TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-14
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 15 Şubat 2016 - 18:37:28

Sultan II. Abdülhamid’in tasfiyesi hareketini sevinenlerin  en başlarından gelenlerden birisi de Siyonist Yahudiler olmuşlardı. TheodorHerz, 1904’de Sultan’ın tasfiyesini göremeden ölmüş, onun  “sağ kolu” denilen MaxNordau, Meşrutiyetin yeniden ilanı konusunda “Eğer Herzl sağ olsaydı, bu benim beratım derdi” sözlerini sarfetmişti. Bir kaynakta yer aldığı üzere, “Yahudiler de 1908 Meşrutiyet İnkılabından  Siyonizm hesabını faydalanmak ümitlerine düşmüşlerdi.” (Celal Tevfik Karasapan, Filistin ve Şark –ül Ürdün, İstanbul, 1942, s. 42)

Hele, II. Abdülhamid’in 31 Mart İsyanı ile tahtından indirilerek tamamen tasfiyesi, Filistin’e sahip olmak uğrunda Siyonistleri büsbütün ümitlendirmiş, bunun ardından İstanbul’a gelen Dünya Siyonist Teşkilatı Başkanı  DavidWolffson, Osmanlı mason ve Siyonist Yahudilerinin de desteğini alarak, İttihatçıların nüfuzundaki Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’ya Filistin’e olan Yahudi göçü yasaklarını Haziran 1909’da kaldırtmış, bu olay, tarihçiler tarafından “Jön Türkler, Siyonistler tarafından kendilerini yapılan yardımların diyeti oldu” şeklinde değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

Artık bundan sonraki bütün gelişmeler “çorap söker” gibi Siyonistlerin lehine gelişmelere devam etmiş, tarihin hükmü olarak, “Filistin’e sahip olmak için Osmanlı Devleti’nin tasfiyesinde Siyonistler de büyük görevler ifa etmişlerdir” denilmiştir. Bunun özet bir izahını,  Jön Türklerden Mevlanzade Rıfat “Siyonistler Osmanlı’yı Nasıl Yıktı?” (Derin Tarih Kültür Yayını, İstanbul, 2013) isimli kitapçığında yapar.

İşte bizde masonluğun Siyonizm’e ve Yahudilere hizmet ettiği tezi, bütün bu gelişmelere dayanır ki bu  doğrudur.

Soru: Masonluk “Dinsizlik midir”, masonlar “Tanrı tanımız, Allaha inanmazlar mı, masonluğun kendisi bir “din” midir?

     Cevap: Masonlar hakkında en çok sorulan ve üstelik masonları da en çok rahatsız eden ve  kendilerinin en zor cevaplandırdıkları sorulardan birisi de budur. Kamuoyunda, masonların “dinsiz, Tanır tanımaz” olarak tanınmasına sebep olan fikir ve eylemler şunlardır:

1-Papa’nın masonları aforoz etmesi: Laiklik. Avrupa’da Kilisenin yönetim üzerinde olan hakimiyetini ortadan kaldırmak için çıkmış ve bu  1789 Fransız İhtilali  ile aksiyonerlik kazanmıştı. Bu uğurda kendisi ile mücadele edilen Katolik Kilisesinin başı Papa, kendi hakimiyetini yıkmaya yönelik Laisizm reaksiyonunu “dinsizlik” sayarak masonluğu aforoz eden beyannameler yayınlamıştı. Papa’nın bir kişi veya kurumu aforoz etmesi, bunların “dinden çıkmış” anlamına geliyordu. Yani bir nevi “dinsizlik” ti.

Tarihte ilk defa Papa XIII. Clementus 1738’de masonluğu aforoz etti. Bu aforozun etkileri Floransa, Venedik, Sardunya, Polonya, İspanya ve Portekiz’de görüldü. Aforozu müteakip koyu Katolikler locaları terk ettiler. Aforozdan kurtulmak isteyenlerin bir kısmı  Protestan ve Ortodoks mezheplerine geçtiler. İspanya ve Portekiz’de 1742-1744 yılları arasında masonları yargılamak için Engizisyon Mahkemeleri kuruldu. Masonlar, işkence gördüler, kürek cezasına çarptırıldılar. (Paul Naudon, Tarihte ve Günümüzde Masonluk, İstanbul, 1978, s. 109)

1738 Aforozunun ardından,1751’de Papa XIV. Benedictus, 1865’de Papa IX. Pius, 1884’de Papa XIII. Leon masonları aforoz ettiler. Aforoz gerekçelerinin başında, masonların doktrinlerinin esaslarından “Doğalcılık ve Akılcılık” yer alıyor, bunlarla “din ret ediliyor” denilerek masonluğa menfi tavır takınılıyordu. ‘A.g.e., s. 109)

Ortodoks Hristiyanlarının lideri, İstanbul’da oturan Fener Patrikhanesi patriğinin de masonları aforoz ettiğinden bahsedilir.

Masonluk, Ortaçağ ve Yeni Çağ’da Avrupa klasik yönetim anlayışına sahip olan  “triumvirate” ile (üçlü otoriter yönetim) mücadeleye “Avrupa Aydınlanması” ile gelen ortamda erkenden başlamış, Monarşik krallıklar – toprağa dayalı Aristokrasi  – Katolik kilisesi üçlü ittifakına karşı mücadeleye girişen bu ittifaka reaksiyon  Avrupa ticaret ve sanayi burjuvazisi – Aydınlanmacı Aydınlar grubunun “üçüncü ayağı” olarak bu mücadelede masonluk yer almıştır. Bu son üçlü grup hedefine büyük ölçüde 1789 Fransız İhtilali ile ulaşmış, Monarşik Krallıkları – Toprak aristokrasini tasfiye için Liberalizm – Nasyonalizm reaksiyonunu başarıya ulaştırarak Avrupa’da giderek cumhuriyet ve ardından demokrasiye dönüşecek “Meşrutu rejimler ve hükümetler” in yolunu açmış, adı geçen ihtilalin Laisizm reaksiyonuyla da  özellikle masonluk bu mücadelede fikren daha aktif rol oynayarak Avrupa’da giderek “Laik yönetim ahlayışı” nın öncüsü olmuştur.

Papaların kendi açılarından, masonları aforozları sürekli varlığını korumuştur. Çünkü, bir çok mason yayınında Katolik kilisesi ve onun başı Papa’nın etkilerini kırmaya yönelik olarak fikir ve eylem ortaya koymaları sürekli varlığını korumuştur. Bu cümleden olarak bazı mason yayınlarında şu görüşlere yer verilmiştir:

“1900 yılında, kilisenin yalnız nüfuzuna karşı mücadele etmek, onu tecavüz vasıtası haline getirdiği gibi kötüye kullandığı otoritesini elinden almak için kâfi gelmez. Asıl tahrip ve yok edilmesi gelen, kilisenin toplulukları boyunduruğu altına almak için kullandığı vasıta… Yani din ve mezheptir.” (A.G. Miçhel, Mason Diktatörlüğü, İstanbul, 1976, s. 55 – Milletlerarası Masonluk Paris Kongresi,s. 102’den)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz