681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

AMATÖR SPOR HAFTASI HENTBOL MÜSABAKALARI SONA ERDİ

AMATÖR SPOR HAFTASI HENTBOL MÜSABAKALARI SONA ERDİ

KOCASİNAN’DA ULUSLARARASI FUTBOL TURNUVASI

KOCASİNAN’DA ULUSLARARASI FUTBOL TURNUVASI

KAYSERİSPOR, KONYA MAÇI İLE YARALARINI SARACAK

KAYSERİSPOR, KONYA MAÇI İLE YARALARINI SARACAK

SÜLEYMAN DEMİREL’İN MASONLUĞU MESELESİ MASONLAR ARASI KAVGA – BÖLÜNME-10
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 3 Ocak 2016 - 17:14:00

Demirel’in adaylığına karşı çıkan bir diğer Eski Demokrat da Beliğ Beler olmuş, onun hakkında, “Herkese menfaatçi yaklaşır”, “Benden büyük adam yok fobisi içindedir ve tek adam olmak ister” teşhisinde bulunarak karşı çıkmıştı. (Beliğ Beler, 27 Mayıs 1960 Yassıada Faciası, s. 36)
Demirel’i genel başkan olarak destekleyip, daha sora içine düştüğü hatalar sebebiyle bundan pişmanlık duyanlara bir örnek verilirse, bunlardan Mehmet Turgut hatıralarında yazar: “ Aradan yıllar geçti. Bir çok şey unutuldu, birçok şey yeniden dile getirildi ve Demirel AP’de tek adam olup tek şef haline geldi.” (Mehmet Turgut, Hatıra Nev’inden Notlar, s. 182)
Daha sonraki yıllarda Demirel’in “tek adam, tek şef” olmasından sızlanacak olan AP’nin ağır toplarından Mehmet Turgut ki, Demirel’in kazanması için en önde çalışanlardan birisi olmuş, daha sonraki yıllara bu konuda nasıl “aldanma” için düştüklerini de hatıralarında şöyle itiraf etmişti: “Özetle söylemek gerekirse Demirel’in önce adaylığında
, sonra da genel başkan seçilmesindeki ısrar ve inadımızda bizleri haklı gösterecek birtakım faktörler vardı. Ama itiraf etmek gerekir ki, günün şartları içinde ve o günkü ölçülerimizle bizler Demirel’i iyi tanımamışız, bu kadar önemli bir mevzuda karar vermek için, genç, tecrübesiz ve geleceği görmekten uzak kimselermişiz. Devleti, devlet felsefesini ve devlet adamının ölçülerini bilmiyormuşuz. Bütün bunlardan dolayı da hata ettik. Hem de çok büyük bir hatadır. Adalet Partisi için ve bizler için büyük hata olmuştur. Bundan dolayı ben, kendi adıma, Allah’ın ve milletin affına sığınırım.” (Mehmet Turgut, Siyasetten Portreler, İstanbul, 1996, s. 296)
Mehmet Turgut gibi Demirel’e destek vermeyenlerin “projeksiyon tahminleri” ne bakınız ki söylediklerinin hepsi de ortaya çıktı. Demirel, Demokratik Türk siyaseti geleneğinin sendromlarından olarak bir çok lider gibi (Türkeş, Erbakan, Ecevit vb.) “ölene kadar” işbasında kaldı. “Otoriter yönetimi” ile “Yeminliler Grubu” denilen “Masonik kadronun” etkisinde kendisine rakip olabilecek herkesi partiden tasfiye etti. Bu sebepten, halkın “tek ümidi” olarak 1965 seçimlerini kazanarak tek başına iktidara gelen partisini “otoriter yönetimi” sebebiyle “iki defa” bölerek (Milli Nizam Partisi ve Demokratik Partinin kurulması) bunun sonucu AP’nin oylarının bölünmesine sebep olması, hem partisi hem de Türkiye için “büyük istikrarsızlık” unsuru oldu. Sonunda, “küçük olsun benim olsun” zihniyetiyle koalisyon hükümetleri ortağı olmaya razı oldu. 12 Eylül Rejimi partisini kapattı. “Baş olmak” sevdasını bırakmadığı için bir sürü “emanetçi” partiler kurdurarak, fırsatını bulup bunların başına geçmek suretiyle Türk siyaset sahnesine yeniden döndü. Partisi Doğru Yol Partisi tek başına iktidar olacak kadar oy alamadığı için koalisyon hükümetleri kurdu. Sonunda, “yanıp tutuştuğu” denilen Cumhurbaşkanı olmayı başardı. Bu görevinden ayrılınca, “kendisinden nemalanmak” sevdasında olan çevreler onu yeniden siyaset sahnesine itmek istedilerse artık bedenen yıprandığı ve kendi tabiriyle “yorgun düştüğü” için köşesine çekilmek zorunda kaldı. “Ölünceye veya yoruluncaya kadar işbaşında kalmak sendromu”, en çarpıcı şekilde kendisini İsmet İnönü ve Süleyman Demirel’in şahsında göstermiş, bunlar ancak “yorgun” düşünce işi bırakmışlardı. CHP Genel Başkanı İnönü 1972’de genel başkanlığı genel başkan seçimlerinde rakibi Bülent Ecevit’e kaptırınca bundan çok üzülmüş, damadı Toker’in yazdıklarına göre, İnönü parti kongresini tekrar toplayıp başa tekrar geçmek istemişse de “Bedeni yorgun düştüğü” için işi bırakmıştı. Bunlara nazire, “Milliyetçi Hareket” misyonundan Alpaslan Türkeş ve “Milli Görüş” misyonunda Necmettin Erbakan ölünceye kadar partilerinin başında kalmışlardı ki, “en gelişmiş Demokrasiler” denilen Batı demokrasilerinde rastlamayan bu sendromlu hayat Türk Demokrasisinde yaşanmış, ‘Su başlarını tutan devler” denilenler kendilerinden başkalarını “hayat hakkı” tanımamışlar, bu sebepten, bunlar kendilerinden sonra Türkiye’nin yönetimini devralacak ehliyetli ve kariyer sahibi liderlerin yetişmesine engel oldukları için “yorgunlukları” veya “ölümleriyle” birlikte hem partilerinin sonunu hazırlamışlar ve hem de Türkiye’yi “ehil lidersizlik, istikrarsızlıklar” için sürüklemişler, bu sebepten Türkiye hep kötü yönetilmiştir.
AP içinden ağır topların çoğu Demirel’i destekliyorlardı. Bunlar, Demirel’in karizmasını başta Bilgiç olmak üzere diğer genel başkan adaylarına nazaran daha iyi buluyorlardı. Bunlar nezdinde Demirel’in başarılı şu işleri müdürlüğü yanında, fizik yapısının uygunluğu, üstün hitabet gücü çekiciliğini artırıyordu. Türkiye’yi çok iyi bilen birisi olarak görülüyor, konuşmalarında fikir ve proje üretebiliyor, sorunların çözüm yollarını göstermesi cazibesini daha iyi artırıyordu. Diğer adaylarda bu özellik yok denecek kadar azdı.
Saadettin Bilgiç’in zaafları: AP’nin Kasım 1964 kongresinde üç aday yarışacaktı: Demirel, Bilgiç ve Tekin Arıburnu. Arıburnu, Menderes döneminin Hava Kuvvetleri Komutanlarındandı. Asker kişiliği sebebiyle politikayı fazla bilmeyen birisi ve üstelik de 27 Mayısçılar nezdinde “siyasi suçlu” gözüyle bakıldığı için askerler nezdinde puanı olmayan, halk nezdinde “silik” birisi idi.
Asıl çekişme Bilgiç – Demirel arasında olacaktı. Kongre öncesinde seçilebilme ibresi Bilgiç’ten yana idi. Çünkü, Demirel, “Şapkasını alıp kaçmak” la partide kendisini “pasife” almış, hatta Gümüşpala ölünce Bilgiç ve arkadaşlarının kendisine yaptıkları “Genel başkan ol” teklifine “şimdilik kalsın” diyerek müspet cevap vermemiş, bunun üzerini genel başkanlık konusunda AP’de teşkilattan sorumlu Bilgiç’in yıldızı parlamaya başlamış, genel başkanlığa hevesli Bilgiç illeri dolaşarak kendisini lanse etmemeye çalışmış, çoğu yerde AP il yöneticileri ve partili seçmenler tarafından “genel başkanım” hitabıyla karşılanmıştı.
Parti ve ülke geneldi Bilgiç’e bir teveccüh vardı ama, bir çok “şahsi zaafları var” denilerek, bunlar sonucu Bilgiç’in seçilemeyeceği yönünde görüşler de kendisini göstermişti. Bir kere Bilgiç’in Demirel’in genel başkan adaylığına önce evet deyip sonra bundan çark etmesi, aleyhine ilk puan oldu. Onun için diğer bir fena puan üslubunun çok zayıf olmasıydı. Mecliste Kıbrıs Meselesi müzakere edilirken, Bilgiç’in partisi adına yaptığı konuşma çok başarısız oldu. Bu durum karşısında birçok kişi nezdinde “Bu iş Bilgiç’le olmaz” düşüncesi uyandı. (Ali Naili Erdem, Siyasetin Yollarında, s. 80)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz