ERÜ’DE “EVLİLİK OKULU SEMİNERLERİ” DEVAM EDİYOR

ERÜ’DE “EVLİLİK OKULU SEMİNERLERİ” DEVAM EDİYOR

11. CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’ÜN ACI GÜNÜ

11. CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’ÜN ACI GÜNÜ

KERKENES KAZISINDA DEMİR ÇAĞI’NA AİT KURT FİGÜRÜ BULUNDU

KERKENES KAZISINDA DEMİR ÇAĞI’NA AİT KURT FİGÜRÜ BULUNDU

HAKEMLERE ÇİRKİN SALDIRILARA AĞIR CEZALAR

HAKEMLERE ÇİRKİN SALDIRILARA AĞIR CEZALAR

TKB’DEN KOCASİNAN BELEDİYESİ’NE BAŞARI ÖDÜLÜ

TKB’DEN KOCASİNAN BELEDİYESİ’NE BAŞARI ÖDÜLÜ

SUÇLUYU BULDUM!
SUÇLUYU BULDUM!

Yanılmıyorsam eğer, bizi bu hale getirenin kim olduğunu buldum. Karı koca,zengin fakir,yaşlı genç,öğrenci öğretmen,evli bekar,işçi işveren,esnaf vatandaş hulasa toplumun bütün kesimlerinin yüzünü güldürmeyen,onlara hayatı zehir eden melaneti öğrendim. Kimi dinlesem, ne okusam,ne seyretsem bir mutsuzluk tablosu ile karşılaşıyorum. Bu durum öyle kanıksanmış ki artık olağan bir vaziyet halini almış. İnsanların beti benzi ölü gibi sapsarı. Kimsenin […]

Yanılmıyorsam eğer, bizi bu hale getirenin kim olduğunu buldum.

Karı koca,zengin fakir,yaşlı genç,öğrenci öğretmen,evli bekar,işçi işveren,esnaf vatandaş hulasa toplumun bütün kesimlerinin yüzünü güldürmeyen,onlara hayatı zehir eden melaneti öğrendim.

Kimi dinlesem, ne okusam,ne seyretsem bir mutsuzluk tablosu ile karşılaşıyorum.

Bu durum öyle kanıksanmış ki artık olağan bir vaziyet halini almış.

İnsanların beti benzi ölü gibi sapsarı.

Kimsenin yüzü gülmüyor.

Gülenler ise bir tiyatro sahnesinde rol icabı gülüyorlar sanki.

Yapmacık ve sahte…

Zaten çoğunluk somurttuğu için arada bir gülenler, hiç de hoş karşılanmıyor.

Herhalde ”kafasında var” diyorlar.

Ya da şımarık veya saygısız…

Kimsenin kimseye ‘merhaba’ diyecek cesareti yok.

Herkes kendinden korkar vaziyette.

Hoşgörü,anlayış ortalıkta pek sık görülen şeyler değil.

Çok kıymetli…

Arada bir beyefendi ve kibar insanlar çıkmıyor değil tabi.

Fakat bir türlü anlam veremiyoruz.

O ‘cins’ insanların yaptıklarına .

Kimse kimseyi görmek konuşmak istemiyor.

Sun i internet arkadaşlığı hariç tabi.

Görüşenler ve konuşanlar ise zorunluluktan veya menfaat icabı…

Bu zamanda,ailecek ziyarette pek kalmadı sanırım.

Cenaze,düğün ve ölümcül hastalık dışında…

Herkesin eşi dostu evindeki televizyon, bilgisayar,cep telefonu.

Dizilerdeki kahramanlar evlerimizin başköşesinde…

Adam öyle ki evinde misafir varken dahi televizyondan gözünü alamıyor.

Gönülden bir sohbet hak getire.

Herkeste bir telaş, bir koşuşturma…

Sanki bir yerlere bir şey yetiştirecek…

Dünya meşakkati’ bir türlü bitmek bilmiyor.

6 yaşındaki çocuktan tutun 60 yaşındaki adama kadar herkeste aynı telaş…

Milletin büyük çoğunluğunun boynu sapından kırılmış…

Gelecek ve geçim kaygıları ensesinde…

Günü kurtarmak,ele güne muhtaç olmamak en büyük başarı sayılıyor…

Zengininde ise saltanat ve lüks yaşam hastalığı,ihtiras…

O şatafatlar ve ihtişamlar mutlu etmeye yetmiyor ne yazık ki.

Orta kesim, ‘iki cami arasında kalmış beynamaz’ misali kendisini hangi tarafa koyacağını bilemiyor.

Amiyane tabirle, üst tabakayla ‘s..k’ yarıştırmaya kalkıyor.

Ve devamlı nefes nefese…

Bana göre toplum tam bir cinnet halinde vesselam.

Şöyle ağız tadıyla,sindire sindire,hayatın tadını çıkararak yaşamak sadece hayallerde…

Aşk ve sevgi şiirlerde, romanlarda…

Velhasıl kimse hayatından memnun değil.

Belkide ben abartıyor olabilirim.

Ama benim penceremden gördüğüm manzara bu.

Sanki bize bu görevler verilmiş ,kendi irademizin dışında bu hayatı yaşamak zorundayız gibi geliyor bana.

Bir emri yerine getirmeye çalışan askerler gibi…

Bu emir, tüketim emri…

Çalış,yarış ve mütemadiyen tüket.

900 lira maaş alan birinin, elindeki telefonla yetinmeyip gücünün çok üstünde,son model telefon almak için

çırpınması,ne vahim ve acıklı durumda olduğumuzu göstermeye yeter sanırım.

Bu sadece küçük bir örnek.

Sistem hepimizi tüketmeye kodlamış.

Ve bu sistemin adı  Kapitalizm.

Kapitalizm, yani para anlamına geliyor.

Ekonomisi,siyaseti,sanatı, sosyal hayatı kapitalizme yani paraya endeksli ülkelerde insanlar bu yüzden mutlu değiller bana göre.

Yani paranın en büyük güç ve değer olduğu sistemlerde insanı insan yapan bütün değerler zamanla çürümeye yok olmaya mahkum oluyor.

İnsanları paraya,metaya yönlendirerek onları tüketim aracı haline getirip daha çok kar elde etmeyi hayatın birincil

amacı yapan bu sistem zamanla insana dair bütün güzellikleri paraya tahvil etmeye başlıyor.

Sonuç malum.

Para ve mal sahibi olan ama mutlu olamayan insanlar…

Arada bir”benim için para mühim değil,mühim olan insanlık” diyenler çıksa da sakın aldanmayın.

Onların gönüllerinden güzel temenniler geçse de bu çarkın içinde yapacak fazla bir şeyleri yok.

Kıymetli okurlarım,mutsuzluğumuzun suçlusunun ”vahşi kapitalizm” denen canavar olduğunu düşünüyor buradan yetkililere ihbar ediyorum.

Bizi bu canavardan kurtarın!

Bu hayattan mutlu olduğunu iddia edenler olabilir.

Saygı duyarım.

Ama ben mutlu değilim.

Bu vesile ile onu söylemiş olayım.

Herkesin yüzünde gülücükler açtığı,birbirini seven mutlu insanlar,paranın değil insanın hatırının sayıldığı,gelecek kaygısı olmayan bir toplum dileğiyle…

Saygılarımla

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz