Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

SERAP ÇARPTI-1

Bu haber 29 Aralık 2018 - 12:47 'de eklendi ve 42 kez görüntülendi.
SERAP ÇARPTI-1

Hasan Bey, kasabadaki okulundan şehrin gecekondu mahallesindeki ilköğretim okuluna atanalı üç sene olmuş, bu süre zarfında okulun eğitim ve öğretiminde gözle görülür başarılar elde edilmeye başlanmış, kültür ve spor etkinlikleriyle de ön plana çıkar olmuştu. Bu durum amirlerinin de dikkatini çekerek birkaç defa ödüllendirilmiş, çevrede, veliler arasında saygınlığı artmıştı.

Başarılı bir öğreten ve yönetici olan Hasan Bey’e 2000 Yılının Mart Ayında Fransa’da çalışan akrabalarının da önerisiyle orada faaliyet gösteren Türk Federasyonu tarafından yazılı bir teklifte bulunuldu. Teklifte, Fransa’nın çeşitli şehirlerinde, gelecek senenin eğitim öğretim yılında dokuz ayrı şehirde açılacak olan Türk okulları için yöneticiaranıyordu. Kendisi de aday olarak gösterilmişti. Teklifin detayında, kabul ettiği takdirde şahsına uçak bileti gönderileceği, Temmuz ayının ilk haftasında Paris Havaalanında yetkililer tarafında karşılanacağı, Türkiye’den davet edilen öğretmenlerin bir ay süreyle oradaki okulları gezdirilerek gerekli tanıtımlar yapılıp bilgilendirilecekleri, tüm masraflarının karşılanacağı, ayrıca 1000 Euro harcırah verileceği, anlaşabilirlerse Türk Milli Eğitim Bakanlığından beş yıl süreli izin alınarak bu süre zarfında Fransa’da görev yapacakları anlatılıyordu.

Hasan Bey fazla düşünmeden teklifi kabul etti. Bir ay kadar sonra da kendisine 5 Temmuz 2000 tarihli uçak biletigönderildi. Ailesi ve mesai arkadaşları duruma sevinmişlerdi. Bu sayede çocuklarına daha rahat okutma imkânı bulacak, ev hanımı olan eşine düşünüp de alamadığı bazı hediyeleri alabilecek maddi olarak rahatlayacaklardı.

Haziran ayının son haftasında sene sonu toplantısını yapıp raporlarını yazdılar. Mesai arkadaşları ile vedalaşmadan önce onlara bir istekleri olup olmadığını sordu. Bayanlar genellikle parfüm, erkekler ise gezip gördüğü yerlerde bol resim çektirip getirmesini istediler. Kimisi kendisi için Eyfel Kulesi’nden el sallamasını, bazıları Şanzelize Sokağında kahve içmesini önerdiler. ‘sağlıcakla gidip gelesin’ dileği söylendikten sonra arkadaşlarıyla vedalaştı. Mutluydu, arkadaşlarının sevgi ve ilgisi bu duygusunu daha da artırmıştı. Hafta sonu evine döndüğünde eşi Zehra valizini itina ile hazırladı. Zira iki gün sonra eşini ve çocuklarını İstanbul’a yeğeninin düğününe gönderecekti. Onlar düğün sonrası orada on gün kadar kalacaklar, ilk defa İstanbul’u görecek olduklarından akrabaları tarafından gezdirileceklerdi. Kredi kartını eşine verip sınırsız harcama yetkisi tanıdı.  Gerçi, o tasarruflu kadındı. Hesabını bilirdi. Nasıl olsa harcırah alacaktı. Alacağı hediyeler ve çocuklarının harcamalarına yeterdi. Aile bireylerini İstanbul’a yolcu ettikten sonra sabırsızlıkla kendi gidiş gününü beklemeye başladı.

Okul tatile girmiş, öğretmenler gitmiş sadece iki müdür yardımcısı, iki yardımcı hizmetliden oluşan kadro okulda kalmıştı. O Haftanın Salı akşamında tüm izin, evrak, yurtdışı çıkış evraklarını hazırlayan Hasan cumartesi günü uçağa binecekti. Çarşamba sabahı okula geldikten birkaç saat sonra odasından içeri giren postacı iki adet sarı zarf getirdi. İmza karşılığında teslim edilen zarflardan birisi kendi adına, ötekisi ise müdür yardımcısı Yaşar’a aitti. Merak ve telaşla zarfları açtılar. İçlerinde mahkeme kararları vardı. Defalarca dikkatlice okudular şok olmuşlardı.

Sulh Hukuk Mahkemesi kararıyla ikisi de üçer ay, onar gün hapse mahkûm edilişlerdi. Kararın devamında, suçun failler tarafından ilk defa işlenmesi göz önüne alınarak, istenilirse verilen mahkûmiyet kararının para cezasına çevrilebileceği yazılıydı. Hiç akılda olmayan bu olay iyice morallerini bozmuş, huzurlarını kaçırmıştı.

Vakit geçirmeden tanıdık bir avukatın yanına vardılar. Avukat, itiraz hakları bulunduğunu, bunun için karşı dava açmaları gerektiğini, bu işin oldukça uzun zaman alacağını söyledi. Para cezasına çevrildiğinde üç yüz seksen beşer lira ödemesinin zorunlu olduğunu üzülerek bildirdi. Bu durumda suçlu sayılan şahsın suçu kabullenmiş olacağını, sabıkalı sayıldığından yurt dışına çıkamayacağını, ancak üç yıl süresince benzeri bir suç işlemediği takdirde sabıkasının silinebileceğini anlattı. Hasan başka birkaç hukukçuya daha danıştı. Değişen durum yoktu. Yurt dışına çıkamayacaktı. Böylece tüm umutları, hayalleri betonlaşmıştı. Kendini sele kapılan civcivlerinin gözleri önünde kaybolup gitmesini izleyen çaresiz sersem tavuk gibi hissediyordu. (Devam Edecek)

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA