7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

BÜYÜKŞEHİR’DE MEGA PROJELER DEVAM EDİYOR

BÜYÜKŞEHİR’DE MEGA PROJELER DEVAM EDİYOR

ŞERİ EMİRLERİN KONMASININ MAKSAT VE HİKMETLERİ
  • İHSANGÖRÜCÜ
    • İHSAN GÖRÜCÜ
    • ihsangorucu@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Haziran 2018 - 12:25:30

KUR’AN’DAN İNDİRDİĞİMİZ ŞEYLER, MÜ’MİNLER İÇİN ŞİFADIR, RAHMETTİR. (Kur’an ve Dini Hükümleri) İSE ZALİM VE KAFİRLERİN İSE YALNIZCA HÜSRANINI ARTTIRIR… -Ve nünezzilü minelkur’ani ma hüve şifaün verahmetün. Vela yezyidüzzalimiyne illa hasara… ( İsra 829)

Hikmetin zaruri oluşu:

Öncelikle idrak etmeliyiz ki zıddıyetler-tezatlar konusunu tam anlamadan yüce Allahın emirleri ve yasaklarındaki hikmeti anlayamayız. Tabiatta ve akılda asl olan nisbilik-Orantılılık,denge- ve izafiliktir. Yaratıcı halik varlık ile mahluk varlıklar arasındaki ilişki de ancak bu şekilde idrak edilir. Kainat bir tezatlar -Zıtlık-diyarı, insan ise bu zıtlıkların merkezidir. Hayır-şer, iyilik-kötülük, güzel-çirkin, faydalı-zararlı, melek-şeytan, cennet-cehennem, nimet-kıtlık, rahatlık-zorluk ve sıkıntı, neşe-hüzün, sıhhat-hastalık, hez-elem…ila ahirihi gibi şeyler birbirine zıt ve mukabildir. Biri olmadan diğerini anlamak ve kıymetini bilmek kabil değildir. Birinciler iyi ikinciler fena olduğundan, acaba hep iyilikler olsa, hiç kötülük olmasa, Cenab ı Hakk’ın nesi eksilirdi, niçin öyle değil de böyle olmuş diye, insanın aklına bir düşünce gelebilir. Fakat bu düşünce derinleştirildiği zaman gerçek durumun hiç de öyle olmadığı anlaşılır. Çünkü birinciler asl ve esas olmakla beraber onlara mana kazandıran ikincilerdir. Mesela hep sıhhat olsaydı da hiç hastalık, sıhhatin değeri anlaşılamaz, hatta ne olduğu bile bilinmezdi. Doğum bulunsaydı da ölüm olmasaydı dünya bir an bile yaşanmaya değmezdi. Düşmanlığı bilmeyen dostluktan, kinden haberi olmayan aff’dan, nefreti görmeyen sevgiden bir şey anlamaz. Her şey ancak zıdlarıyla tam olarak bilinir. Ebu Cehil ve öbür putperestlerin inadı ve inkarı olmasaydı Hz. Peygamber s.a.v. ve ashabının büyüklüğü nasıl anlaşılırdı? Herkes itaatkar, iyi ve ibadetine düşkün olsaydı Allahın af,mağfiret,merhamet,kerem ve lütüf gibi pek çok isimleri tecelli ve zuhur etmez, taalluksuz-dayanaksız kalırdı.
Özetle; bir şeyin ne olduğunun anlaşılması için zıddının bulunması şarttır. Ancak iyi ve müsbet şeylerin varlığı asl ve esastır, kötü ve menfi şeyler ise arızi olarak mevcuttur. Kötülerin ve kötülüklerin var oluş sebebi, iyilerin ve iyiliklerin ne olduğunu göstermektir. Mesela kullanılan bir ilacın şifa özelliğine haiz olması esas, acı olması arızidir, şifa bizatihi maksuttur.

1-Asli Maksatlar:

Dini yani şeri hükümler insanın nefsani zevkleri, behimi arzuları, sufli istekleri ve keyifleri için vaz olunmamıştır. Onun için bu hükümleri hiç kimse keyfine, heva ve hevesine göre yorumlayıp uygulayamaz. Şeri hükümlerin biri asli diğeri tali olmak üzere iki maksadı ve gayesi vardır.
Asli maksatlarda mükellefin hiçbir hazzı ve nasibi yoktur. Bütün semavi dinlerde geçerli olan,1- dini, 2-canı,3-aklı, 4-nesli ve 5- malı muhafaza böyledir. Şeri hükümlerin asıl maksadı budur. Bunlar umumi ve mutlak hükümlerdir. Ferdi, şahsi ve hususi değildir. Her zaman ve her yerde geçerli ve yürürlükte olup duruma, ortama ve şartlara göre değişmez. Bu beş maksadın gereğini yapmak, ona göre davranmak mecburidir. İşte bunda dolayı ferdin bunda hazzı ve tercih hakkı yoktur. Ferd ve şahısların bu hükümlerden yararlanmaları ilk, esas ve umumi maksat itibariyle olduğundan mükelleflerin bu husustaki hususi maslahatları umumi kaideye tabidir. Onun için bu maksat aynidir. Yani tek tek herkesi aynı derecede bağlar diyor fıkıh alimleri. Esas maksatları tatbik ve murakabe etmek belli kişilere verildiğinden aynı zamanda kifai olurlar. Kamu düzeni ancak bu suretle korunur. Böylece kifai, ayni olanı tamamlar.

2- Asli maksatlara tabi olan Tali Maksatlar:

Asli Maksatlara bağlı olan, tali emir ve yasaklarda mükellefin menfaati, yararı, arzuları, ihtiyaçları ve hazları gözetilmiştir. Hakimi mutlak -Allah-dünya işlerinin yolunda yürümesi için insanı muhtaç bir şekilde yaratmış, bu ihtiyaçlarını karşılaması için de ona akıl, irade ve arzu vermiştir. Beslenme,evlenme,mesken edinme, meslek seçme gibi tabii hususlar böyledir. Dünyayı mamur hale getirme gayesine matuf olan bu maksatlar asli maksatların da hiçmetçisi durumundadır. Onun için niyete göre bu gibi şeyler ibadet hükmünde tutulur.
Asıl maksat olan beş zaruri maksada hizmet ve yardım eden veya onlarla çelişmeyen her şey tali maksat sayılır. Tali maksatlarda yerine göre mükelleflerin tercihler, değerlendirmeler ve yorumlar yapma hak ve salahiyetleri vardır. Mesela seferde oruç tutup tutmamaya insan kendi kanaatine göre hüküm verir. Tutma veya tutmama yönünde bir tercih yapma serbestisine sahiptir.

NAMIK KEMAL’DEN

Ünlü vatan şairi Namık Kemal’e:

– Sizin en samimi dostunuz ve en şiddetli düşmanınız kimdir? diye sormuşlar.

Büyük şair şöyle cevap vermiş:

-İnsanın en samimi dostu da ve en şiddetli düşmanı da, yine kendisidir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz