PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-29
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 3 Mart 2016 - 14:23:53

Gürsel’in kendi başkanlığında kurduğu I. ve II’ inci  hükümetlerde 7’şer tane mason bakan  vardı. O yıllarda bakan sayısının 16 olduğu dikkate  alınırsa, neredeyse 27 Mayıs Rejimi Dönemi hükümetlerinin  yarısı masonlardan ibaretti. Bu durum karşısında, masonluğa karşı olan ve kendisine “Katıksız Atatürkçü” veya “Köktenci Atatürkçü” denilen ve darbe günü İstanbul’daki 66. Tümeni ile darbeye aktif destek veren  Tümgeneral Faruk Güventürk ve kendisi gibi düşünen arkadaşları, Gürsel’in etrafındaki “mason hakimiyeti” nden   rahatsız  olmuşlar, hatırlarında anlattığı üzere, “Topluca Cemal Gürsel’e gidip, etrafındaki masonları dağıtıp diktatörlük hevesinden  vazgeçirilmesinin bildirilmesini  oy birliği ile kabul ettik” şeklinde yazar (Faruk Güventürk, Üniformalı Politika,  Yeni Gazete, 6 Nisan 1970).

27 Mayıs Darbesi – Mason ilişkilerinden olarak bir diğer gerçek de, Adalet Partisi’nin başına “mason” denilen Süleyman Demirel’in getirilmesini, Gürsel hükümetlerinde İçişleri Bakanlığı da yapmış  mason Nasır Zeytinoğlu’nun Gürsel’e empoze ettiğinden bahsedilir.

Masonlar, 27 Mayıs Rejimi ortamında, bu rejimin her önemli olayı ve artçı  darbelerinde  önemli roller oynamaya devam etmişler, artçı darbelerden olarak 14’lerin tasfiyesi ile sonuçlanan 13 Kasım 1960 Darbesi yanında, yine artçı darbelerden olan 6-7 Haziran 1961 “Saray Darbesi” ve   22 Şubat 1962  Albay Talat Aydemir darbe girişiminde de varlıklarını göstermişlerdir.  Bu cümleden olarak 27 Mayıs Darbesinin genç ve aktif cunta üyelerinden Albay Talat Turhan hatıralarında şunları yazar: “       “Silahlı Kuvvetler Birliğine (13 Kasım Darbesinden sonra MBK’ne karşı alternatif olarak kurulan ve ulusalcı karakteri ile tanınan yeni bir cuntanın doğması)  karşı olan güç masonik bir güçtü. Masonlar SKB’nin ulusalcı tavrından rahatsız olmuşlardı. SKB’nin, Orgeneral Cevdet Sunay’ın içine girdiği dönemden önce, ilk aşamalardaki başkanlığını  H. K. Komutanı İrfan Tansel kabul etmişti.

Liderliğini Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’in Başyaveri, mason Hava Kurmay Albay Agasi Şen’in çektiği bir cunta,  kendi adamları olan bir Hava Korgeneralinin, Hava Kuvvetleri Komutanlığına atanmasını başarmış ve H. K. Komutanı İrfan Tansel’i de Waşhington büyükelçiliğine atamıştı. Bu olay üzerine SKB toplandı ve kararın kabul edilmez olduğunu karara bağladı. Masonikoldu bittiyi kabullenirse, SKB’nin ölüm fermanını kendi eliyle imzalamış olurdu. Bu nedenle SKB Hava Kuvvetlerine yapılan atamanın iptali için Köşk’e 6 Haziran 1961’de bir ültimatom verdi… SKB, Çankaya’ya vermiş olduğu bu ültimatomla kendisine yönelik bir masonik darbeyi önlemiş oluyordu

Burada da (22 Şubat 1962 darbe girişiminde)  gene masonik bir komployla karşı karşıya bırakıldık. O zaman farkında değildik ama hareketin başını çeken ve vazgeçen Tuğgeneral Refik Tulga masondu. Demek ki masonlar, Silahlı Kuvvetler içindeki devingen güçleri yönlendirip sonra da yalnız bırakmak suretiyle tasfiyelerine olanak sağlamayı öngörmüşlerdi… Şu anda daha iyi anlıyorum ki, masoniktezgah içinde tertipten tertibe itilmişiz.” (Talat Turhan, Genç Kemalistler Ordusu, İstanbul, 2004, s. 24- 30)

27 Mayıs’ın önemli olayları ve girişimlerine damgalarını vurmaya devam eden masonların, “27  Mayıs Darbesi ve Rejiminin en büyük eseri” denilen  “1961 Anayasası” nın yapılmasında da önemli görevler aldıkları görüldü. Bu anayasayı hazırlamaya yönelik olarak  MBK tarafından bir “Kurucu Meclis” kurulmuş,  “Anayasa Komisyonu” başkanlığına bir mason Prof. Dr. Enver Ziya Karal getirilmişti. İptal edilen 1924 Anayasası’na göre (Atatürk’ün anayasası da denilir) daha geniş hak ve hürriyetleri ihtiva eden 1961 Anayasa’nın bu özelliği, “Masonluğunu ana umdelerinden” denilen “Hürriyetlerin daha geniş olarak kullanılmasını”  esas aldığı için, hakkında  “masonik karakter taşıyan bir anayasa” değerlendirme ve yorumları da yapılmıştır.

“Darbe Anayasası” denilen 1961 Anayasası yürürlüğe girince, “Hak ve hürriyetlerin aşırı kullanılması veya istismar edilmesi” denilerek toplum “Anarşi ortamı” olarak adlandırılan  ortama sürüklenince, yeni darbelerden olarak 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Darbeleri “Anarşiyi önlemek, ülke , millet ve devlet varlığını ve bütünlüğünü korumak” gerekçesiyle kendisini göstermiş, 12 Mart Darbesi Rejiminin Başbakanı Prof. Dr. Nihat Erim, “Bu Anayasa bize lüks geliyor” gerekçesiyle  224 maddelik 1961 Anayasasının   120 maddesini  değiştirerek daha otoriten bir devlet yönetiminin kurulmasısın sağlamış, 12 Eylül Darbesinin lideri  Orgeneral Kenan Evren ise, 1961 Anayasasını tamamen ortadan kaldırarak, hak ve hürriyetlerin iyice kısıtlandığı daha da otoriter bir anayasa olan 1983 Anayasasını yaparak yürürlüğe koymuştur. Ülkemiz büyük ölçüde halen bu anayasa ile idare edilmektedir.

“Masonluk ilişkileri” açısından, bütün bu gerçekler ışığında, Menderes Dönemi ve 27 Mayıs 1960 Darbesi ve Rejimi Dönemi değerlendirilecek olunursa,   devlet, ülke ve millet olarak nelerle karşı karşıya geldiğimizin daha iyiyi taktirini sizlerin yapacağına inanıyoruz.  Son

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz