ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-10
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 10 Şubat 2016 - 17:14:39

Yurda dönüşü, İngilizlerden gördüğü büyük ilgiyi unutamayan  Murat Efendi, bunun etkisiyle kendisine Kral Edward’dan gelen “masonluğa girime mektubu” nu geri çevirmemiştir. Mektup, kendisi de mason Velihat’ın özel doktoru Rum asıllı Kapolyon aracılığıyla, Proodos locası üstat –ı azamı Rum asıllı  KleantiSkaliyeri tarafından Murat Efendi’ye verilmiştir.   Masonluk teklifini memnunlukla kabul eden Veliahtın terkisi (masonluğa girme merasimi) 18 inci derece üzerinden basit bir törenle gerçekleştirilmiştir. V. Murat’ın hayatını yazan Ziya Şakir’e göre terkis, işi Dolmabahce Sarayı’nın tenha bir köşesi ve odasında çok basit bir törenle yapılırken, masonların kendi kaynaklarına göre ise, bu iş,  20 Ekim 1872’de  Kadıköy’de  Louis  Amiable’nin  evinde locaya benzer bir odada, Bâbıali Hukuk Müşaviri  KleantiSkaliyeri de hazır bulunduğu halde sade bir törenle yapılmış, VeilahtProodos locasını kaydedilmişti. (Mesut Tuncel, Masonlar ve V. Sultan Murat, Mimar Sinan Dergisi, Yıl: 1987, Sayı: 66, s. 9)

Veliaht Murat Efendi, kendisi mason olunca iki şehzade Nurettin ve Kemalettin Efendilerin de mason olmasını sağlamış, telif sırası şehzadelerden  Abdülhamid Efendi’ye gelince ondan ret cevabı almıştı. Abdülhamid Efendi’nin şehzadelik eğitimi, masonların kendisine nüfuz edemedikleri halde daha değişik olmuş, “muhafazakâr bir şehzade” olarak yetişmişti.  Abdülhamid,  Michelde  Greece’ye anlattıklarında Murat Efendi’nin masonluk teklifini nasıl ret ettiğinden şöyle bahseder:

‘Sen de benim gibi yap (mason ol) Hamid! Bunun yararını göreceksin.’

Benim ilk tepkim tiksinme olmuştu. Tahtın verasetini kullanmaktan başka bir amacı bulunmayan bir etki grubuna kendini kaptırdığı, âlet ettirdiği için onu kınamıştım.

Murat itiraz ediyordu:

“Terakki locası (Proodos) İmparatorluğu oluşturan çeşitli unsurları onun çatısı altında kardeşçe yaşatmak gibi çok yüce bir ülküyü savunuyorlar ancak.’

Saflığı öfkelendirmişti beni.

‘Hepsi hikaye bunların! İşin gerçeği şu ki, sen masonların rehinesi oldun. Dinle beni kardeşim. Sen temiz yürekli bir insansın. Kim sana gülümsemiş bile olsun inanıyorsun ona. Bu senin yaradılışında. Ama başına ne geleceğini de hiç düşünmüyorsun. Kendi mevkiimle bir mason locasının bağdaşmayacağını bir an olsun aklıma getirmedim. Madem ki seninle bütün içtenliğimle konuşuyorum, izin ver de seni mason derneğine sokanlarla aşırı derecede içkiye sürükleyenlerin aynı kişiler olduklarını da söyleyeyim sana. Ben eminim. Kendini topla. Neysen o ol yine… Özellikle unutma Murat! Geleceğin Emir-ül Mümini (Müslümanların halifesi, başkanı) mason olamaz ve olmamalı. Bana gelince, ben kararımı verdim. Hiçbir zaman girmeyeceğim o derneğe.” (Michael de Greece, Abdülhamid Yıldız Sürgünü, İstanbul, 1995, s. 48 – 49)

Sultan II. Abdülhamid, şehzâdeliğinden beri masonluğa vâkıftı. Özellikle masonların, amcası Sultan Abdülaziz’i devirmeye yönelik organize ettiği birisi büyük, ikisi küçük darbelere ardı ardına şahit olması, onu masonlardan iyice soğutmuş, onlara karşı tedbirler almak zorunda kalmıştı. “Yeni Sultan, elindeki tüm olanaklarla masonluğa savaş açtı. Çünkü haklı ya da haksız olarak, ‘farmasonlar’ın gizli ve saçma törenlerinin arkasında, gerçekte çok daha somut yabancı çıkarlarının gizlendiğini görüyordu.” (Angelo Iacovella, Gönye ve Hilal, s. 24)

  1. Abdülhamid’in kendisi de siyasi hatıratında ülke ve devlet için masonluk ve masonların ülke için ne derecede zararlı oldukları hakkında şunları yazar:

“Bizdeki farmasonların çok müziç (rahatsız eden) bir hareket tarzları vardır. Büyük bir gayretkeşlikle, halkın hiç de anlamadığı yenilik fikrini yaymaya çalışırlar. Halbuki bizde büyük kitle, hürriyet fikirlerine karşı tamamıyla bigânedir (yabancı). Bunlarla birleşmeyi kabul edenler, memleket haricinde uzun zaman kaldıkları için köklerinden kopan ve cila gibi sathi (yüzeysel) bir Avrupa tahsili görmüş olan bir avuç insandan ibarettirler. Bu insanlar memleketlerine döndüklerinde ne beklediğini bilmezler. Türkiye’yi ‘medeni bir memleket haline getirmek’ için ‘garip fikirlerini’ yaymaya çalışırlar. Bu ne feci basiretsizliktir.

Muhakkak bir şey varsa,  memlekette ve ordu içinde ayrılık ve itaatsizlik tohumlarını ektikleridir. Kudretimizi zayıflatmak için, İmparatorluğumuzun dahilinde, sözde hürriyet fikirlerini yaymak isteyen İngiltere’nin hesabına çalıştıklarının farkında bile değildirler. İfsat (bozma) edilen bu Türklerin, ‘müstebit’i yani beni devirebilmek gayesiyle, Yunanlılarla, Bulgarlarla işbirliği yaptıklarını görmek, bana pek elim (acı veren) gelmektedir.

Ya Rabbim, bu zavallı akılsızlar beni ne kadar tanımamışlar ve Osmanlı İmparatorluğu’nun lehinde olan şeylerden ne kadar bihaberler (habersizler).” (Sultan Abdülhamid, Siyasi Hatıratım, İstanbul, 1974, s. 81- 82)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz