AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

TASAVVUF VE MESNEVİ FELSEFESİ –I
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 21 Kasım 2016 - 13:39:13

Tasavvuf felsefesinin temelinde aşk vardır.
Mevlana’ya göre tanrıya ulaşmak için gerekli olan en önemli şey aşktır.
Mevlana’nın sevgisi evrenseldir, ırk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları kapsar.
Mevlana sevgisini diğer din ve ırklardan olanlara da göstermiştir.
Nitekim öğrencileri arasında Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Rumlar, İranlılar, Araplar, Ermeniler bulunmaktaydı.
Mevlana, tüm dinleri bir görmekte, dinler arası ayrılığın Tanrı ile bağdaşmayacağını düşünüyordu. Sonuçta asıl mesele insandı ve dinler, felsefeler ve ahlak sistemleri insanı daha mutlu, daha değerli yapma yolundaki vasıtalardı.
O’na göre tüm insanlar, tanrının bir görüntüsüydü. Mevleviliğin benimsediği ve Mevlânâ’nın eserlerinde dile gelen bu anlayış, yeni değildir; varlık birliği (vahdeti Vücut) görüşüne dayanır. İnsanda, ruh denen, Tanrısal bir öz vardır. Ruh, insan varlığının en yüce özüdür.
İnsana insanlık değeri kazandıran bir cevher’dir.
İnsanı gerçeğe ulaştıran, Tanrısal özün sırlarına erdiren, akıl değil aşktır.
Aşk, insanın özünde, Tanrı‘ya karşı duyulan en derin bir özlem niteliğini taşır.
Aşkın özünde dile gelen, sezgidir. Aşk ile sezgi birbirini bütünleyen iki manevi güçtür. Onlar birbirinden ayrılmaz. Sezgi ile aşk, insan ruhunun kavrayış, anlayış gücüdür; bilme, öğrenme yeteneğidir.
İnsan, yalnız aşk ile olgunlaşır, gerçekleri, Tanrısal sırları kavrayabilecek olgunluğa ulaşır. Bütün yaratıklar, sema ederler, kendi dillerince Tanrı‘yı anarlar.
Tanrı, sürekli yaratış eylemi içinde olan, daima kendini yenileyen, bütün varlık evrenini bir yüce bütünlük içinde kuşatan iradedir, sevgidir, bilgidir. İnsan, aşk ile basamak basamak Tanrı‘ya yükselir, belli kemal aşamalarına ulaşır.
Ulaştığı her aşamada, Tanrı‘yı ayrı bir görünüş niteliği’nde sezer. Bu bakımdan aşk ile yükselmek, kemal ve irfan sahibi olmak, Tanrı‘ya yaklaşmak anlamına gelir. Bütün insanlar, yeryüzünde edindikleri bilgi (aşk ile kazanılan bilgi) derecesine göre Tanrı‘yı yansıtan birer varlık oldukları için, insanı sevmek, Tanrı‘yı sevmektir.
Yaratılmışlar içinde en yücesi insandır.
İnsanın yüceliği, Tanrı‘ya yakınlığından, gönlünün bir Tanrısal görünüş alanı olmasından ileri gelir. Tanrı, insanı birtakım ilâhi özlerle, yüce nitelik ve yeteneklerle donattı.
Varlıklar içinde onu yüce kıldı. İşte bunu anlama ve bu yüceliği kavramaya irfan denir. İrfan, aşk ve sezgi ile kazanılır. Gönlünde aşk ateşi, ruhunda Tanrı sevgisi bulunmayan, bunu, derin anlamı kavrayamaz; insanın özünde saklı ilâhi sır’a eremez. Bu sıra ermenin yolu «aşk ile yanmak, aşk ile pişmek»tir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz