GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

SORULARLA BİLİNMEYEN MASONLUK-5
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 4 Şubat 2016 - 17:27:31

Batı Hristiyan sömürgeciliğinin misyonerlik yoluyla nasıl amacına ulaştığının en çarpıcı örneği, Kenya Devlet Başkanı JomoKenyatta’nın şu sözleriyle dile getirilmiştir: “Hristiyanlık Afrika’ya geldiğinde Afrikalıların toprakları, Hristiyanların İncilleri vardı. Hristiyanlar bize gözlerimizi kapayarak dua – ibadet etmemiz gerektiğini öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda onlar bizim topraklarımızı, biz de onların İncillerini almıştık.” (Ali Mazrui, Afrikalılar, İstanbul, 1992, s. 150)Mazrui, “Hristiyanlık Afrika’da genelde Emperyalizmle özdeşmiştir” şeklinde yazar. (A.g.e., s. 150)
Misyonerlik ve Misyonerliğin Türk tarihinde “büyük yıkım örneği” ile ilgili olarak da Amerikalı yazar EdvardMeadEarle şunları yazar: “Misyonerlik Türkiye’de olduğu kadar hiçbir ülkede emperyalizme hizmet etmemiştir.” (E. M. Earle, Bağdat Demiryolu Savaşı, İstanbul, 1976, s. 148)Earle’nin bu tespiti boşuna değildir. 1870 – 1876 zaman diliminde Balkanları, Bulgaristan’ın bağımsızlığı uğrunda Osmanlı Devletine isyanla “kan gölü”neçeviren Bulgar Komitacıları, misyonerlerin açtığı İstanbul’daki Robert Kolejde yetiştirilmişler, Ermenileri bağımsızlık emeliyle Doğu Anadolu’yu 1892 – 1900’de “kan gölü” ne çevirenler Ermeni Komitacıları ise, adı geçen bölgede faaliyet gösteren misyoner okullarında yetiştirilmişlerdir.
Bulgaristan için “Bulgaristan, Robert Kolejin eseridir” denilmiştir.( Calep Frank Gates, Not To Me Only, Princeton, 1940, s. 168) Doğu Anadolu’da Ermeniler de bağımsız olsalardı herhalde, “Ermenistan Harput Kolejinin eseridir” denilecekti.
Masonluğun gerek dünyada ve gerekse Osmanlı Devletinde “sömürgeciliğin nasıl bir aleti haline getirildiği” ne dair, İstiklal Harbimizin Doğu Cephesi komutanlarında Kazım Karabekir şöyle dile getirir:
“İşgal olunacak yerleri az kuvvetle elde tutabilmek ve müstemleke olmaya istidadı (kabiliyeti) olan başka yerleri kolayca işgal edebilmek için masonluğun, ilmi, insani gibi gösterilen sırrını bir maske olarak kullanmayı pek faydalı bulmuşlardı. Mesela İngilizler, Hindistan’a ayak basar basmaz oradaki hükümdar, raca, prens gibi ileri gelenleri masonluk teşkilatına aldılar. Her tarafta açtıkları mükellef ve her türlü konforu havi (içine alan) localarda bu zatlara büyük itibarlar ve menfaatler göstererek kendilerini İngiliz mütefekkiri (düşünürü) ve siyaset adamları arasında ehemmiyetli (önemli) mevki sahibi yaptılar. Onlara birçok maddi menfaatler gösterilmiş olduğundan çabuk yumuşadılar ve her türlü propagandaları kabule müsait (uygun) bir hale geldiler. İlmi ve insani bir kardeşlik dolayısıyla onlardan her türlü malumatı kolayca aldılar. Ve her işte müzaheretlerini (yardım) de temin ettiler.
İşte bu suretle masonluk, artık milletlerin hayatı ve ölümü üzerinde müessir (etkili) bir kuvvet haline gelmiş bulundu. Çünkü İngilizlerden başka Fransızlar da, İtalyanlar da hatta küçük müterakki (gelişmiş) devletler de bu teşekkülü siyasi emellerine tam elverişli bir müessese haline koymuşlardı…” (Kâzım Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik, Nasıl İdare Ettik ?, C. I, İstanbul, 1936, s. 94)
Soru: Bilindiği gibi Spekülatif Masonluğun doğduğu 17. Asırdan itibaren Osmanlı Devleti de Batının sömürgeci ve yayılmacılığının bir mücadele alanı haline gelmişti. Masonluk sömürgeciliğin bir aleti olarak kullanıldığına göre, Osmanlı Devleti bundan nasıl etkilenmiştir?
Cevap: Tarihimizde bunun en güzel izahını, biraz da olup bitenlerin görgü tanığı olarak Kazım Karabekir yapar.
“İngiltere, Fransa ve İtalya Osmanlı şehirlerinde loca açmak hususunda da (misyoner okulları açmak yarışında olduğu gibi) birbirleriyle âdeta yarış ediyorlardı. Her biri kendi nüfuzunu genişletmek için Türk olmayanları aralarına alıyor ve onlara ihtilal fikirleri aşılıyordu” görüşlerine yer veren Karabekir, Osmanlı aydın ve bürokratlarını “avlamak” için kendisini nasıl cazibe merkezi haline getirdiğine yönelik olarak da şunları yazar:

“1- Bulücistan, Afganistan, İran ve hatta Osmanlıların baş vezirleri (sadrazam=başbakan), şehzâdeleri ve hükümdarları bile bu localara girmeye can attılar. Çünkü oraya girmeyen bir ‘recül-i devlet’ (devlet adamı) ilmi ve insani bir kafadan mahrum sayılacağı ve bir Avrupalıya muhatap olamayacağı hakkında propagandalar yapılmış ve fiili bazı misaller de gösterilmiş idi.
2-Dış propagandanın tesiri ile İttihat ve Terakki Cemiyeti, mason olmakla memleket dışında ve içinde hürmet ve itibar kazanacağını sandı.
3-Masonluğun siyasi ve içtimai mevki ve servet gibi bir takım menfaatlere bir basamak haline getirilmesi de onun maharetle örülmüş ağına düşmeyi kolaylaştırıyordu.” (A.g.e., s. 96 – 97)
İngilizlerin yanında Masonluğu Osmanlı ülkelerinde sömürgecilik ve yayılmacılığının bir âleti olarak kullanan devlet de Fransa olmuştu. Bunun en güzel izahını Fransız yazar Paul Dummont yapar. Dummont, “Sömürge Masonluğu” dediği masonluktan Osmanlı Devletinin de nasibini nasıl aldığı hakkında şunları yazar:
“Osmanlı masonluğu XVIII. yüzyılın sonlarına doğru doğdu. Ama, ancak 1850’den sonra, Tanzimat İmparatorluğu’nun Batı’ya, siyasal, ekonomik ve kültürel açılışı sayesinde gelişmeye başladı. O dönemde açık ve seçik olarak bir ‘sömürge’ masonluğunun çizgilerini taşımaktadır. Gerçekten de Sultan’ın topraklarındaki düzinelerce locanın hiçbiri özerk değildir. Hepsi aralarında rekabet olan ve farklı ulusların çıkarlarını temsil eden çeşitli yabancı obediyanslarına (masonluk merkezlerine) bağlıydılar.” (Angelo Iacovelle, Gönye ve Hilal İttihat ve Terakki ve Masonluk, İstanbul, 1998, s. 9)
Dummont, “Sömürge Masonluğu”nun “Fransız örneği”nden bahsederken de şunlardan baühseder: “ Değinmemiz gereken nazik bir nokta da, Grant Oriental’a (Fransız Masonluk merkezi) bağlı locaların, Fransız emperyalizminin Osmanlı İmparatorluğu’na sokulmasında ne dereceye kadar rol oynadıklarıdır. Bu konuda, hemen belirtmek gerekir ki, atölyelerle (mason localarına atölyeler de denilir)) yapılan yazışmalar, bu problem konusunu sükut ile geçiştirmektedir. Bizi ilgilendiren dönem içinde, birçok üstadı muhteremin mektuplarında, Fransa ve Fransız çıkarları için çalıştıklarını, iftihar ile kaydettiklerini görüyoruz. Yine aynı açıdan, Grant Oriental’ın bazı sorumluları Türkiye’de kurulan locaların sadece fikri yayılmanın araçları değil, ekonomik, milli ve siyasi girişimlerin âletleri olarak benimsemektedir.” (Paul Dummont, Grant Orient de France Arşivlerinde Osmanlı Mason Locaları, İstanbul, 1985, s. 55)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz