TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-20
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Şubat 2016 - 14:53:38

Masonların İslamiyet’ten de fikir ve düşünceler aldıklarına yönelik olarak, kitapları  ve aylık yayın organlarında Kur’dan ayetler, Hz. Muhammed’den hadisler, Yunus Emre ve Mevlana gibi İslam büyüklerinden “meşhurlaşmış sözler” aldıkları görülür. Bunlarla, “görünüşte” de olsa hem “dini ve İslamiyet’e karşı olmadıkları” nı  ve hem de kendi işlerine gelen, kendi fikirleri ve emellerine hizmet ettiklerine inandıkları alıntıları yaparlar. Masonik dergi Mimar Sinan’ın 64 inci sayısının dergi başlık sayfasının altında Kur’an’ dan şu ayete yer verilmiştir: “Gevşemeyin, endişe etmeyin. İnancınız sağlamsa, mutlaka başarırsınız.”  Masonların bu ayeti almaktan maksatları, onlara anti masonlardan gelen bir sürü “düşmanlık ve hücumlar” karşısında, onların “teselli” edilmesine yönelik masajın verilmesidir. Burada Kur’an’dan bir “metot” olarak faydalanmak esas alınmıştır.

Masonlar, Mevlana’da kendi prensiplerine uygunluk olarak sık sık şu dizelerini dile getirirler: “Gel, gene gel, ne olursan ol gene gel / Kâfir, mecusi, putperest isen de gel/ Bizim ocağımız ümitsizlik dergahı değildir. /Yük kere  tövbeni bozmuş olsan bile , gene gel.”  (Kayaalp Demirağ, Masonluk ve Hoşgörü, Mimar  Sinan Dergiisi, Sayı : 14, s. 59)

Masonluk, “Eklektizm ve Esperanto” anlamda kendisi bir din olarak tarif edildiği halde, dinlerin bazı inanış esaslarını ve görüşlerini, kendi mantık açılarına vurarak ret edecekler demektir. İslamiyet açısından işe bakacak olursak, kıyamet günü ve ölümden sonra diriliş, “mahşerde hesap günü” ve bunun sonucu cennet ve cehenneme gitmek vardır.  Masonlardan bir kısmı bunu kabul eder. Türkiye mason üstatlarından Orhan Alsaç, “Kıyamet gününü ve  ölüm sonrası hayata inanırız” derken, bazı masonlar da “ilahi olmaktan” sıyrılmış olarak, yalnızca “insan ve dünya merkezli”  bir din anlayışından bahsederler ki, masonlardan Victor Gücel, cennet, cehennem, ölüm ve diriliş,  peygamberlik,  günah ve sevap, şeytan gibi kavramları “insana indirgemek” suretiyle şöyle izah eder:

“ ‘Cehennem’  kavramına vereceğimiz saklı anlam,  bizim ‘harici hayat’ dediğimiz, maalesef dünyanın bugünkü hali olacaktır. ‘Cennet’ de, insanlar için, bir tefekkür ve mutluluk yeri olacağı ve biz Masonların amacı ve ümidi olan  ‘insanlığın ideal mabedi’ diyoruz. Demek oluyor ki, cehennem ve cennet , bizim için dünyadadır ve dünyanın bu günkü hali ile  ideal halini ifade etmektedirler.

‘Ölüm’ ve ‘yeniden doğuş’, insan bedeninin nitelikleri olmasa gerek: İnsanın ölümü, vücudun cansızlığı, yeniden doğuş da, canlanmış vücudu kastetmemektedir.  İnsanın esasını teşkil eden ruhtur.  Vücut, ancak, ruhun taşıyıcısı, evi, hatta evi bile değil, otelini teşkil eder. Dolayısıyla, çalışmamızın Ölüm ve Yeniden Doğuş kavramları, insanın ruhuna ve tinine  atfedilecektir…

Özetle ezotorik anlamda ‘Ölüm’ derken, ihtirasların idaresinde, ruhun yok oluşunu kastedeceğiz: ‘Yeniden Doğuş’ derken, ihtiraslarından kurtulup, tamamıyla tını, aklı,  doğrultusunda hareket eden insanı ifade edeceğiz.

‘Allah’ ın  ezoterik anlamından anlaşılacağı gibi, ‘İlahi Buket’e iştirak eden, insanlığın ideal mabedinin yöneticileri, idarecileri veya temsilcileridir. Dolayısıyla, ‘Allah’ın Vekilleri’, İnsan Mabedinin, yanı, dünyadaki  Cennetin ana sütunlarını  teşkil eden, onun ayakta kalmasını sağlayan, önlüklü veya önlüksüz  gerçek Masonlardır…

Allah ile insan arasındaki çatışmanın, ezoterik anlamı, bizim için akıl ile insanın hayvani ihtirasları arasındaki çatışmadır. Bu çatışmayı Allah’ın kazanması, aklın, ihtiraslara hakim oluşunu ifade eder. Aklın, bir insanda veya, daha geniş anlamda, bir insan topluluğunda , iktidara geçmesine: ‘Allah şeytanı yendi’ veya ‘Allah iktidara geçti’ diyebiliriz. Bu durumda  Kutsal Kitaplarda rastlanan, ‘Allah’ın devleti’ kavramı da, ‘Aklın Devleti’ anlamına gelmektedir. Buna karşıt olarak , bizim ‘İnsanlığın İdeal Mabedi’ diye tanımladığımız kavram, bir ‘akıl devleti’ olduğundan , bu kavram bir ‘Allah devleti’ manasına gelmiş olmaktadır.  Zaten bu sebepten dolayı bu devlete biz ‘Mabet’ demiyor muyuz?” (Victor Gücel, Kutsal Kitaaplar, Mimar Sinan Dergigisi, Yıl 1987, Sayı 6a, s. 86 – 89)

Mason locası, aynı zamanda  bir “Mabet” olduğuna göre, giderek ilahi dinleri dışlayarak, bir “İnsanlık Dini” oluşturarak, locaları bu yeni dinin “Mabedi” haline getirmeyi ihsas eden bir diğer masonik görüş de şöyledir: “Bir din taraftarı olalım veya olmayalım. Yeni bir dinin gerekliliğine inanıp inanmayalım, dini ret eden bir tarikatın üyesi yahut  Yahudi, Hristiyan veya Müslüman geleneğini sürdürmek yanlısı olalım; eğer işin kabuğu yerine, özü ile ilgilenmiyorsak, sözlerin yerine yaşama önem vermiyorsak ve kilise,  cami, sinagog yerine  insanı seçiyorsak, birleşmemizin zamanı gelmiştir.  Tümümüzün putlaştırıcı ve onlara tapınıcı eğilimlere karşı  gelmemiz gerekiyor… Dilerim öyle olsun.” (Vili Vitali Güzelbahar, Tanrı, Din, İnsan, Mimar Sinan Dergisi, Yıl 1993, Sayı 90, s. 65 – 66)

Masonların “Vahiy” gerçeğine bıkış açıları da “insanın merkez” alındığı bir bakış açısı olup, bazı masonların bu gerçeğe inanmasın rağmen, genelde çoğu masonun , “insanın bilgi edinme ve bilgiye ulaşma yolu” olarak  “Vahyi” ihmal ederek, “insan bedeni” eksenli “Akıl” ve “Beş Duyu” yu esas aldıkları görülmektedir.

Felsefe konularından  olarak bir “Bilgi Teorisi” bahsi vardır. Bunun esası, “insanın bilgiye ulaşmanın yollarının neler olduğu” dur. İlahi dinlerin ve bu arada İslamın “Bilgi Teorisi” inin esası, “üçleme” dediğimiz, Vahiy, Akıl ve Beş Duyu bilgileridir. Vahiy bilgisi, “Allah’ın Vekilleri” denilen Peygamberleri vasıtasıyla insanlara indirdiği bilgilerdir. Allah, insanı yaratırken, onun başını boş bırakmamış, peygamberleri  vasıtasıyla , amacı “Allah’a kulluk” olan, Akıl ve Beş Duyu ile elde edilemeyecek bilgileri de ona bahşetmiştik ki, bu ifadesini mukaddes kitapların metinlerinde bulur.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz