Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

SONUNDA BULDUK DİYECEKTİM Kİ…

Bu haber 30 Ocak 2019 - 13:57 'de eklendi ve 139 kez görüntülendi.
SONUNDA BULDUK DİYECEKTİM Kİ…

Devlet memurluğunda geçen günlerimden öğrendiğim kadarıyla Kayseri’nin dört bir yanını bilirim. Bilmesine bilirim de, meğerse bilmediğim de varmış…

Kayseri’deki arkadaşa telefon açtım, sordum; “Kardeşşşş… Bu Haseki dağı neredeydi, ben hatırlayamadım da…”

Karşımdaki arkadaşa, selamsız sabahsız patadanak sorduğumdan celallendi birden bire, e haklı tabiki; “Bütün Kayseri ahalisi 10 günden beri Haseki dağı arama seferberliğine çıktı, bi de sen Angara’dan cereğine laf uzatma, git işine…”

Abi, kötü bir şey demedik, sadece sorduk “Haseki dağı neredeydi” diye…

Hayır, Haseki dağı var olmasına var olmalı da, neredeydi, mesele o… Yoksa Sevgili Mehmet Özhaseki yalan diyecek değil ya…

Birincisinden yeterli cevap alamayınca, ikinci telefonu açtım. Bu kez selam-sabah ile girdim lafa, hani azar işitmeyelim…

Hoş-beş sonrası direk lafa girdim…

“Kardeşşşş… Haseki dağı var ya Haseki dağı, bu dağ Kayseri’nin neresine düşüyordu?…”

Karşındaki önce bi güldü, sonra “On günden bu yana Kayseri ahalisinde hal kalmadı kardeşşş… Arıyorlar Haseki dağını ama bir türlü yerini bilen henüz çıkmadı…” dedi…

Sonra ekledi; “Yav anlamadığım şey şu, nereden çıktı bu Haseki dağı?”

Ben de dedim ki “Vallahi ben de anlamadım ama, ben ki Kayseri’nin her karış toprağını bilirim diye geçinenlerdenim, ben de bilemedim. Ankara’ya büyükşehir belediye başkanlığına aday olan eski başkanımız, vekilimiz, bakanımız Mehmet Özhaseki, soyadının Haseki dağından geldiğini söylemiş…”

Telefondaki arkadaş “Yaaaa….” dedi uzunca, sonra şaşkınlık ifadesi hissedilircesine, “Mutlaka soyunu bir dağa mı dayaması gerekiyor muş ki?…”

Cevap vermeye çalıştım; “Nereye dayayacağını bilmem de demiş işte… Sen de hele Haseki dağı hangi semte düşüyor.”

Sakin olmaya çalışan havasını telefondaki ses tonundan anlamaya çalışıyorum ama patlamaya hazır…

“Hadi kardeş, işine… Kafa bulacak başka adam ara kendine. Zaten Kayseri 10 gündür kafayı yemiş vaziyette Haseki dağı arıyor, sen de taaa Ankara’lardan lafın içine düşme…”

Hani biraz daha sormaya kalksam, belli ki iyi bir laf işiteceğim, veda sözcükleri ile telefonu kapattım…

Ama kafam takılı tabi, ben ki Kayseri’nin yillisi olarak Haseki dağını bilmezsem!…

Bir telefon daha açtım…

“Kardeşşş… N’olur lafı ağzıma tıkama da sana bir şey soracağım…”

Çok sakin bir ses tonu ile “Hadi sor sormasına da, senin bana Ankara’dan telefon açıp soracağın tek bir şey olabilir…”

Ben de meraklandım, “Neymiş o soracağım şey?”

Arkadaş, gülerek cevapladı; “Uzatma lafı, Haseki dağını arıyorsun…”

Şaşkınım tabi, “He vallahi, nereden bildin?”

Cevabı beni şaşırttı; “Ben seni tanırsam eğer, soracağını da bilirim. Sen şimdi bu konunun içine dalacaksın belli ki, aranıyorsun…”

Nasıl da bildi yaaa…

“He…” dedim, “Dediğin gibi, nerede bu Haseki Dağı?…”

Sordu, “Sizin bağ hangi niyette?”

Dedim ki, “Kerğahta…”

“Hah…” dedi, “Bağınıza var, dön sırtını Erciyese, bak bakalım etrafında hangi dağ var?…”

Düşündüm, şip diye bildim; Sol tarafımda Yılanlı var, hatta türküsü bile var… “Yılanlı Dağı’nın yılanı/Gelir dolanı dolanı/Gücücekten yar sevenler/Yatar beleni beleni” diye. Devamı da soyunu över; “Penceresi yeşil boya/Ben vuruldum sizin soya/Sizin soyda bir güzel var/Saramadım doya doya…”

Arkadaş, “Yok soluna bakma, sağına bak… Ne gördün?”

“Haa… Bak sağ tarafımda Hasan dağı var..”.

“Tamammmm… İşte o dağın eski adı Haseki dağı imiş. Haseki, haseki haseki derken zaman içinde adı Hasan Dağı olmuş…”

 

“Essattan mı?”

“He valla, essatan. Onun da türküsü bile var, hasan dağı da derler diye başlar…”

“Yok gari… O türkü Ali Dağı da derler dağların hası diye başlar, tümden kafayı mı yediniz siz be… Haseki dağı imiş de Hasan Dağı olmuş… On gündür bula bula bunu mu buldu Kayserililer?”

Arkadaş, telefonda kıs kıs gülerek; “Kayserililere bi şey deme, ben buldum Haseki dağının şimdiki Hasan dağı olduğunu…”

Baktım bu da bizimle kafayı buluyor. Tam telefonu kapatıyordum ki, arka plandan bir ses geldi…

“Soy güçlendirmek için dağa dayanmaya gerek yok. Aslını saklama, gerçekler daha soyludur…”

Kimdi sesin sahibi, anlayamadım ama, ne demek istediğini hiç anlamadım. Ve vazgeçtim arkadaş ben Haseki dağı aramaktan, vesselam…

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA