Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

“SEN BİTTİN OĞLUM…”

Bu haber 09 Ekim 2018 - 15:45 'de eklendi ve 85 kez görüntülendi.
“SEN BİTTİN OĞLUM…”

Amerikan filmlerinde bir replik vardır…

Adam, hakkından gelebileceğini sandığı adama musallat olur. Sonunda yediği bir yumruk ile kendini yerlerde bulur.

Kalkar, adeta kuyruğunu paçasının arasına sıkıştırıp da geri geri giderken adama; “Sen bittin oğlum…” der ve oradan uzaklaşır…

Bir süre sonra çetesini toplar, her birinin elinde beysbol sopaları vardır, yumruğu yediği ve “Sen bittin oğlum…” diye seslendirdiği adamı tenhada kıstırmaya çalışırlar.

Ne var ki adam, beklenmedik ve umulmadık bir şekilde, “İrlandalı Boksör” gibi çetenin hepsini de benzetir ve dağıtır.

Çete, çareyi kaçmakta bulur ve topluca kuyruklarını kıstırarak uzaklaşırlar.

Eğer hırsları geçmezse, bir başka zamanda karşısına çıkmak yerine, arkadan vurmak üzere plan yaparlar…

Davranış bu…

Bu davranış, asla ve kata Türk milleti olarak bizim mayamızda yoktur, olması da mümkün değildir.

Türk olmanın, vatansever olmanın olmazsa olmaz kuralları vardır ki bunun en başında yüksek ahlaklı olmak vardır. Bu nitelik aslında inancımızın da olmazsa olmazıdır.

 

XXX

 

Yıl 1958…

Antalya İnönü ilkokulundan mezun oldum. Babam rahmetli, Kayserili olduğunu kanıtlarcasına beni bir işe koydu. Rahmetle andığım Sadrettin Tunca amcanın Şellale matbaasında çalışmaya başladım.

İlk olarak orada kağıt ve mürekkep kokusunu içime çektim ve o günden beri hiç etkisinden kurtulamadım…

Yıl 1962, Muğla’da Muğla Postası Gazetesinde meccanen (Ücretsiz) çalışmaya başladım. İlk habere gidişimi hiç unutamam.

Patron bana, “Jandarmaya kadar git, bir olay var galiba, haberini al gel” dedi. Gittim, ne yapacağımı, nereye gideceğimi bildiğim yok. Koridor erkekli kadınlı insan dolu, bağrışmalar filan…

Daldım jandarma başçavuşunun odasına “N’oldu” dedim, “Hiç bir şey yok ya… Dağda deve güreşi yapmışlar” dedi…

Dağda deve güreşinden haber mi olur, döndüm geldim, patrona da “Dağda deve güreşi yapmışlar, bir şey yok” dedim.

Patron, gülmekten neredeyse kalp krizi geçirecekti. Meğerse köylerden birinde kız kaçırma olayı imiş.

O gün “Habercilik” konusunda ilk dersimi almış oldum.

Sonra bana küçük küçük yazı yazdırmaya başladı ve bir gün İsmet Paşaya laf eden siyasi için iki cümleden sonra “Sen İnönü’yü bırak, İn’in önünde bile duramazsın” dedim noktayı koydum…

Ertesi gün haber geldi, “Vali Niyazı Akı (Rahmetle anıyorum) seni makamda bekliyor” dediler.

Gazeteciyim ya, havalıyım…

Çıktım karşısına, bana “İlk cümleleri anladık da şu son cümleyi anlamadık” dedi.

O tarihlerde yerel yöneticiler, mahalli gazeteleri dikkatle takip ederlerdi, o takibe takılmışım tabi…

“İnönü büyük bir şahsiyet, onun ardındaki tarihi gücün üstesinden gelmek, bugünün siyasilerinin gücü yetmez. Eğer onlar cesaret gösterisinde bulunmak istiyorlarsa, önce bir “İN” önünde durmaları gerekir, bakalım içinde it mi çıkar, kurt mu, ayı mı?” dedim…

Yüzüme baktı, eli ile “Git” dercesine kapıyı gösterdi…

Galibiyet edası içinde odasından çıktım. Akşam eve vardığımda (Akşam ezanından önce eve girmek, babamın koyduğu keskin kurallardan biridir) babam, köşe minderinde avluda oturuyor idi. Öyle sert bakıyordu ki, anladım bir şey olacak.

Ayağa kalktı ve bana hayatımdaki ilk ve son tokadını yapıştırdı. O zamana kadar anamdan yediğim dayak, belki dünyayı tur attırırdı ama babamınki ilk idi…

Kendime geldiğimde o sert bakışından sonra “Bir daha kendinden büyükler karşısında edebini bozma” dedi.

O günden bu yana, büyüklerimin karşısında asla edebimi bozmamayı öğrendim…

XXX

Ne yazık ki…

Dedikten sonra, noktayı koyuyorum, gerisi siz istediğiniz gibi naturanıza göre tamamlayın…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA