PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-12
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 12 Şubat 2016 - 17:09:16

Osmanlı’da “Batılılaşma cereyanı” kadrolarının, Tanzimat ve Islahat Fermanları ile “Tam Batılılaşma” nın gerçekleştirilemeyeceğini ileri sürerek, bu uğurda o yılların tabiriyle “Yeni Bir Hatve (adım)” denilen Batı’dan Meşrutiyet yönetimi taklitçiliği aksiyonerliği ortaya çıkınca, bu uğurda “en büyük engel” olarak gördükleri Sultan Abdülaziz’i hal’ ile 29 Mayıs 1876 Darbesiyle Meşrutiyetin gelmesine yol açmaları olmuş, bunda dünyanın süper gücü olarak İngiltere büyük rol oynamıştır.

  1. yüzyılda, günümüzde Amerika Birleşik Devletlerinin süper güç olduğu gibi dünyanın süper gücü olan İngiltere’nin zaten öteden beri Osmanlı yönetimi üzerinde büyük nüfuzu vardı. 3 Kasım 1839 Tanzimat ve 21 Şubat 1856 Islahat Fermanları ile İngiltere, İmparatorluk üzerindeki  nüfuz ve hulul politikasını büyük ölçüde gerçekleştirmişti. Bu uğurda, “son hatve” olarak sıra Osmanlı’nın geleneksel rejimi yerine “Hürriyet, adalet, eşitliği esas alan” denilen ve İngiltere’de de uygulanan  Meşrutiyet rejimini getirmek isteği gündeme gelince, 29 Mayıs 1876 Darbesi kendisini gösterdi.

İngiltere, Osmanlının geleneksel  yönetiminde, genelde hakim olan padişahların mutlak iradelerine bakmak ve teslim olmak yerine, Meşrutiyetin gelmesiyle yönetimde ve iktisatta liberalizasyonu esas alan ve  bir Kanun –u Esasi (Anayasa) ilanı ve Meclis –i Mebusan (Parlameento) toplanması ile kendisini gösteren “hukuk devleti” nin kurulmasını, kendi emellerine daha iyi hizmet edeceği için Meşrutiyetçilere  aktif destek verdi.

Bunda, o yıllarda İstanbul’da sürüp gitmekte olan İngiliz – Rus nüfuz rekabeti de etkili oldu. Bu nüfuz mücadelesini kazanmak için İngiltere, kendisinden yana  olan Meşrutiyetçilere  oynadı. Sultan Abdülaziz ve sadrazamı Mamut Nedim Paşa Rusya’dan yana politika takip ediyorlardı.

İngiltere’nin gerekçelerini kendisi için de uygun gören Fransa,  Meşrutiyet taraftarlarına destek oldu.

“Osmanlının kurtuluşu uğrunda son hatve” denilerek Meşrutiyet talebinde bulunmak ve propagandası yapmak için, üyelerinin tamamına yakını Batıda öğrenim görmüş gençler ve masonlardan ibaret Yeni Osmanlılar Cemiyeti 1866’da kurulmuş, cemiyet üyelerinin çıkardıkları gazete ve kitaplar  yanında sözlü olarak da Sultan Abdülaziz’den Meşrutiyeti ilan istenmiş, Sultan bunu ret ettiği ve üstelik adı geçen teşkilatı dağıtıp, üyelerini şuraya buraya  sürdüğü ve yurt dışına kaçıp buralarda faaliyet göstermelerine sebep olduğu için bunların düşmanlığını kazanmış, bunlar, Abdülaziz işbaşında kaldıkça emellerini gerçekleştiremeyecekleri düşüncesi ile onu devirerek, yerine, Meşrutiyeti ilana söz veren mason Veliaht Murat Efendi’yi tahta çıkarmak gündeme gelince, darbe yapılması kendisini göstermişti.

Darbe için kurulan cuntanın üç kolu vardı: Sivil, askeri ve saray kolu. Sivil kolunun başını o günlerde Şurayı –ı Devlet Başkanı olan  mason Mithat Paşa ve avanesi  Yeni Osmanlılar Cemiyetinin ileri gelenleri masonlardan Namık Kemal, Ziya Paşa İsmail Kemal, Köse Raif, Hasan Fehmi, Raif Bey  gibi  kimseler çekiyorlardı. Darbeyi daha rahat yapabilmek  için Mithat Paşa’nın gayretleriyle Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi ve Fetva Emini Kara Halil Efendi  de tehdit edilerek cuntaya dahil edilmişlerdi.

Cuntanın askeri kolunun başını ise, mason olup olmadığı tartışılan, Fransız yazar Charles Mismer’in yazdıklarına göre ( mason olan Serasker (Genel Kurmay Başkanı) Hüseyin Avni Paşa çekiyordu. (Charles Mismer, İslam Dünyasından Hatıralar, İstanbul, 1975, s. 157) Cuntanın askeri koluna, Mekteb – i Harbiye Hazırı (Harp  Okulu Komutanı) mason Süleyman Paşa, Redif Taburları Komutanı Redif Paşa ve  Donanma Komutanı Kayserili Ahmet Paşa onun tarafından  ikna edilerek katılmışlardı.

Cuntanın Saray kolunu ise mason Veliaht Murat Efendi teşkil ediyordu. Darbe için hazırlık yapan “masonikcunta”ya, darbe gerçekleşir ve kendisi tahta geçerse Meşrutiyeti ilan edeceğine dair söz vermişti.

Hüseyin Avni Paşa, İngiltere ve Fransa’nın desteğini almak için “tedaviye gidiyorum” gerekçesiyle bu ülkeleri ziyaretle devlet adamlarıyla görüşerek onların desteğini aldı. İstanbul’da ise, Mithat Paşa  İngiliz Büyükelçisi Henry Elliot’un desteğini istedi. Ona istediği desteği veren Elliot, hatıralarında kendisinin  bu desteği olmasa darbecilerin, darbe yapmaya cesaret edemeyecekleri ve  başarılı olamayacaklarından bahsetmiştir. (Henry Elliot,  İntihar mı Katl mı Vaka – yi Sultan Aziz, İstanbul, 1328, s. 14)

Cunta kurulunca, darbe yapmak için fırsat aramaya başladı. Ona giden yolda ilkin hükümet darbesi yapıldı. Bunun amacı, darbeyi yapabilmek için cunta üyelerinin ilgili makamlara getirilerek kadrolaşmayı sağlamak ve bu sayede darbeyi kolaylaştırmaktı.

İstenilmeyen Sadrazam Mahmut Nedim Paşa hükümetini istifa ettirmek için Medrese talebeleri cuntanın İsmail Kemal, Köse Raif, Hasan Fehmi, Raif Bey gibi mason üyeleri,  tahrik için  softa kıyafetine girerek medreselere gitmişler, işin içinde öğrencilere “İngiliz parası” da  dağıtmak olduğu halde  o günlerde devam eden “Balkan Buhranları” bahane edilerek talebe, “Böyle  fitne ve fütur, çenk ve cidal (savaş)  zamanında talebi –i ulum nefsini feda eden olur. Bu sebepten ders okumayacağız, şu felaketlere bir çare bulacağız” tahrikiyle  10 Mayıs 1876’da sokağa  dökülmüş, tahrikçi masonlar tarafında Sarayın önüne getirilen gençlere “ Sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı,  Seraskeri, Şeyhülislamı istemeyiz” sloganı söylettirilmiş, bu istekleri yerine getirilmez ise, dağılmayacaklarını söyleyen öğrencilerin bu tutumu karşısında, yelkenleri indiren ve istihbaratı da olmayan Sultan Abdülaziz, onların dağılmalarını sağlamak için isteklerini yerine getirerek, sadarete Mütercim Rüştü, Seraskeriyeye Hüseyin Avni Paşa’yı ve şeyhülislamlığa Hasan Hayrullah Efendiyi getirerek cuntanın istediği kadrolaşmaya bilmeyerek âlet olmuştu.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz