıkarmak için her ne yaptımsa, Abdullan’dan işittiğim tek kelime (LAİLAHEİLLALILAH MUHAMMEDÜN RASULULLAH) sözünden başka bir şey duymadım.

Yine Hırakıl, adamlarına Abdullah’ı bir odaya kapatın, yemek olarakta domuz eti ve şaraptan başka bir şey koymayın. Tabi Hırakıl’ın adamları almış oldukları emri yerine getirirler. Yani domuz eti ve şarabı Abdullah’ın yanına koyup kapıyı Abdullah’ın üzerine kapatırlar. Abdullah’ın yanında domuz eti ve şarap üç gün kalır. Üç gün sonra kapıyı açtıklarında Abdullah’ı namaz ve zikirle ilgilendiğini buldular, Yanındaki içki ve domuz eti nasıl bırakmışlarsa öylece duruyor. Nihayet Hırakıl’ın adamları Abdullah’a, “Mecbur olduğun halde seni şarabı içmekten, domuz etini yemekten alıkoyan nedir?” Abdullahl kralın adamlarına, Allah’ın dininde haram olanı yemek değil, koklamak bile doğru olmadığını ifade ettiler. Nihayet, böyle uğraşılarla bir neticeye varılamayacağını anlayan Rum kralı Hırakıl son olarak, Abdullah’a, “Ey Abdullah başımı öpersen seni hür edeceğim.” Abdullah, Hırakıl’a benimle birlikte bulunan bütün Müslümanları hür edersen, Hırakıl bu vaziyete rıza gösterdi. Abdullah samimi bir şekilde Allah’a yönelerek, “Yarabbi sen benim niyet ve gayemi biliyorsun, Hırakıl bir müşriktir ve ayni zamanda bir necistir, onun kafasını öpmeyip bilakis onun kafasına tükürüyorum, onu asla öpmem, bundan dolayı beni yevmi kıyamette bana niçin böyle yaptın dersen, ben derim ki izzetin ve celalin için ben derim ki Müslüman kardeşlerimin hür olmaları için yaptım derim. Ve daha sonra Abdullah, Hıraklın yanına giderek, Hirakıl’in haberi olmadan başına tükürdü. Bundan sonra Rum kral Hırakıl Müslümanların serbest bırakılmaları için emir verdi.

Daha sonra Abdullah bin Huzafe ve İslam askerleri Medine’ye gittiklerinde müminlerin Emiri Hz. Ömer karşıladı. Abdullah bin Huzafe halifeye, Hırakıl ile arasındaki cereyan eden hadiseyi, Ömer’e anlatınca hemen Ömer ayağa kalkarak, bütün oradaki bulunan Müslümanlara, Abdullah’ın başını öpmelerini emrederek, “Önce ben öpeyim” diyerek Abdullah’a, “Ey Abdullah Sen Hırakıl’ın ve onun askerleri arasında bulunduğunda dininden taviz vermeyip, bu yolda bir hayli eziyete katlanışından dolayı seni tebrik ederim” diye iltifat buyurdu.

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA