ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-22
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 24 Şubat 2016 - 16:54:38

Atatürk’ün “içeride çok sıkılmıştım, bu sebepten bir daha oraya hiç uğramadım” demesi, onun “Tek Adam” olmak ve “Lider olmak” sevdasından dolayı, “dar ve loş kalıplara sığmayacağı”, fikir ve aksiyonlarında  başkalarının  buyruğu ve disiplinlerine girmeyip “kendine buyruk” karakteri ile karşımıza çıkmaktadır ki, bu haliyle kendilerini bazı kaideleri ile tahdit etmiş masonluk Atatürk’e cazip gelmemiş olabilir. Nitekim yine onun sofrasında yaşanan bir masonluk konusundaki tartışmadan da görüldüğü  üzere, kendi tabiri ile “Mason olmadığı” ve “Kendi prensiplerini kendisinin koyacağı” na yönelik bir konuşma, Atatürk’ün  sofrasında görgü tanığı olarak bulunmuş Cemal Granda tarafından şöyle anlatılır:

“Bir akşam gece sofrada bilimsel konular tartışılıyordu. Konuşmacıların arasında  Fuat Köprülü, Ahmet Ağaoğlu, İsmail Hakkı Tekçe, Hikmet Bayur ve Mim Kemal Öke vardı.

Aklımda kaldığına göre okul ve basın yoluyla kamuoyunun değiştirilmesi konusu görüşülüyordu. Atatürk, öne sürülen düşünceleri beğenmemiş olacak ki, konuşmaları yarıda kesiyordu. O sırada Hikmet Bayur, konuşmasının içine masonluğu da katınca işler değişti. Atatürk, mason olarak bilinen Mim Kemal Öke’ye dönerek:

-‘Kemal Bey, şimdi sıra sizin. Bize masonluğu anlatacaksınız. Önce söyleyiniz, masonluğun prensipleri nelerdir?’ diye sordu.

Mim Kemal (o günlerde Türk masonlarının üstat –ı azamı ve Atatürk’ün özel doktoru idi), dilinin döndüğü kadar masonluğu anlatmaya, bu arada övmeğe çalıştı. Masonluk milliyetçi, halkçı, cumhuriyetçi gibi sözler söyleyince, toplantıda bulunanlardan biri:

-‘Madem ki masonluk böyle, bizim Halk Partisi’nin prensipleri de bunlardan başka bir şey değildir. O halde masonluğun hikmeti vücudu kalmaz’ dedi.

Atatürk tekrar Mim Kemal’den buna karşı ne diyeceğini sordu. O da şu karşılığı verdi:

-‘Halk Partisi’nin prensipleri memleket sınırları içinde geçerlidir. Masonluk, bu idealin memleket sınırları dışına yayılmasına aracı olan rasyonel bir kuruluştur. Diktatörlüğün egemen olduğu ülkelerde mason locaları yıkılır, masonlar yok edilirken, Türk milli masonları huzur ve güvenlik içinde yaşamaktadır. Dünyanın en mutlu masonları Türkiye’de barınmaktadır. Yabancı masonlar, yerli masonlara kıskanarak uzaktan bakmaktadırlar.’

Masonluğu böylesine hararetle öven Mim Kemal’i dikkatle dinleyen Atatürk, onun sözü daha fazla uzatmasını önlemek için:

-‘ Peki anlaşıldı. Reisiniz kim?’ diye sordu.

Mim Kemal, hiç kimsenin ummadığı, söylemeye cesaret edemediği şu sözleri söyledi:

-‘Memlekette barış ve huzur isteyen ve bütün dünyaya seslenerek bu idealin gerçekleştirilmesine çalışan Zat-ı Devletleri’dir.’(Atatürk’ün kendisi anlamında)

Atatürk’ün bir anda kaşları çatıldı. Sesinin tonunu sertleştirerek:

-‘Ben mason cemiyetine girmem. Başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım.’

Bu sözleri duyan Mim Kemal, biraz irkilir gibi olduysa da, sözlerini şöyle bitirmek istedi:

-‘Masonluğun temsil ettiği yüksek idealin kolayca yerine getirileceğini kabul etmek istemiyorum. Fakat bu her ülkede insanlık ülküsünün gerçekleşmesine çalışan aydınların bir araya gelmesine yardımcı olabilir…’

(Bunun üzerine Atatürk):

-‘Hayır Kemal Bey. Sen bunu söylemeye mezun değilsin. Günün birinde insanlık idealinin gerçekleşmeyeceğini kabul etmek doğru değildir. İnsanlığın günün birinde bu mutlu sonuca erişmesi çok mümkündür.’

Ünlü bir masona yanlış düşündüğünü söyleyen Atatürk, gelecekteki mutlu insanlık için  her zaman insanüstü gördüğümüz ülküsünün gerçekleşeceğine inanan asil bir nisandı. Ulusun kalkınması için sosyal reformları her şeyin üstünde tutmuştu. Başkalarının değil, kendi prensiplerini uygulamıştı.” (A.g.e., s. 293 – 296)

2-Başkalarının görüşleri: Bu görüşlerden olarak “Atatürk’ün mason olduğu” fakat, localarda içinde tanımadığı bir sürü “yabancı” nın bulunduğu, konuşulan konuların yerli ve milli konular olmaktan ziyade “uluslararası meselelerin” ve  hatta “Yahudi meseleleri” nin tartışıldığı loca ortamını Atatürk’ün sevmediği üzerinde durulur. Bu cümleden olarak, Atatürk’ün biraz da “gizemli hayat” ını yazan Armstrong ve Mechin, masonluğu ile ilgili olarak kitaplarında şu görüşlere yer verirler:

Armstrong’un yazdıkları:

“ Mustafa Kemal’i Veritas locası kardeşliğine adamışlardı. Genç erkânı harp, kendisini sevmediği, nefret ettiği muhitte buldu. Loca, kısmen  Enternasyonalist Nihilist Teşkilatı’na bağlıydı. Burada milliyetsiz insanlar, Rusya’nın saçtığı kötülük tohumlarından, Yahudilere yapılan baskıdan bahsediyor, sadece para lafı ediyorlardı. Bunlar zararlı, ne idüğü belirsiz, birtakım sırlara sahip başıboş insanlardı. Mustafa Kemal, mahiyetini iyice anlamadığı halde (İnternational Finance andİnternationalSubversion ant Subteranean) teşkilatının ağına düşmüş olduğunu hisseti.

Onun milletlerarası gayeler ve Yahudi dertleriyle alâkası yoktu. Masonluktan da hazmetmiyor ve bunu gizlemiyordu. Türk’tü, Türklüğüyle iftihar ediyordu ve bütün amacı memleketini Sultan’ın zulmünden ve yabancıların pençesinden kurtarmaktı.” (Armstrong, Bozkurt, İstanbul, 1955, s. 25)

Mechin’in yazdıkları:  “Loca mensupları, hep yabancıydı ve Türkiye’yi hiç umursamadan, yalnız Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Rusya’da, Almanya’da, Çin’de ve başka yerlerde yapılacak ihtilallerden bahsediyorlardı. Mütemadiyen (sürekli) Yahudilere ceza, cefa eden Çar II. Nikola’nın aleyhinde bulunuyorlar ve Yahudilerin hür yaşamaları ve zenginleşmelerine meydan veren Fransuva Josef’i (Avusturya İmparatoru) methü-sena (övme) ediyorlardı. Bunlar, uzun saçlı ve sinirli aydınlardı ve daima aldıkları gizli haberleri birbirlerine fısıldıyorlar ve rumuzlu (şifreli) ifadelerle konuşuyorlardı. Mustafa Kemal, milletlerarası bir karakterde ve gayelerini bir türlü anlayamadığı gizli bir teşkilatın öksesine (tuzağına) düştüğünü anlayınca, kendisi gibi bir milliyetçi adamın burada ne işi olduğunu düşünmeye başladı.” (BenoistMechin,  Kaplan ve Pars Mustafa Kemal, C. I, İstanbul, 1955, s. 19)

Mustafa Kemal’in, “dar kalıbı, karışık ve karanlık fikri yapısı” içine sığmadığı masonlarla kendisinin de üyesi olduğu İttihat ve Terakki Partisi /Cemiyeti’nin sıkı fıkı olmasından rahatsızlık duyduğundan bahsedilir:  “Bundan başka (masonluktan sıkılması) o, bir sonradan gelmeydi. ‘İttihat ve Terakki’yi idare edenler, kendilerini mason derecelerinin keşmekeş perdeleri arkasına saklamışlardı. O sadece küçük bir kardeşti ve verilen emirleri yerine getirmekle mükellefti. Halbuki onun yaradılışı ya kendi emir verecek, yoksa hiçbir şeye karışmayacak bir yapıdaydı.” (Armstrong, Bozkurt, İstanbul, 1955, s. 26)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz